Arz-ı Mev‘ûd: Vadedilen Topraklar
İbrânîce’de Eretz Israel (İsrâîl diyarı) denilen bu bölge Ahd-i Atîk’te Kenan diyarı, diyar, gurbet diyarı, memleket diye de zikredilmektedir…
Bismillahirrahmanirrahim
İbrânîce’de Eretz Israel (İsrâîl diyarı) denilen bu bölge Ahd-i Atîk’te Kenan diyarı [1], diyar [2], gurbet diyarı [3], memleket [4] diye de zikredilmektedir. İkinci Mâbed döneminden itibaren ise arz-ı mev‘ûd diye adlandırılmış olup Ahd-i Cedîd’de de bu isimle geçmektedir. [5]
Ahd-i Atîk’te burası ayrıca iyi ve geniş diyar [6], süt ve bal akan diyar [7], bütün memleketlerin süsü olan diyar [8] diye tavsif edilmiştir.
Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. İbrâhîm’e (a.s) yapılan vaad’de Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar olan bölge [9], Hz. Mûsâ (a.s) ve Yeşu’a yapılan vaadde, Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak [10] denilmiştir.
Arz-ı mev‘ûd ilk önce Hz. İbrâhîm’e ve onun zürriyetine şöyle vaad edilmiştir: “Ve senin gurbet diyarını, bütün Kenân diyarını sana ve senden sonra zürriyetine ebedî mülk olarak vereceğim ve onların Allah’ı olacağım.” [11]
Ancak Kitâb-ı Mukaddes geleneği daha sonra Hz. İsmâîl’i (a.s) devre dışı bırakarak vaad’in Hz. İshâk (a.s) ve onun zürriyetine ait olduğunu belirtmektedir. [12] Hz. İbrâhîm’den (a.s) sonra aynı vaad Hz. İshâk’a ve onun zürriyetine [13], Hz. Ya‘kûb’a (a.s) ve zürriyetine [14], Hz. Yûsûf’a (a.s) [15], Hz. Mûsâ’ya (a.s) [16] ve Yeşu’a [17] yapılmıştır.
Arz-ı mev‘ûd’la ilgili ilk ahid, Rab Yahova ile Hz. İbrâhîm (a.s) arasında şöyle yapılmıştır: “O günde Rab İbrâhîm’le ahdedip dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar bu diyarı, … senin zürriyetine verdim.” [18] Bu ahid ile Tanrı, Hz. İbrâhîm’in (a.s) soyunu fazlasıyla çoğaltacaktır ve o, milletlerin babası olacaktır. Onun soyundan krallar çıkacaktır. Onun gurbet diyarını, bütün Kenân diyarını ona ve ondan sonra da zürriyetine ebedî mülk olarak verecektir. Bu vaadin karşılığı olarak Hz. İbrâhîm (a.s) ve onun zürriyeti, Tanrı olarak sadece O’nu tanıyacak ve her erkek sünnet olacaktır. Bu ahid ebedîdir. [19]
Hz. Mûsâ (a.s) ile de şöyle bir ahid yapılmıştır: “Bunun için İsrâîloğulları’na söyle. Ben Rabbim. Sizi, Mısırlılar’ın yükleri altından çıkaracağım... sizi kendim için bir kavim olarak alacağım ve size Allah olacağım... ve İbrâhîm’e, İshâk’a Yâ‘kûb’a vermek için yemin ettiğim diyara sizi getireceğim ve onu size miras olarak vereceğim.” [20]
Hz. Mûsâ (a.s) vasıtasıyla Rab Yahova ile İsrâîloğulları arasında yapılan ahdin şartları ise Rabbin, Hz. Mûsâ’ya (a.s) verdiği şeriâtın hükümleridir. [21] İsrâîloğulları Tevrât’ta bildirilen hükümlere riayet ettikleri sürece, Rab Yahova, onları kendisi için bir kavim olarak alacak ve onlara Allah olacaktır. [22] “Eğer gerçekten sözümü dinleyecek ve ahdimi tutacaksanız, bana bütün kavimlerden hâs kavim olacaksınız; çünkü bütün dünya benimdir ve siz bana kâhinler melekûtu ve mukaddes millet olacaksınız.” [23]
Ahd-i Atîk’in birçok yerinde arz-ı mev‘ûd’da uyulması gereken kurallar ayrıntılarıyla bildirilmiştir. [24]
Ahdin şartlarına uyulmadığı, Rabbin emirleri yerine getirilmediği, O’nun kanunları reddedildiği, şeriâttaki emirler tutulmadığı takdirde ise başlarına her türlü felâket gelecek; Rab Yahova onlardan nefret edip onlara karşı öfke ile yürüyecek ve mülk edinmek için girdikleri diyardan koparılacaklardır. [25]
İsrâîloğulları tarihleri boyunca, hiçbir zaman Rab Yahova ile yapılan ahde sadık kalmamışlardır. Ahd-i Atîk de onların ahdi bozmalarını ısrarla vurgulamaktadır. [26] Hz. Mûsâ (a.s) zamanında yapılan ahid, İsrâîloğulları’nın altın buzağıya tapmalarıyla bozulmuş [27] ve daha sonra arz-ı mev‘ûd’un ebediyen verileceği tekrar bildirilerek [28] ahid yenilenmiştir. [29] Çölde ahid tekrar hatırlatılarak arz-ı mev‘ûd’a girilince uyulması gereken kurallar belirtilmiş [30], fakat İsrâîloğulları her defasında ahdi çiğneyip Rab Yahova’ya isyan etmişlerdir. Rabbin emri üzerine Hz. Mûsâ (a.s) her kabileden birer temsilciyi arz-ı mev‘ûd hakkında bilgi toplamak üzere Kenân diyarına göndermiş; kırk gün sonra dönen grup, iki kişi hariç, oraya gitmenin tehlikeli olduğunu belirtmişler ve tekrar Mısır’a dönme arzularını izhar etmişlerdir. Bunun üzerine Rab Yahova onları mirastan mahrum edeceğini bildirmiş ve orayı onlara kırk yıl haram kılmıştır. [31]
İsrâîloğulları’na böyle bir vaadin yapılması, onların salâhından ve yüreklerinin doğruluğundan dolayı değil, ancak oradaki milletlerin kötülüğünden ve Rabbin İbrâhîm’e (a.s), İshâk’a (a.s) ve Ya’kûb’a (a.s) and ettiği sözü sabit kılması sebebiyledir. [32] Zira İsrâîloğulları “sert enseli bir kavim”dir. [33] Mısır diyarından çıktıkları günden beri Rabbe âsi olmuşlardır. [34] Öküz kendi sahibini, eşek de efendisinin yemliğini bildiği hâlde İsrâîl, Rabbini bilmemektedir. [35] İsrâîloğulları suçlu bir millettir; haksızlığı yüklenmiş olan kavimdir ve kötülük işleyenlerin zürriyetidir. Rabbi bırakmışlar [36]; ahdi bozmuşlar [37] ve başka ilâhların ardında gitmişlerdir. [38] Rab Yahova’nın hoşgörüsüne rağmen, her defasında ahdi bozdukları için Rab onları helâk etmek istemiş, fakat bu niyetinden dönmüş ve nâdim olmuştur. O kadar çok isyan etmişlerdir ki onları cezalandırmaya niyetlenen, fakat buna nâdim olan Yahova, nedâmet ede ede yorulmuştur. [39] Ahde riayet etmeyen arz-ı mev‘ûd’dan mahrum kalacak ve lânetlenecektir. [40] Orada ebedî kalabilmek için ahde riayetin yanında daha başka şartlar da ileri sürülmüştür. “Yollarınızı ve işlerinizi ıslâh edin, sizi bu yerde oturturum. Yollarınızı ve işlerinizi iyice ıslah ederseniz, bir adamla komşusu arasında tam adalet ederseniz, garibi, öksüzü ve dul kadını mağdur etmezseniz, bu yerde suçsuz kanı dökmezseniz, kendi ziyanınıza olarak başka ilâhların ardınca yürümezseniz o zaman bu yerde ezelden ebede kadar atalarınıza vermiş olduğum diyarda sizi oturturum.” [41]
Arz-ı mev‘ûd tabiri Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. Ancak Hz. İbrâhîm (a.s) ve Hz. Lût’un (a.s) “bereketli kılınmış” bir diyara ulaştırıldıkları anlatılmaktadır. [42]
Firâvunların baskısı altında yaşayan İsrâîloğulları’nı Mısır’dan çıkarmakla görevlendirilen Hz. Mûsâ (a.s) da “Ey kavmim! Allah’ın sizin için yazmış olduğu arz-ı mukaddese giriniz ve arkanıza dönmeyiniz; sonra hüsrana uğrayanlardan olursunuz” demiştir. [43]
Fakat İsrâîoğulları oraya girmek istememişler. Bunun üzerine arz-ı mukaddes onlara kırk yıl harâm kılınmıştır. [44]
İsrâîloğulları’na önceden verilen sözün gerçekleştirildiği ve sabretmelerine karşılık, hor görülüp ezilen bu milletin “bereketli kılınan topraklara” vâris kılındığı ifade edilmiştir. [45]
-------------
[1]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 11/31; 17/18; Çıkış, 6/4.
[2]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 26/15; İşaya, 57/13.
[3]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 17/8.
[4]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 26/2-3.
[5]- Kitâb-ı Mukaddes, İbrânîler’e Mektup, 11/9.
[6]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 3/8.
[7]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 3/8; Levililer, 20/24; Tesniye, 11/9.
[8]- Kitâb-ı Mukaddes, Hezekiel, 20/6, 15.
[9]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 15/8.
[10]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 11/24; Yeşu, 1/3.
[11]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 13/14-17; Tekvîn, 17/8.
[12]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 21/12.
[13]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 26/2-3.
[14]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 28/4, 13; 48/4.
[15]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 50/24.
[16]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 3/8, 17; 6/4, 8; 32/13; 33/1.
[17]- Kitâb-ı Mukaddes, Yeşu, 1/2-4.
[18]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 15/18-21.
[19]- Kitâb-ı Mukaddes, Tekvîn, 1-14.
[20]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 6/2-8.
[21]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 19/24.
[22]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 6/7; Levililer, 26/12.
[23]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 19/5-6.
[24]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 5-8; 11/22-25; 12/1-26/19.
[25]- Kitâb-ı Mukaddes, Levililer, 26/14-33; Tesniye, 28/58-68.
[26]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 29/25; 31/16, 20; Yeşu, 7/11; I. Krallar, 19/10; II. Tarihler, 12/1; Ezra, 9/10; Mezmûr, 119/53; İşa-ya, 24/5; Yeremya, 9/13; 22/9; Hezekiel, 44/7.
[27]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32.
[28]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32/13.
[29]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 33-34.
[30]- Kitâb-ı Mukaddes, Levililer, 25/55-26/46.
[31]- Kitâb-ı Mukaddes, Sayılar, 14/33-34.
[32]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 9/4-5.
[33]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32/9; 33/3; 34/9; Tesniye, 9/6, 13.
[34]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 9/7.
[35]- Kitâb-ı Mukaddes, İşaya, 1/2-3.
[36]- Kitâb-ı Mukaddes, İşaya, 1/4
[37]- Kitâb-ı Mukaddes, Tesniye, 31/16, 20; Yeremya, 11/10.
[38]- Kitâb-ı Mukaddes, Yeremya, 11/10.
[39]- Kitâb-ı Mukaddes, Yeremya, 15/6.
[40]- Kitâb-ı Mukaddes, Yeremya, 11/3.
[41]- Kitâb-ı Mukaddes, Yeremya, 7/1-7.
[42]- 21/Enbiyâ: 71.
[43]- 5/Mâide: 21.
[44]- 5/Mâide: 22-26.
[45]- 7/A‘râf: 137; TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, s. 442.
Tarih: 08-10-2026