Gençler Mutlaka Okumalı - 2
Bismillahirrahmanirrahîm
…
İkinci Bölüm
Evlilik Sağlığı
a) Beden Sağlığı
1- Kötü Kokunun Giderilmesi
Vücudun hoş kokması, cinsel çekiciliğin oluşmasında ve kadın ile erkeğin birbirine olan ilgisinin artıp güçlenmesinde çok etkilidir. Buna karşılık kötü ve rahatsız edici koku ise, olumsuz etki yapar. Kötü kokuyu gidermek için dişler fırçalanmalı, beden sıcak su ve güzel kokulu sabunla yıkanmalı veya uygun parfümler kullanılmalıdır.
2- İlişkiden Önce Mesanenin Boşaltılması
Tıbbi tavsiyelerden biri de ilişkiden önce ve sonra mesanenin idrardan boşaltılması gerektiğidir. Uzmanlar, özellikle kadınlar için ilişkiden önce idrar yapmanın daha gerekli olduğunu belirtmekte ve buna dikkat edilmemesinin cinsel organ enfeksiyonlarına zemin hazırladığını söylemektedirler.
3- İlişki Aç Karnına Yapılmalı, Tok Karnına Değil
Mide doluyken, yani mide yiyecekleri sindirmekle meşgulken, vücuttaki kanın büyük bir kısmı sindirim sistemine yönelir ve bu sisteme bağlı organların her biri yoğun enerji harcayarak sindirimin gerçekleşmesi için görev yapar. Öte yandan erkeğin cinsel organı da ilişkiye hazırlanmak için kanla dolarak çevresindeki damarların şişmesiyle sertleşir. Bu nedenle mide doluyken ilişki yaşanırsa, sindirim sisteminin yoğun çalışması ve kanın bir kısmının cinsel organda bulunması sebebiyle diğer organlarda kansızlık meydana gelir ve bu durum insanı bazı tehlikelerle karşı karşıya bırakabilir.
Şehit Doktor Paknejad bu konuda şöyle yazmaktadır:
“Yemek sindirimi sırasında kanın önemli bir bölümü sindirim sistemine yönelir. Cinsel ilişkide de kanın bir kısmı üreme sistemine aktarılır. Sonuç olarak kalp kası kansızlıkla karşı karşıya kalır ve kalp krizleri meydana gelebilir. Bu yüzden ilişki aç karnına yapılmalıdır.” [1]
4- Adet Döneminde İlişkiden Kaçınmak
Bu durumda cinsel ilişki, tiksindirici olmasının yanı sıra, birçok zarara da yol açar. Erkek ve kadında kısırlık oluşması, mikropların gelişmesi için uygun ortamın meydana gelmesi, “frengi” ve “bel soğukluğu” gibi cinsel hastalıkların yayılması ve ayrıca kadının üreme organlarında iltihap oluşması bunlardan bazılarıdır. [2]
Doktor Paknejad şöyle demektedir:
“Eşiyle adet döneminde ilişkiye giren erkek, enfeksiyon kapmaya elverişli olan yaralı kadın üreme organını hastalığa maruz bırakır. Ayrıca kendisinin de iltihaplı cinsel hastalıklara yakalanma ihtimali vardır.” O ayrıca şöyle der:
“Kadın adet döneminde sinirlidir; kansızdır ve başka rahatsızlıkları da vardır ki, Kur’an bunların hepsini ‘eziyet’ kelimesiyle ifade etmiş ve kadının bu dönemde sıkıntı içinde olduğunu belirtmiştir.” [3]
Adet Halinde İlişkinin Zararları: Adet döneminde ilişkiye girmek, neslin ve cinsiyet yapısının sağlığı üzerinde olumsuz ve telafisi zor etkiler bırakır. Bu dönemde yaşanan ilişki, cinsel konulara karşı isteksizlik, evlilik ilişkisinden tiksinme, cinsel soğukluk ve sonunda cinsel sapmalara yol açabilir. [4]
Adet döneminde ilişki yaşanması, kadında kanın yoğunlaşmasına ve kanamanın artmasına sebep olur. [5]
5- İlişkide Ölçülü Olmak
Sağlığın korunması ve doğal bir ömür sürmek için aşırılık ve ihmalkârlıktan kaçınmak gerekir. Nasıl ki bu içgüdüyü tamamen görmezden gelmek çeşitli ruhsal ve psikolojik sıkıntılara yol açıyorsa, onu aşırı şekilde tatmin etmeye çalışmak da “sinir zayıflığı, güç kaybı, bedenin temel organlarının zarar görmesi ve erken yaşlanma” gibi birçok hastalığın sebebi olabilir.
İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Kim bu geçici dünyada ömrünün uzun olmasını isterse, sabah yeterli miktarda yemek yemeli, iyi ayakkabı giymeli, hafif elbiseler tercih etmeli ve kadınlarla ilişkisini azaltmalıdır.” [6]
İbn Sina cinsel ilişki hakkında şöyle demektedir:
“Gücün yettiğince kadınlarla ilişkiyi azalt. Çünkü meni, kadınların rahmine dökülen hayat suyudur.” [7]
Cinsel ilişkinin sayısı veya miktarı için kesin bir ölçü belirlemek mümkün değildir. Ancak uzmanlar, “en iyi yöntemin doğal güç ve isteğin ilişki sayısını kontrol etmesine izin vermek” olduğunu söylemektedirler. Örneğin bir kişi ilişkiden sonra veya ertesi gün aşırı derecede yorgunluk hissediyorsa, ilişki sayısını azaltması daha uygundur. Fakat ilişki ona huzur ve rahatlık veriyorsa, cinsel ilişkilerinin aşırı olmadığını bilmelidir. [8]
6- Cinsel Tatmin
Uzmanlar bu konuda şöyle demişlerdir: Cinsel doyuma ulaşamayan ve birbirlerini tatmin edemeyen kadın ve erkekler daha fazla baskı altında kalır ve daha çok sıkıntı yaşarlar. Örneğin daha alıngan ve sinirli olurlar. Ancak bu durum, cinsel ilişki yaşanıp cinsel haz doruğa ulaştıktan sonra sona erer. [9]
Ayrıca denilmektedir ki, ön hazırlık ve bedeni cinsel hazza hazırlamadan yapılan ilişki hoş karşılanmamıştır. Bu konuda İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi ilişkiye girmesin; aralarında bir aracı olsun.”
Sordular: “Ey Allah’ın Resulü! O aracı nedir?”
Buyurdu: “Öpüşmek ve konuşmak (sevgi gösterileri ve ön sevişme).” [10]
Doktorlar şöyle demektedir: En zevkli cinsel ilişkiler, erkeğin kendini kontrol ederek kadının haz doruğuna kendisiyle aynı anda ulaşmasını sağladığı ilişkilerdir. Kadın cinsel doyuma ulaşmazsa, bel ağrısı yaşayabilir.
Ayrıca şöyle demektedirler: Eğer erkek erken boşalma sorunu yaşıyor ve kadını cinsel haz doruğuna ulaştırmak istiyorsa, ne yapmalıdır? Şöyle yazmaktadırlar: Doğru yöntem şudur ki, kadın ve erkek arasındaki ortalama ilişki süresi yaklaşık 5 ila 10 dakika olduğundan, yaklaşık 8 dakika boyunca doğrudan birleşme olmamalı; erkek sevgi gösterileri ve okşamalarla kadını hazırlamalıdır. Bu nedenle Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Sizden biri eşiyle birlikte olmak istediğinde acele etmesin. Çünkü kadınların da karşılanması gereken ihtiyaçları vardır.” [11]
Bir diğer nokta da erkeğin ilişki sırasında ani ve sert hareketlerden kaçınmasıdır. Bu hususa dikkat edilmesi, cinsel organ yolunda oluşabilecek birçok yaralanmayı önler.
Cinsel ilişki aceleyle yapılmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Sizden biri eşiyle birlikte olduğunda, kuşların hızlı ve aceleci davranışı gibi davranmasın; biraz durup vakit ayırsın.” [12]
7- Meninin Çıkışını Engellememek
Cinsel haz doruğuna ulaşıldıktan sonra meni bulunduğu yerden hareket ederek hızla dışarı çıkar. Meninin çıkışını engellemek zararlıdır. Çünkü prostat büyümesine, idrarın tutulmasına ve mesane taşına yol açabilir. [13]
8- İlişkiden Sonra Dinlenmek
Cinsel ilişkiden sonra bedenin dinlenmesi gerekir. Hatta vücudu güçlü ve antrenmanlı olan kişiler bile cinsel ilişkiden sonra en az yarım saat dinlenmelidir.
b) Ruh Sağlığı
Ortak yaşamın başarılı ya da başarısız olmasında etkili olan sebeplerin büyük bir bölümü, psikolojik meseleler ile kadın ve erkeğin karakter ve davranışlarıyla ilgilidir. Kadın ve erkek dış güzellik, maddi imkânlar, sosyal konum ve rahat bir yaşam gibi şeylere sahip olsalar bile, “ruh sağlığına” önem vermedikleri, davranışlarını düzeltmedikleri ve manevi açıdan istenilen olgunluğa ulaşmadıkları sürece evliliklerinin sağlam ve kalıcı olacağından emin olamazlar.
Bir çiftin evlendikten bir süre sonra ayrılmasına sebep olan etkenler şunlardır:
1- Sevgi ve Muhabbeti Dile Getirmek
Bu konuda Şehit Mutahhari’nin “Kadının Hakları Sistemi” adlı kitabındaki sözünü aktarıyorum:
“Erkek şehvetin ve kadın ise, erkeğin sevgisinin esiridir. Erkek, beğenip seçtiği kadını sever; kadın ise, değerini anlayan ve sevgisini önceden göstermiş olan erkeği sever. Erkek kadını sahiplenmek ve kontrolü altına almak ister; kadın ise, erkeği etkileyip onun kalbi üzerinden ona hâkim olmak ister. Erkek kadına dışarıdan üstünlük kurmak isterken, kadın erkeğin kalbinin içine girerek ona nüfuz etmek ister. Erkek kadını elde etmek ister; kadın ise, elde edilmek ister. Kadın erkekten cesaret bekler; erkek ise, güzellik ve çekicilik ister. Kadın için erkeğin desteği en değerli şeydir. Erkek her gün aynı durumda kalmak ister; fakat kadın her zaman yeni biri olmak ve her sabah daha taze bir görünümle uyanmak ister. Bir erkeğin kadına söyleyebileceği en güzel söz: ‘Seni seviyorum sevgilim’ cümlesidir. Bir kadının sevdiği erkeğe söyleyebileceği en güzel söz ise, ‘Seninle gurur duyuyorum’ cümlesidir.
Erkekler için mutluluk, toplum içinde saygın bir makam ve kişilik elde etmektir. Bir kadın için mutluluk ise, bir erkeğin kalbini kazanmak ve onu ömür boyu koruyabilmektir.”
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Erkeğin eşine ‘Seni seviyorum’ demesi, kadının kalbinden asla çıkmaz.” [14]
2- Cinsel İlişkiden Memnuniyet
İnsanları evliliğe ve karşı cinsle ortak bir hayata yönelten ilk etken, işte bu içgüdüsel ve biyolojik ihtiyaçtır. Birçok ailede utanma ve çekingenlik sebebiyle kadın ve erkek, cinsel ilişkinin şekli veya miktarı konusundaki memnuniyetsizliklerini açıkça dile getiremezler. Ancak bu rahatsızlığı başka davranış ve tutumlarıyla ortaya koyarlar. Çoğu zaman erkeğin sert ve öfkeli davranışlarının temelinde, eşiyle olan cinsel ilişkisinden memnun olmaması yatmaktadır.
3- Gözünü Başkalarına Dikmemek
Kadının huzurunu sürekli tehdit eden etkenlerden biri, kocasının başka kadınlara ilgi göstermesi ve onlara bakmasıdır. Bu durum, kadında eşinin sevgisini kazanamadığı düşüncesini güçlendirir ve böylece eşinin gözünün sürekli başkalarında olduğu hissine kapılır.
Şehvet dolu bakışlar ve başkalarının güzelliklerine dikkatle bakmak, insanı karşılaştırma yapmaya sürükler ve kişiyi kendi eşinden soğutabilir. İslam’ın şehvetli bakışları yasaklamasının amaçlarından biri de aile yuvasının sıcaklığını korumak, aile hayatının temellerini sağlamlaştırmak ve toplum ahlakını muhafaza etmektir. Kadın ve erkek, birbirlerine sadık kalabilmek için başkalarına kötü niyetli ve şehvetli bakışlardan sakınmalıdırlar.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Şehvetli bakış, İblis’in zehirli oklarından bir oktur. Nice bakışlar vardır ki uzun süren pişmanlık ve üzüntüye sebep olur.” [15]
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Kim gözünü haramdan sakınırsa, kalbini huzura kavuşturmuş olur.” [16]
Devam Edecek…
----------
[1]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 255–251
[2]- İlelü’ş-Şerâi‘, c. 2, s. 641–651, Nikâh babı 289, h. 1–6.
[3]- İlelü’ş-Şerâi‘, c. 2, s. 650–651, h. 6.
[4]- Evlilik: İnsan Yetiştirme Mektebi, c. 2, s. 209.
[5]- Tefsîr-i Numûne, c. 2, s. 138.
[6]- Evlilik: İnsan Yetiştirme Mektebi, c. 2, s. 170.
[7]- İslamî Sağlık, c. 1, s. 224.
[8]- Tefsîr-i Numûne, c. 2, s. 138.
[9]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 14, s. 107.
[10]- Felsefî Genç, c. 2, s. 299.
[11]- Hanna Stone, Evlilik Cinsel Sorulara Cevaplar, s. 298.
[12]- Evlilik: İnsan Yetiştirme Mektebi, s. 193.
[13]- Molla Muhsin Feyz-i Kaşânî, Hucce-i Beyzâ, c. 3, s. 110.
[14]- Hisâl, s. 637; Vesâilü’ş-Şîa, c. 20, s. 118.
[15]- Vesâilü’ş-Şîa, c. 14, s. 82.
[16]- İslam’a Göre Evlilik Sağlığı, s. 133.
Tarih: 08-07-2026