Allah’ın Kelamında Gerçek Kulun Yedi Özelliği
Bismillahirrahmanirrahîm
Allah-u Teâlâ, Miraç gecesinde İslam Peygamber’ine (s.a.a) gerçek kulun yedi özelliğini açıkladı ve şöyle buyurdu:
“İnsan, günahı terk etmek, susmayı bilmek, Allah korkusuyla gözyaşı dökmek, haya sahibi olmak, haramdan sakınarak midesini kontrol etmek, dünya sevgisinden uzak durmak ve müminleri sevmek suretiyle gerçek bir kul olabilir.”
Allah-u Teâlâ, Enbiya Suresi’nde on yedi peygamberin kıssasını ve Hz. Meryem’in (s.a) hikâyesini anlattıktan sonra, 92. ayetten surenin sonuna kadar sonuç bölümüne geçerek genel esasları ve temel ilkeleri açıklamıştır.
Enbiya Suresi’nin 92. ayeti önemli ve temel noktalar içermektedir:
“Şüphesiz bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir; ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”
Allah-u Teâlâ bu ayette bütün insanların tek bir ümmet olduğunu ve O’nun kulları olduklarını bildirmektedir. Eğer ayrılık ve ihtilaflar ortaya çıkmışsa, bunun sebebi Allah’a karşı gelmek ve ilahi peygamberlerin emirlerine uymamaktır. Nitekim İslam Peygamber’inden (s.a.a) sonra da bazı kimseler onun isteğine aykırı davranmış ve İslam dünyasında ayrılıklara yol açmışlardır.
Hiçbir peygamber, başka bir peygamberin sözlerini reddetmemiştir. İlahi peygamberler birbirini tamamlayan basamaklar gibidir ve İslam Peygamberi (s.a.a) bu zincirin son halkasıdır; İslam da en mükemmel dindir. Ne Hz. Musa (a.s) ne de Hz. İsa (a.s), dinin temel esasları konusunda İslam Peygamber’inin (s.a.a) öğretilerine aykırı bir söz söylemişlerdir.
Emirü’l-Müminin Hz. Ali (a.s), Nehcü’l-Belâğa’da en yüce marifetin Allah’ı tanımak olduğunu buyurmaktadır. Merhum Allâme Tabatabâî de şöyle der: “Eğer Kur’an’ı tek bir kelimede özetlemek istersek, bu kelime “tevhit” olur. Tevhidi açıp açıklarsak, ortaya Kur’an çıkar. Biz Şiiler de Ehlibeyt’e (a.s) tevessül ediyorsak, bunun sebebi Allah’ın dinini doğru bir şekilde tanımaktır.
Kulluğun ve Allah’a Kulluk Etmenin Özellikleri
Kulluk, yalnızca namaz ve oruç anlamına gelmez; gerçek ibadet bunlardan daha yüce bir makamdır ve namaz ile oruç, ibadetin dışa yansıyan tezahürleridir.
Kulluk ve ubudiyet, yaratılmış bir varlığın ulaşabileceği en yüksek derece ve makamdır. Masum İmamlar (a.s), birçok rivayette Allah’a yakınlık makamına erişmenin, Yüce Allah’a kulluk ve ubudiyetin sonuçlarından biri olduğunu vurgulamışlardır.
Son Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.a), cahiliye toplumunda büyük bir dönüşüm ve devrim gerçekleştirerek ümmeti izzet ve yücelik zirvelerine ulaştırmadaki temel şiarı, “Lâ ilâhe illallah deyin ki kurtuluşa eresiniz” sözüydü. Çünkü gerçek başarı ve kurtuluş, Yüce Allah’a kulluk etmeye bağlıdır. Kulluk, insanı ubudiyet makamına ulaştırır ki bu, ilahi derecelerin en yüce ve en üstün olanıdır.
Eğer bir kimse kulluk makamına ulaşmak ve hayatında hiçbir zaman çıkmazlar ve kapalı kapılarla karşılaşmamak istiyorsa, ilki ilahî hakkı eda etmek, yani farzları yerine getirmek olan yedi esasa önem vermelidir.
İlahî haklarda asıl olan farzların yerine getirilmesidir ve bunların başında namaz yer alır. Hiçbir şey namaz kadar insanı Allah’a yaklaştırmaz. Çünkü namaz, insanı Allah’a doğru yol alan bir yolcu hâline getiren dinin direğidir.
Miraç gecesinde Allah-u Teâlâ, Hz. Peygamber’e (s.a.a) gerçek kulun yedi özelliğe sahip olması gerektiğini buyurdu.
Allah-u Teâlâ, Resûl-i Ekrem’e (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ey Ahmed! Kulun ne zaman gerçek anlamda kul olduğunu biliyor musun?”
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle arz etti:
“Hayır, ey Rabbim!”
Allah buyurdu:
“Kişide şu yedi özellik bir araya geldiğinde gerçek kul olur: Haramlardan alıkoyan bir takva, kendisini ilgilendirmeyen şeylerden uzak tutan bir suskunluk, her gün gözyaşını artıran bir korku, yalnızken benden haya etmesi, zaruri miktarda yemekle yetinmesi, benim dünyaya buğzetmem sebebiyle dünyaya buğzetmesi ve benim onları sevmem sebebiyle iyileri sevmesi.” [1]
Birinci özellik, gerçek kulun “Vera” sahibi olması ve günahı terk etme gücüne sahip bulunmasıdır. Rivayetlerde, insanların en çok ibadet edeninin, günahı terk edebilen, nefsini yönetebilen ve kendini kontrol altında tutabilen kimse olduğu belirtilmiştir. Allah’ın insanı yasakladığı her şeyden sakınmak, dikkat edilmesi gereken önemli bir ilkedir. İnsan günahın lezzetinden kaçınırsa, Yüce Allah ona bundan daha hayırlısını nasip eder.
İkinci özellik, kişinin her şeyi diline getirmemesi için susma gücüne sahip olmasıdır. Bu nedenle dili kontrol etmek ve ilgisiz, yakışıksız sözlerden kaçınmak, kulluğun bir göstergesidir.
Üçüncü özellik, Allah korkusu ve Allah korkusundan gözyaşının akmasıdır. Bu, kulluğun bir işaretidir. Allah-u Teâlâ iki damlayı çok sever: Biri şehidin kan damlası ve diğeri ise, Allah korkusundan dökülen gözyaşı damlasıdır.
Dördüncü özellik, Allah’ın kulunda haya bulunmasıdır; yani insanın yalnız kaldığında Allah’tan korkması ve günahı terk etmesidir.
Beşinci özellik, midesini kontrol etmesidir; yani her şeyi yememesidir. Çünkü en üstün ibadet, helal lokma yemektir.
Altıncı özellik, dünyanın onun nazarında sevimli olmamasıdır; bilakis dünya, ahiret için bir araç olmalıdır.
Yedinci özellik, Allah-u Teâlâ’nın iyi ve mümin kullarını sevdiği gibi, onun da Allah’ın iyi kullarını sevmesidir.
---------
[1]- Bihârü’l-Envâr, c. 74, s. 30.
Tarih: 11-06-2026