Gençler Mutlaka Okumalı - 1
Görünüşe göre gençlerin büyük çoğunluğu, sahip oldukları edep ve çekingenlik nedeniyle birçok sorusunu sormaktan kaçınmaktadır. Bu durum onlar için önemli bir problem haline gelmiş, zihinlerinde sürekli bir endişe oluşturmuş ve gelecekten büyük bir korku duymalarına yol açmıştır. Bu yüzden çoğu kişi, gerekli bilgileri edinmeden kendi ayakları üzerinde duramayacağını düşündüğü için evliliğini ertelemektedir.
Bismillahirrahmanirrahîm
Bu çalışmada, gençler için bir aydınlık kapısı açabilmek amacıyla rivayetlerin ve büyüklerin sözlerinin özlü bir derlemesi sunulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda; cinsel birliktelik, zamanları ve uygun vakitleri, her kız ve erkeğin daha sağlıklı bir yaşam için bilmesi gerekenler, gerekli ruhsal, psikolojik ve bedensel sağlık konuları ile çocuk sahibi olmaya dair bilinmesi gereken meseleler ele alınmıştır.
Giriş:
Her birey, hayatının başlangıcında zihninde tasarladığı ideal yaşamı kurabilmek için bir dizi bilgiye ihtiyaç duyar. Biz de bu bilgilerin bir kısmını burada ele aldık ki okuyucular daha sağlıklı ve güzel bir yaşama başlangıç yapabilsinler. Bu bilgiler birkaç bölüm halinde düzenlenmiştir:
Birinci bölüm: Cinsel birleşmeye dair bilinmesi gerekenler
İkinci bölüm: Evlilikte sağlık ve hijyen
Üçüncü bölüm: En doğru ve uygun cinsel ilişkinin nasıl gerçekleştirileceği.
Birinci bölüm
Cinsel birleşmeye dair bilinmesi gerekenler
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Bir erkek rüyada cünüp olur (ihtilam) ve gusül etmeden önce eşiyle birlikte olursa, bu mekruhtur. Eğer gusül etmeden eşiyle birlikte olur ve bundan dolayı çocuğu akıl bakımından bir rahatsızlıkla dünyaya gelirse, kendisinden başka kimseyi kınamasın.” [1]
İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Birlikte olma öncesinde abdest almasını eşine tavsiye et ve sen de abdest almadan önce eşinle birlikte olma.” [2]
Emîru’l-Müminîn Ali (a.s) buyurmuştur:
“Eşinizle birlikte olmak istediğinizde şöyle deyin: ‘Bismillâh ve billâh. Allah’ım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır.! Eğer böyle söylenirse, şeytan çocuğa asla zarar veremez.” [3]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Eşinizle birlikte olurken kıbleye dönük ya da sırtınızı kıbleye vererek birlikte olmayın.” [4]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Üç şey insan bedeninin yapısını bozar ve hatta ölüme sebep olabilir:
1- Dolu karınla hamama girmek, 2- Doygun halde eşle birlikte olmak, 3- Yaşlı kadınlarla cinsel ilişki.” [5]
İmam Ali b. Musa er-Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Eşinizle gecenin başında birlikte olmayın; çünkü mide ve damarlar dolu olur ve bu durum kolik, felç, titreme, gut, idrar yolları bozuklukları, fıtık ve görme zayıflığına yol açabilir. Eşle birlikte olmayı gecenin sonuna bırakmak beden için daha faydalıdır ve eğer Allah çocuk nasip ederse, daha zeki olur.” [6]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Eşinizle ayakta iken cinsel ilişkide bulunmayın; çünkü bu eşeklerin yaptığı bir davranıştır. Böyle bir birleşmeden çocuk olursa, eşekler gibi her yerde idrar kaçırma hastalığına yakalanabilir.” [7]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Başka bir kadını düşünürken eşinizle birlikte olmayın; çünkü böyle olursa, çocuğun kötü huylu, düşük karakterli ve hayırsız olmasından korkulur.” [8]
İmam Rıza (a.s) buyurmuştur:
“Mesane taşı ve idrar sıkışıklığına yakalanmak istemeyen kimse, meni boşalırken onun çıkışını engellememeli ve cinsel birleşmeyi gereğinden fazla uzatmamalıdır.” [9]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Cinsel ilişki sırasında tarafların her biri ayrı bir bez parçası kullanmalı ve asla ortak bez parçası kullanılmamalıdır. Çünkü bu durum şehveti artırır, ardından düşmanlığa yol açar ve sonunda hayat boşanmaya kadar gider.” [10]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir erkek eşiyle birlikte olurken aynı odada bir çocuk uyanık olup onları görür ve sözlerini duyarsa, o çocuk asla kurtuluşa ermez. Erkek çocuk olursa, zina eden biri ve kız çocuk olursa, zina eden bir kadın olur.” [11]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Üç güzel özelliği kargadan öğrenin: 1- Gizlilik içinde ilişki, 2- Erken uyanma, 3- Dikkatli olup başkalarından uzak durma.” [12]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Çocuk sahibi olma niyetiyle birlikte olurken konuşmaktan kaçının; çünkü bu durumda konuşmak çocuğun dilsiz olmasına sebep olabilir.” [13]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Çocuk sahibi olma niyetiyle birlikte olurken eşinizin mahrem yerine bakmayın -gözlerinizi indirmeniz daha iyidir- çünkü bakmak çocuğun kör olmasına sebep olabilir.” [14]
İmam Rıza (a.s) buyurmuştur:
“Hiç kimse, eşiyle birlikte olurken onun mahrem yerine bakmamalıdır; çünkü hoşuna gitmeyecek bir şey görebilir ve bu durum çocuğun kör olmasına sebep olabilir.” [15]
İmam Rıza (a.s) buyurmuştur:
“Cinsel ilişkiden sonra ve meni çıktıktan sonra hemen ayakta ya da oturur durumda kalmayın; biraz sağ tarafınıza yatın, sonra idrar için kalkın ki Allah’ın izniyle mesane taşı hastalığından korunmuş olasınız. Ardından gusül alın ve gusülden sonra biraz bal şerbeti için ki cinsel ilişki sebebiyle vücuttan çıkan sıvı size geri dönsün.” [16]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Ümmetimin kadınlarının arka bölgesi erkeklere haramdır (eşlerinizle arkadan ilişki kurmayın).” [17]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Eşleriniz sizin hayatınızın sevgisi ve eğlencesidir; onları bu şekilde (arkadan ilişkiyle) incitmeyin.” [18]
Emîru’l-Müminîn Ali (a.s) buyurmuştur:
“Ramazan ayının ilk gecesinde erkek eşiyle birlikte olabilir; çünkü Allah Bakara Suresi’nin 187. ayetinde “Orucun ilk gecesinde eşlerinizle birlikte olmanız size helal kılındı” buyurmuştur.” [19]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Ayın başında, ortasında ve sonunda eşinizle birlikte olmayın; çünkü bunu yapan kişinin çocuğu düşük riski taşır ve akıl hastalığı ihtimali artar. Deliliğin de ayın bu üç döneminde daha fazla görüldüğünü görmez misiniz?” [20]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“İnsanların geçtiği bir yerde cinsel ilişkide bulunan kadın ve erkek, Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğrar.” [21]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a), ibadeti bahane ederek eşine yaklaşmayan bir kocadan şikâyet eden bir kadına şöyle buyurdu:
“Eğer kocan seninle birlikte olmanın Allah katındaki sevabını bilseydi, senden asla uzak durmazdı. Çünkü sana yöneldiğinde iki melek onu kuşatır ve Allah yolunda kılıcını çekmiş bir savaşçının sevabını alır. Seninle birlikte olduğunda sonbaharda yaprakların dökülmesi gibi günahları dökülür. Gusül aldığında ise, tüm günahlarından temizlenir.” [22]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Mümin bir kul eşinin elini yakınlık için tuttuğunda Allah ona on sevap yazar ve on günahını siler. Eşini öptüğünde yüz sevap yazar ve yüz günahını kaldırır. Eşiyle birlikte olduğunda bin sevap yazar ve bin günahını siler. Gusül aldıklarında ise bedenlerindeki kıl sayısı kadar sevap yazılır ve aynı miktarda günahları silinir.” [23]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Bir mümin eşiyle birlikte olduğunda yetmiş bin melek kanatlarını onlar için açar ve Allah’ın rahmeti üzerlerine iner. Gusülden akan her su damlası karşılığında Allah onlara cennette bir ev inşa eder. Cünüplük guslü Allah ile kulları arasında gizli bir sırdır.” [24]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Allah katında eş ile birlikte olmaktan daha sevimli bir helal yoktur. Mümin eşiyle birlikte olup gusül aldığında şeytan yere yığılır ve şöyle feryat eder: “Vay halime! Bu kul Rabbine itaat etti ve günahları bağışlandı.” [25]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Cuma günü Hz. Resûlullah (s.a.a) bir sahabeye sordu:
— Bugün oruçlu musun?
— Hayır ya Resûlallah.
— Bugün Allah yolunda sadaka verdin mi?
— Hayır ya Resûlallah.
— O halde kalk, eşinin yanına git ve onunla birlikte ol; bunun sevabı sadaka vermek gibidir.” [26]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Uzun ömür isteyen kimse: 1- Seher vakitlerinde uyanık olmalı, 2- Güzel ahlaklı ve Saliha bir kadınla evlenmeli, 3- Kendini borç ve yük altına az sokmalı, 4- Kadınlarla az birlikte olmalıdır.”
İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Erkek, şu durumlarda menisini dışarı dökebilir (azil yapabilir): 1- Kadın kısır ve doğurgan değilse, 2- Yaşlıysa, 3- Hamileyse, 4- Sövücü ve ağzı bozuksa, 5- Çocuğunu emzirmekten kaçınıyorsa.” [27]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Ey Müslüman kadınlar! Namazınızı uzatarak eşlerinizi cinsel ilişkiden alıkoymaya hakkınız yoktur.” [28]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Hiçbir kadın kendisini eşine (cinsel ilişki için) arz etmeden uyumamalıdır; yani eşinin yatağına girip çıplak bedenini onun çıplak bedenine yapıştırmalıdır.” [29]
İmam Muhammed Bâkır (a.s) buyurmuştur:
“En iyi Müslüman kadın, eşiyle yalnız kaldığında utangaçlığı bırakan, elbisesini çıkardığında haya ve edep elbisesini de çıkaran, ilişki sonrası ise tekrar edep ve hayasına dönen kadındır.” [30]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Kadın evinde en güzel kokularla güzel kokmalı, en güzel elbiselerini giymeli, en iyi şekilde süslenmeli ve sabah akşam kendini eşine sunmalıdır.” [31]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Hz. Ali’nin (a.s) velayetini tanıyan, farz namazlarını kılan, Ramazan orucunu tutan, Kâbe’yi ziyaret eden ve eşine (özellikle evlilik ilişkilerinde) itaat eden kadın, cennetin istediği kapısından girebilir.” [32]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Salih bir kadın, Salih olmayan bin erkekten daha üstündür. Bir kadın yedi gün boyunca samimiyetle eşine hizmet ederse, Allah onun için cehennemin tüm kapılarını kapatır ve cennetin sekiz kapısını açar; dilediği kapıdan girer.” [33]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Cebrail bana eşler hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki, zinayı açıkça yapmadıkça kadını boşamanın caiz olmadığını zannettim.” [34]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Eşinin yüzüne tokat atan her erkeğe, kıyamet günü cehennem görevlisine emredilir ve attığı her tokada karşılık yetmiş ateş tokadı vurulur.” [35]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Eşini üç defadan fazla döven her erkek (bu, üçten azının caiz olduğu anlamına gelmez), Allah onu kıyamet günü insanlar arasında öyle bir şekilde rezil eder ki, herkes onun rezilliğini görür.” [36]
Emîru’l-Müminîn Ali (a.s) buyurmuştur:
“Eğer kadın Allah yolunda cihat sevabı almak istiyorsa, eşinin hakkını gözetmelidir; çünkü kadının cihadı, iyi bir şekilde eşine hizmet etmektir.” [37]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Allah’ın hakkını yerine getirmek isteyen her kadın, önce eşinin hakkını yerine getirmelidir.” [38]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Evin içinde eşine hizmet amacıyla bir şeyi yerinden kaldıran kadına Allah rahmet nazarıyla bakar; Allah’ın rahmet nazarıyla baktığı kimse ise asla azap görmez.” [39]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Eğer bir kadın diliyle eşine eziyet eder ve eşini razı etmeden ölürse, Allah onun hiçbir amelini kabul etmez ve Allah’la öyle bir halde karşılaşır ki O, ona gazaplıdır.” [40]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Bir kadın eşine ‘Senden hiçbir hayır görmedim’ derse, bu söz sebebiyle tüm iyilikleri yok olur.” [41]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Evlilik hayatında sabreden, eşinin iyi ve kötü hâline katlanan ve ona itaat eden kadın, Allah katında Eyyûb’un (a.s) eşiyle birlikte haşredilir.” [42]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Kıyamet gününde kadın için Allah katında en iyi şefaat eden ve onun kurtuluşuna vesile olan kişi eşidir.” [43]
İmam Muhammed Bâkır (a.s) buyurmuştur:
“Evli bir kadın süssüz kalmamalıdır; hatta bir gerdanlıkla bile olsa kendini süslemesi gerekir. Aynı şekilde, eline az da olsa kına yakmadan bırakması uygun değildir; yaşlı olsa bile.” [44]
İmam Muhammed Bâkır (a.s) buyurmuştur:
“Kadın, eşine karşı kendini dilediği şekilde süsleme özgürlüğüne sahiptir.” [45]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“En hayırlı Müslüman kadın, kendini eşine süsleyen ve güzelliğini eşinden başkasından gizleyen kadındır.” [46]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Erkekler tırnaklarını dipten kesmeli, kadınlar ise güzellik için tırnaklarını biraz daha uzun bırakmalıdır.” [47]
Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Kadınların kokusu renk bakımından belirgin, koku bakımından ise gizlidir. Erkeklerin kokusu ise renk bakımından belirgin, koku bakımından ise gizlidir.” [48]
İmam Kâzım (a.s) buyurmuştur:
“Bir grup, dedem İmam Bâkır’ın (a.s) yanına girdiğinde onu saçını ve sakalını boyamış halde gördüler ve ‘Efendim, siz de saç ve sakalınızı mı boyuyorsunuz?’ diye sordular. İmam (a.s) buyurdu ki, ‘Evet! Ben kadınları seven bir erkeğim; bu yüzden eşlerim için kendimi süslerim.’” [49]
İmam Kâzım (a.s) buyurmuştur:
“Saç boyamanın üç faydası vardır: 1- Kişiye heybet ve vakar kazandırır, 2- Eşin sevgi ve muhabbetini artırır, 3- Cinsel gücü artırır.” [50]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Siz eşlerinizin süslenip size hazırlanmalarını nasıl istiyorsanız, siz de erkekler olarak onlar için süslenip temiz ve düzenli olmalısınız.” [51]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir erkek, kırk günden fazla avret mahalli temizliğini ihmal etmemelidir; Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kadın da yirmi günden fazla bunu ihmal etmemelidir.” [52]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Kırk gün içinde bedeni için temizlik ilacı alacak parayı bulamayan kimse, borç almalı ve temizliği geciktirmemelidir.” [53]
İmam Rıza (a.s) buyurmuştur:
“Üç şey peygamberlerin sünnetindendir: 1- Güzel koku kullanmak, 2- Vücut kıllarını temizlemek, 3- Eşle birlikte olmayı çoğaltmak.” [54]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Bıyık, kasık ve koltuk altı kıllarınızı uzatmayın; çünkü şeytan buralarda barınır.” [55]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“En hayırlı kadın, güzel kokusu olan ve yemek yapması güzel olan kadındır.” [56]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Müslüman bir kadın, eşinin izni olmadan evden çıkamaz; çünkü göklerdeki tüm melekler ve geçtiği her şey ona lanet eder. Eve dönene kadar kendisini eşi dışındaki biri için süslemeye hakkı yoktur; aksi hâlde Allah’ın onu cehennem ateşinde yakması gerekir.” [57]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Kendini güzel kokulandırıp evinden çıkan her kadın, eve dönene kadar sürekli lanetlenir.” [58]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Bir kadın kendisini eşi dışında birine süsler ve güzel kokular sürerse, temizlenip bundan arınmadıkça Allah onun hiçbir namazını kabul etmez; cünüp olup gusül almadan namaz kılan kimse gibi.” [59]
Emîru’l-Müminîn Ali (a.s) buyurmuştur:
“Ahir zamanda -zamanların en kötüsünde- öyle kadınlar ortaya çıkacaktır ki yabancılar için süslenir, örtünmez, dinden uzaklaşır, fitne çıkarır, haramı helal sayar ve kendilerini cehenneme hazırlarlar.” [60]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Allah, hayayı on parçaya ayırmıştır; dokuzunu kadınlara, birini erkeklere vermiştir.” [61]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Utanmaz kadın, tuzsuz yemek gibidir.” [62]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurmuştur:
“Kadınlar erkeklerden 99 kat daha fazla cinsel arzuya sahiptir; ancak Allah bunu kontrol etmek için üzerlerine “hayâ” perdesi koymuştur.” [63]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Dedem Hz. İbrahim (a.s) gayretli (kıskançlık duygusu güçlü) bir insandı; benim gayretim ondan daha fazladır. Kim ailesine karşı kıskançlık (gayret) göstermezse, Allah onun burnunu yere sürter (onu aşağılar).” [64]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz Allah çok gayretlidir ve gayretli erkekleri sever. Allah’ın gayretinin bir nişanesi de şudur: 'Çirkin işleri (hayasızlıkları), bunların hem açık olanını hem de gizli olanını haram kılmıştır.'" [65]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse, yabancı bir kadının nefes sesini duyduğu bir yerde geceyi geçirmemelidir.” [66]
Emîru’l-Müminîn Ali (a.s) buyurmuştur:
“Gereksiz ve aşırı kıskançlıktan uzak durun; çünkü bu, iffetli kadını bile kötü yola sürükleyebilir.” [67]
Hz. Resûlullah (s.a.a) buyurmuştur:
“Evli bir kadın, yabancı erkeklere bakarak gözünü doldurursa, Allah ona şiddetle gazap eder.” [68]
İmam Bâkır (a.s) buyurmuştur:
“Bir yabancıya ilk istem dışı bakış affedilmiştir; ikinci bakış haramdır ve üçüncü bakış ise, helake sebep olur.” [69]
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) buyurmuştur:
“Bir erkeğin gözü güzel bir kadına düşer ve etkilenirse hemen eşine gitsin ve onunla birlikte olsun; çünkü eşinde de aynı şey vardır.” [70]
Hz. Davud (a.s) buyurmuştur:
“Arslan’ın arkasından yürüyebilirsin, fakat yabancı bir kadının arkasından (bakmak niyetiyle) asla yürüme; çünkü şeytan seni aldatır ve günaha sürükler.” [71]
Hz. Peygamber (s.a.a.) buyurdu:
“Bir erkek yabancı bir kadına dokunursa, kıyamet günü elleri bağlı olarak diriltilecek ve aynı halde cehenneme girecektir.” [72]
Hz. Resulullah (s.a.a.) buyurdu:
“Kim yabancı bir kadınla şakalaşırsa, her bir şaka sözüne karşılık Allah onu bin yıl cehennemde hapseder.” [73]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu:
“Yabancı kadınlarla sohbet etmek ve onlarla konuşmak şeytanın tuzaklarından biridir.” [74]
Hz. Resulullah (s.a.a.) buyurdu:
“Allah, hayânın on parçasının dokuzunu kadınlara vermiştir ki, kendilerini hayvanlar gibi erkeklerin emrine bırakmasınlar.”
Şeyh Recep Ali Hayyat (r.a): “Yabancı bir kadını gördüğünüzde şöyle deyin: “Ya hayra habibin ve mahbub, salli alâ Muhammed’in ve âlih”, bu nefsi kontrol etmek ve şeytanın vesvesesini defetmek için çok etkili ve faydalıdır. [75]
Kur’an-ı Kerim:
“Sana adet kanı hakkında sorarlar. De ki: O zararlı ve kirli bir şeydir. Bu yüzden adet döneminde kadınlardan uzak durun ve onlara yaklaşmayın, temizleninceye kadar.” [76]
Kur’an-ı Kerim:
“Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve ondan faydalanın.” [77]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu:
“İnsanların çoğunun zinadan bir payı vardır!
– Göz zinası, yabancıya bakmaktır.
– Dil zinası, yabancıyla (zevk amacıyla) konuşmaktır.
– Ağız zinası, haram öpüştür.
– El zinası, yabancı bedenine temas etmektir.
Ve cinsel organın fiilen işe karışıp karışmaması da fark etmez.” [78]
Hz. Ali (a.s.) buyurdu:
“Körlük, insan için gözetlemeci göz olmaktan daha iyidir.” [79]
Kur’an-ı Kerim:
“Evlenme imkânı bulamayanlar ise, iffetlerini korusunlar; Allah da lütfundan onları ihtiyaçsız kılsın.” (80)
Kur’an-ı Kerim:
“Mümin kadınlara söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, süslerini -görünen kısmı hariç- açığa vurmasınlar ve başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler; böylece boyun ve göğüsleri örtülü olsun.” [81]
Kur’an-ı Kerim:
“Bekâr olanları, ayrıca Salih köle ve cariyeleri evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah onları lütfundan zenginleştirir. Allah genişlik sahibidir, bilendir.” [82]
Kur’an-ı Kerim:
“Kadın sevgisi… insanlar için süslü ve cazip kılınmıştır.” [83]
Kur’an-ı Kerim:
“Siz (birden fazla eşe sahip olanlar) kalben eşleriniz arasında adalet sağlayamazsınız, ne kadar çabalasanız da! Ancak birine tamamen yönelip diğerini ihmal etmeyin.” [84]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu:
“Bizi -Peygamber Ehlibeytini- seven kimse babasının temiz suyundandır; bize düşman olanın yaratılışında şeytan ortaktır.” [85]
İmam Rıza (a.s) buyurdu:
“Eşinle yakınlaşmadan önce onunla çokça şakalaş ve oyun oyna; göğüslerini yumuşakça okşa ki birleşmeye hazır olsun, tıpkı senin hazır olduğun gibi.” [86]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu:
“Bazılarınız eşinizle cinsel ilişkide onu tam olarak tatmin etmez; o sizden uzaklaştığında, çirkin siyah bir adam görse bile ona yönelip kendini tatmin etmeye çalışabilir. Bu yüzden birleşmeden önce mutlaka şakalaşın ve oyun oynayın; çünkü bu, ilişkiyi sizin için daha zevkli kılar.” [87]
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu:
“Mümin için her türlü oyun değersizdir; ancak üç durumda hariç: 1- At yetiştirme ve binicilik, 2- Okçuluk, 3- Eşle cinsel ilişkiden önce oyun ve şakalaşma.” [88]
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu:
“Üç şey kötü davranış sayılır: 1- Kişiyi tanımadan, adını ve kimliğini sormadan onunla arkadaş olmak, 2- Yemek sofrası başında yemek davetini kabul etmemek ya da sofraya oturup yemek yememek, 3- Erkek ile eşinin, birleşmeden önce şakalaşmadan ve onu hazırlamadan ilişkiye girmesi.” [89]
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu:
“Gece uyanık kalmak ancak üç durumda uygundur: 1- Kur’an okumak için, 2- İlmi öğrenmek için, 3- Gelini damadın evine götürmek için.” [90]
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu:
“Kim evlenirse, dinini tamamlamış olur. Evlilik gizli yapılmamalıdır; yemek hazırlanmalı ve düğün yerinden def sesiyle sevinç duyulmalıdır.” [91]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu:
“Kim Ay’ın Akrep burcundayken evlenirse, o evlilikten asla hayır görmez.” [92]
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu:
“Eşinle ayın son üç gecesinde birlikte olma; çünkü bu vakitte oluşan çocuktan, zalimlerin yardımcısı ve bir grup insanın katili olur.” [93]
Hz. Resulullah (s.a.a) buyurdu:
“Eşinle Ramazan Bayramı gecesinde birlikte olma; çünkü o gece oluşan çocuk çok kötü huylu olur.” [94]
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu:
“Pazartesi gecesi eşinle birlikte olmaya dikkat et; eğer o gecede bir çocuk olursa, Allah’ın kitabını ezberleyen ve O’nun takdirine razı olan biri olur.” [95]
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu:
“Güzel koku kalbi güçlendirir ve cinsel gücü artırır.”
– “Şaban ayının ortasında eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk takdir edilirse uğursuz olur ve yüzünde siyah bir iz bulunur.”
– “Gecenin ilk saatlerinde eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa, onun sihirbaz ya da dünyayı ahirete tercih eden biri olmayacağına dair güven olmaz.”
– “Temizlik döneminin son günlerinde, kadından sadece iki gün kalmışken birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa zalimlerin yardımcısı olur ve birçok insan onun eliyle ölüme gider.”
– “Ezan ile kamet arasında eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa kan dökmeyi sever.”
– “Kurban Bayramı gecesinde eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa altı ya da dört parmaklı olur.”
– “Öğleden sonra eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa şaşı olur ve şeytan şaşılıktan sevinir.”
– “Meyve ağacının altında eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa cellat, katil ya da benzeri biri olur.”
– “Güneş ışığı altında, üzerin örtüsüz şekilde eşinle birlikte olma; ancak sizi örten bir perde varsa hariçtir. Çünkü o vakitte bir çocuk olursa ömrü boyunca kötü talihli ve yoksul olur.”
– “Evin damında eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa münafık, gösterişçi ve bidatçı olur.”
– “Yolculuğa çıkmaya niyetlendiğin gece eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa malını haksız yere harcar.”
– “Yolculuğa çıktıktan sonra, üç günlük mesafe kadar yol aldıktan önce eşinle birlikte olma; çünkü o vakitte bir çocuk olursa her zalimin yardımcısı olur ve sana da zulmetmek isteyebilir.”
– “Kim eşiyle, kadın hayızlıyken birlikte olursa ve bir çocuk olursa, o çocuk cüzzam hastalığına yakalanır; bunda kimseyi değil, kendisini suçlasın.”
– “Sakın biri, tuvalet ihtiyacını gidermeden önce eşiyle birlikte olmasın; çünkü bu hemoroid (basur) hastalığına yol açar.”
– “Başka bir kadını arzularken kendi eşinle birlikte olma; çünkü böyle bir durumda çocuk olursa kadınsı özellikli veya zihinsel olarak zayıf olur.”
– “Cünüp olan kimse, eşiyle yataktayken Kur’an okumamalıdır…”
– “Gelini ilk haftasında süt, sirke, kişniş ve ekşi elma gibi şeylerden uzak tutun…” [96]
Cinsel ilişkinin mekruh olmadığı (sakıncasız olduğu) durumlar
Hz. Peygamber (s.a.a) buyurdu:
“Ey Ali (a.s)! Pazartesi gecesi eşinle birlikte olmaya dikkat et; çünkü o vakitte bir çocuk olursa Allah’ın kitabını koruyan ve Allah’ın takdirine razı olan biri olur.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer salı gecesi eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şahitlik ederek büyür; Allah onu müşriklerle birlikte cezalandırmaz. Ayrıca güzel kokulu ağızlı, merhametli kalpli, cömert, dili gıybetten, yalandan ve iftiradan arınmış olur.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer perşembe gecesi eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, yöneticilerden bir yönetici ya da âlimlerden bir âlim olur.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer perşembe günü öğle vakti, güneş tam ortadan batıya yönelirken eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, yaşlılığına kadar şeytan ona yaklaşmaz; doğru ve dürüst bir insan olur ve Allah ona dünya ve din selameti verir.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer cuma gecesi eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, güzel konuşan, etkili bir hatip olur.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer cuma günü ikindi sonrası eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, tanınmış ve bilgili biri olur.”
“Ey Ali (a.s)! Eğer cuma gecesi yatsı namazından sonra eşinle birlikte olur ve bir çocuk olursa, Allah’ın izniyle “Abdal”lardan biri olma ümidi vardır.” [97]
Devam Edecek…
-----------
[1]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 139.
[2]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 115
[3]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 136
[4]- Mekârimü’l-Ahlâk, Allâme Tabersî, s. 212
[5]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 255
[6]- er-Risâletü’z-Zehebiyye, s. 65
[7]- Aynı önceki kaynak
[8]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 252
[9]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 308
[10]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 252
[11]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 133
[12]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 133
[13]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 123
[14]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 121
[15]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 124
[16]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 308
[17]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 143
[18]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 143
[19]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 129
[20]- Aynı Kaynak
[21]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 137
[22]- Tahkîm-i Aile, s. 318
[23]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 151
[24]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 179
[25]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 154
[26]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 109
[27]-. Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 151
[28]- Aynı Kaynak, s. 164
[29]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 176
[30]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 31
[31]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 158
[32]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 159
[33]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 172
[34]- Mekârimü’l-Ahlâk, s. 216
[35]- Mekârimü’l-Ahlâk, s. 250
[36]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 250
[37]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 246
[38]- Mekârimü’l-Ahlâk, s. 215
[39]- Bihârü’l-Envâr, c. 103, s. 251
[40]- Bihârü’l-Envâr, c. 103, s. 251
[41]- Bihârü’l-Envâr, c. 103, s. 215
[42]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 242
[43]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 222
[44]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 167
[45]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 239
[46]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 166
[47]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 134
[48]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 147
[49]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 82
[50]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 82
[51]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 296
[52]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 139
[53]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 140
[54]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 142
[55]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 2, s. 140
[56]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 30
[57]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 161
[58]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 161
[59]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 160
[60]- Mekârimü’l-Ahlâk, s. 201
[61]- Safînetü’l-Bihâr, c. 2, s. 511
[62]- İrşâdü’l-Kulûb, c. 1, s. 193
[63]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 109
[64]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 154
[65]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 153
[66]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 185
[67]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 237
[68]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 104, s. 39
[69]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 104, s. 193
[70]- Usûl-i Kâfî, c. 5, s. 494
[71]- Usûl-i Kâfî, c. 5, s. 275
[72]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 198
[73]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 198
[74]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 273
[75]- Kimyâ-yı Muhabbet, s. 193
[76]- Bakara Suresi, 222. ayet
[77]- Aynı, 223. ayet
[78]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 191
[79]- Bihârü’l-Envâr, c. 77, s. 284
[80]- Nur Suresi, 33. ayet
[81]- Nur Suresi, 31. ayet
[82]- Nur Suresi, 32. ayet
[83]- Âl-i İmrân, 14. ayet
[84]- Nisâ Suresi, 129. ayet
[85]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 135
[86]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 221
[87]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 118
[88]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 118
[89]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 118
[90]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 305
[91]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 197
[92]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 197
[93]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 197
[94]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 199
[95]- Müstedrekü’l-Vesâil, c. 14, s. 218
[96]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 255–251
[97]- Aynı kaynak.
Tarih: 01-07-2026