Anne Babaya Saygı
Anne ve babaya saygı, İslam dininin en önemli ahlaki öğretilerinden biri ve Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan en etkili ibadetlerdendir…
Bismillahirrahmanirrahîm
Anne ve babaya saygı, İslam dininin en önemli ahlaki öğretilerinden biri ve Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan en etkili ibadetlerdendir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde, tüm ilahi peygamberlerin davetinin temelini oluşturan “tevhit” emrinden sonra anne ve babaya iyilik yapılması tavsiye edilmiştir.
Anne ve Babanın Değeri
Anne ve baba, ilahi rahmetin insanlara ulaşmasına vesile olan kişilerdir. Yani insanın maddi yaratılışı onların aracılığıyla gerçekleşir. Onların terbiye ediciliği, Allah’ın rububiyetinin bir yansıması ve çocuklarına olan sevgileri ise, Allah’ın sonsuz merhametinin bir görünümüdür. Bu yüzden anne ve babaya karşı vefa göstermek, iyilik yapmak ve itaat etmek, aslında Allah’ın insan üzerindeki hakkının bir yansımasıdır:
“Anne ve babanın hakkı, yüce Allah’ın hakkından kaynaklanmaktadır.” [1]
Bu nedenle anne ve babaya iyilik yapmak, İslam dininin en önemli ahlaki öğretilerinden biri sayılmıştır. Hatta Kur’an-ı Kerim’de dört ayette, “Allah’ın tevhit ve birliğine iman” emrinden hemen sonra gelen ilk ilahi tavsiye, “anne ve babaya iyilik edilmesi” olmuştur. [2]
Rivayetlerde de anne ve babanın yüce makamı geniş şekilde anlatılmıştır. Bu rivayetlerde, anne ve babanın hoşnutluğunun Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olduğu, onların öfkesinin ise Allah’ın gazabına sebep olduğu belirtilmiştir:
“Rabbin rızası anne ve babanın rızasındadır; Rabbin gazabı da anne ve babanın gazabındadır.” [3]
Ayrıca onlara sevgiyle bakmak en etkili ibadetlerden biri sayılmış, anne ve babaya iyilik etmek ise, kulun Allah’ı güzel tanımasının ve O’na yakınlaşmasının bir göstergesi kabul edilmiştir:
“Anne ve babaya iyilik etmek, kulun yüce Allah’ı güzel tanımasının işaretlerindendir.” [4]
Anne ve Babaya Vefa ve Teşekkür
Anne ve babanın en önemli haklarından biri, onlara teşekkür edip kıymetlerini bilmektir. Anne ve babaya teşekkür etmenin önemi o kadar büyüktür ki, Kur’an-ı Kerim bunu Allah’a şükretmekle birlikte zikretmiştir:
“Bana ve anne babana şükret; dönüş ancak Banadır.” [5]
İmam Rıza (a.s) bu ayeti açıklarken şöyle buyurmuştur:
“Allah hem kendisine hem de anne ve babaya şükretmeyi emretmiştir. Bu nedenle anne ve babasına teşekkür etmeyen kimse, Allah’a da şükretmiş sayılmaz.” [6]
Başka bir rivayette ise şöyle buyurmuştur:
“Babana itaat etmeye, ona iyilik yapmaya, alçak gönüllü ve saygılı davranmaya dikkat et. Onun yanında sesini daima alçak tut. Çünkü baba, evladın köküdür ve evlat ise, onun bir dalıdır. Eğer o olmasaydı, Allah seni yaratmayı takdir etmezdi. Makamını, canını ve malını onun yolunda feda etmeye hazır ol. Çünkü rivayette şöyle geçmiştir: ‘Sen de malın da babana aitsin.’
Canını ve malını ona ait bil; dünyada gönül hoşluğuyla onların peşinden git ve haklarını gözet. Vefatlarından sonra da onlar için dua et ve Allah’tan rahmet dile. Çünkü rivayette şöyle buyurulmuştur: ‘Kim, babasına hayattayken vefa gösterir fakat ölümünden sonra onun için dua etmezse, Allah onu anne babasına asi olanlardan sayar.’” [7]
İmam Rıza (a.s) aynı hadis-i şerifin devamında annenin hakkını en yüce haklardan biri olarak belirtmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Bil ki annenin hakkı, yerine getirilmesi en gerekli ve en büyük haklardandır. Çünkü o, çocuğunu hiç kimsenin başka birini taşımadığı şekilde taşıdı. Kulaklarıyla, gözleriyle ve bütün organlarıyla onu korudu; üstelik bunu sevinç ve umut içinde yaptı. Hiç kimsenin dayanamayacağı sıkıntılara katlandı. Kendisi aç kalıp çocuğunu doyurmaya, susuz kalıp ona su içirmeye, kendisi çıplak kalıp onu giydirmeye razı oldu. Çocuğu gölgede olsun diye kendisi güneş altında kaldı. Bu nedenle anneye teşekkür etmek ve ona iyilik yapmak, onun bu fedakârlıkları ölçüsünde olmalıdır. Gerçi Allah’ın yardımı olmadan onun en küçük hakkını bile tam olarak ödeyemezsiniz. Yüce Allah da annenin hakkını kendi hakkıyla birlikte anmış ve şöyle buyurmuştur: ‘Bana ve anne babana şükret; sakın nankörlük edip emrime karşı gelme. Herkesin dönüşü yalnızca Banadır.’” [8]
Anne ve Babaya Karşı Alçak Gönüllülük
Anne ve babaya saygı ve değer vermenin önemli göstergelerinden biri, onlara karşı alçak gönüllü davranmaktır. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Onlara merhametle tevazu kanatlarını indir ve şöyle de: ‘Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl sevgiyle yetiştirdilerse, sen de onlara rahmet et.’” [9]
Ayrıca Kur’an, anne ve babaya karşı en küçük bir kırıcı tavırdan ve sert konuşmadan bile sakındırarak şöyle buyurur:
“... Eğer onların biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara sakın ‘öf’ bile deme; onları azarlama ve kendileriyle güzel, yumuşak bir şekilde konuş.” [10]
Kur’an’daki “öf” kelimesi, insanın hoşnutsuzluğunu ifade eden en küçük tepkiyi göstermektedir. İmam Cafer-i Sadık (a.s) bu ayetin açıklamasında şöyle buyurmuştur:
“Eğer Allah, ‘öf’ demekten daha küçük bir saygısızlık biliyor olsaydı, mutlaka onu da yasaklardı.” [11]
Yine anne ve babaya karşı nasıl alçak gönüllü davranılması gerektiğini açıklarken şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babana yalnızca şefkat ve merhametle bak. Sesini onların sesinden daha fazla yükseltme. Ellerini onların ellerinin üzerine kaldırma ve onların önünde yürüme.” [12]
Anne ve Babaya İtaat
Çocukların anne ve babalarına karşı yerine getirmesi gereken görevlerden biri de onlara itaat etmektir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babasına ve Rabbine itaat eden kul, kıyamet günü en yüce makamlarda olacaktır.” [13]
Ancak bilinmelidir ki anne ve babaya itaat, sınırsız ve mutlak bir itaat değildir. Kur’an-ı Kerim, müminleri; tevhit inancını şirke bulaştıracak konularda anne ve babaya itaat etmekten sakındırmıştır:
“Eğer anne ve baban, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme; fakat dünyada onlarla güzel geçin...” [14]
Anne ve Babaya İyilik ve Güzel Davranmak
Daha önce de belirtildiği gibi, anne ve babaya iyilik yapmak; Allah’ın ve din önderlerinin kesin şekilde emrettiği görevlerdendir. Kur’an-ı Kerim ve rivayetlerde bu konu hakkında çok sayıda ve dikkat çekici ifadeler yer almıştır. Kur’an-ı Kerim’de dört ayette, bütün ilahi peygamberlerin davetinin temeli olan tevhit emrinden hemen sonra anne ve babaya iyilik edilmesi tavsiye edilmiştir.
Bunlardan biri İsra Suresi’nin 23. ayetidir:
“Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilik yapmanızı emretmiştir...” [15]
İmam Ali (a.s), anne ve babaya iyilik etmeyi en büyük farzlardan biri olarak görmüş ve şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babaya iyilik etmek, en büyük farzlardandır.” [16]
Yine bunu en güzel ahlaki özelliklerden biri saymış ve şöyle demiştir:
“Anne ve babaya iyilik etmek, en değerli huylardandır.” [17]
Hz. Resulullah’tan (s.a.a) nakledilen bir sözde ise, şöyle buyrulmuştur:
“İki yıl yolculuk yaparak da olsa anne ve babana iyilik et.” [18]
Yani anne ve baba uzak bir yerde bulunsalar bile, onlara iyilik etmek için uzun yolculuklara katlanmak gerekir.
Bilmek gerekir ki, bu önemli görev yalnızca mümin anne ve babaya özgü değildir. İmam Muhammed Bakır (a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Allah-u Teâlâ üç konuda hiç kimseye onları terk etme izni vermemiştir: İyi ya da kötü olsun emaneti sahibine vermek, iyi ya da kötü olsun verilen sözü tutmak ve anne babaya iyilik etmek ister iyi kimseler olsunlar ister günahkâr.” [19]
Anne ve babaya iyilik etmenin örneklerinden biri de onların ihtiyaçlarını karşılamak için çaba göstermektir. İmam Cafer-i Sadık (a.s), anne ve babaya nasıl iyilik yapılacağı sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babaya iyilik etmek, onlara güzel davranman ve ihtiyaç duydukları şeyi senden istemek zorunda bırakmamandır.” [20]
Yani onlar istemeden önce ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak gerekir.
Anne ve babaya iyilik etmenin başka bir örneği de onlar için dua etmek ve Allah’tan rahmet dilemektir. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
“... De ki: Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, sen de onlara merhamet et.” [21]
Hz. İbrahim’in (a.s) anne ve babası için yaptığı dua da şöyle aktarılmıştır:
“Rabbimiz! Hesap gününde beni, anne ve babamı ve bütün müminleri bağışla.” [22]
Hz. Nuh (a.s) da anne ve babası için şöyle dua etmiştir:
“Rabbim! Beni, anne ve babamı, evime mümin olarak girenleri, bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla...” [23]
Anne ve babaya iyilik etmek yalnızca hayatta oldukları zamanla sınırlı değildir. Evlatlar, anne ve babalarının vefatından sonra da kabirlerini ziyaret ederek Allah’ın iyilik yapanlara verdiği büyük mükâfattan faydalanabilirler. Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Kim her cuma anne ve babasının veya onlardan birinin kabrini ziyaret ederse, Allah onu bağışlar ve onu iyilik yapanlardan yazar.” [24]
Ayrıca evlatlar, anne ve babaları adına hayır işleri yaparak da onlara iyilik edenlerden olabilirler. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Anne ve babası ister hayatta olsun ister vefat etmiş olsun, kişinin onlara iyilik etmesine ne engel olabilir? Onların adına namaz kılar, sadaka verir, hac yapar ve oruç tutar. Böyle yaptığı takdirde bunun sevabı anne ve babasına ulaşır; aynı sevap kendisine de verilir. Ayrıca Allah-u Teâlâ, yaptığı iyilikler ve namazlar sebebiyle ona çokça hayır ihsan eder.” [25]
Anne ve Babaya İyilik Etmenin Etkileri
Anne ve babaya iyilik ve güzel davranmanın dünya ve ahirette birçok faydası vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
1- Ömrün ve Rızkın Artması
Anne ve babaya iyilik etmek, rızkın artmasına ve ömrün uzamasına vesile olan amellerdendir. Hz. Resulullah (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Kim ömrünün uzamasını ve rızkının genişlemesini isterse, anne babasıyla ve akrabalarıyla bağını güçlü tutsun.” [26]
2- İlahi Bağışlanma
İmam Zeynelabidin (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Bir adam Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna gelip dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Yapmadığım hiçbir kötü iş kalmadı. Benim için tövbe yolu var mı?’ Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu: ‘Anne veya babandan biri hayatta mı?’ Adam dedi ki: ‘Evet, babam hayatta.’ Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu: ‘Git ve ona iyilik et.’ Adam gidince Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Keşke annesi hayatta olsaydı.’” [27]
Yani annesi hayatta olup ona iyilik etseydi, daha çabuk bağışlanırdı.
--------------
[1]- Misbahu’ş-Şeria, s. 70.
[2]- Bakara Suresi, 83; Nisa Suresi, 36; En‘am Suresi, 151; İsra Suresi, 23.
[3]- Burucerdî, Câmi‘u Ehâdîsi’ş-Şîa, c. 26, s. 886.
[4]- Misbahu’ş-Şeria, s. 70.
[5]- Lokman Suresi, 14.
[6]- El-Hisâl, c. 1, s. 156.
[7]- Biharü’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 71, s. 76.
[8]- Biharü’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 71, s. 76.
[9]- İsra Suresi, 24.
[10]- İsra Suresi, 23.
[11]- El-Kâfî, İslâmiyye baskısı, c. 2, s. 349.
[12]- El-Kâfî, İslâmiyye baskısı, c. 2, s. 158.
[13]- Nehcü’l-Fesâha, s. 578.
[14]- Lokman Suresi, 15.
[15]- İsra Suresi, 23.
[16]- Gurerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 312.
[17]- Biharü’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 74, s. 212.
[18]- Men Lâ Yahzuruhu’l-Fakih, c. 4, s. 361.
[19]- El-Kâfî, İslâmiyye baskısı, c. 2, s. 162.
[20]- El-Kâfî, İslâmiyye baskısı, c. 2, s. 157.
[21]- İsra Suresi, 24.
[22]- İbrahim Suresi, 41.
[23]- Nuh Suresi, 28.
[24]- Biharü’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 86, s. 359.
[25]- El-Kâfî, İslâmiyye baskısı, c. 2, s. 159.
[26]- Biharü’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 71, s. 85.
[27]- Ez-Zühd, metin bölümü, s. 35.
Tarih: 22-07-2026