İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) Gençler Hakkındaki Görüşü
Bismillahirrahmanirrahîm
Gençlerin Hidayeti
Muhammed b. Abdullah b. Hasan'ın babası Abbasi döneminde şehit edildikten sonra kendisi kıyam edip insanları hakka davet edince, İmam Cafer-i Sadık (a.s) ona bir rehberlik olarak şöyle buyurdu:
"Ey kardeşimin oğlu! Gençlere yönel ve yaşlıları bırak!" [1]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) diğer rivayetlerde de gençlerin hak sözü daha çabuk kabul ettiklerini, hayır ve iyiliğe daha hızlı koştuklarını ve daha fazla hazır olduklarını beyan etmiştir. Bu kapsamda, İsmail b. Abdülhalık'tan şöyle nakledilmiştir: İmam Cafer-i Sadık'ın (a.s) Ebu Cafer el-Ahvel'e "Basra'ya gittin mi?" diye sorduğunu duydum. O da "Evet" dedi. İmam (a.s) ona, "Halkın imamete yönelişini ve bu inanca girişlerini nasıl buldun?" diye sordu. O ise "Allah'a ant olsun ki Şiiler azdır; bazı çabalar olduysa da o da azdır" cevabını verdi.
Bunun üzerine İmam Cafer-i Sadık (a.s) ona şöyle buyurdu:
"Gençlere yönel; çünkü onlar her türlü iyiliğe (ve hayra) daha hızlı koşarlar." [2]
İslam Devrimi’nin zafer tecrübesi, gençlerin çeşitli sahalarda aktif olarak yer almaları, onların İslam’a, devrime, din âlimlerine ve devrim liderliğine yönelmeleri; ayrıca gençlerin dayatılan savaşın farklı cephelerindeki tam katılımları, yeniden inşa (imar) dönemindeki rolleri ve ilmî ilerlemelerdeki katkıları, zikredilen hadislerin muhtevasını teyit eden birer onay mührü niteliğindedir.
Gençlik ve İlim Öğrenme
Gençlikte bilgi öğrenmek, taş üzerine kazınmış bir nakış gibidir ki ömrün sonuna kadar insana eşlik eder. Bu yüzden her kim neye sahipse, ona gençliğinde sahip olmuştur. İşte bu sebeple din önderleri “gençlikte ilim ve irfan peşinde koşulması” konusunu ısrarla tavsiye etmişlerdir.
İlahi kelamda da gençlik dönemi eşsiz bir dönemdir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır:
"O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik." [3]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur:
"‘Eşuddehu’ (erginlik çağı) on sekiz yaş demektir; ‘isteva’ (olgunlaşma) ise, sakalın çıkmasıdır." [4]
Yine İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:
"Sizden bir genci şu iki hal dışında görmeyi sevmem: Ya öğretmen (bilgin) ya da öğrenci. Eğer (bir genç) bunu yapmazsa kusur etmiş olur, kusur ederse (ömrünü) boşa harcamış olur, boşa harcarsa günaha girer ve eğer günaha girerse -Muhammed'i (s.a.a) hak ile gönderene andolsun ki- yeri cehennem olur." [5]
İşte bu sebeple gençler, daha sonra pişman olmamak için ömürlerini en iyi şekilde değerlendirmelidirler.
Gençlik ve İbadet
İnsanın ruhsal gelişimi ve manevi olgunluğu için en iyi dönem gençlik dönemidir. Vahiy almaya liyakat kazanan ve peygamberlik makamına ulaşma onuruna erişen yüce peygamberler, bu mertebelere gençlik dönemlerindeki ibadetleri sayesinde ulaşmışlardır. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah, ibadet eden genci meleklerine överek şöyle buyurur: Kulumu görün! Benim için nefsi arzularını bir kenara bırakmış." [6]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) da bu konuyu vurgulayarak şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz yaratılanların Allah katında en sevimlisi, gençliğini ve malını Yüce Allah'a itaat yolunda harcayan, genç ve güzel simalı kişidir. İşte Allah'ın, hakkında meleklere karşı övünerek 'Bu benim gerçek kulumdur' buyurduğu kişi budur." [7]
İmam Cafer-i Sadık (a.s), kendi sözlerini herkesten çok uygulayan biri olarak, gençliğinde ibadete en çok yoğunlaşan kişiydi. Şöyle buyurmaktadır:
"Gençliğimde ibadet konusunda çok çabalardım. Babam bana şöyle buyurdu: 'Evladım, bu yaptıklarını biraz azalt; çünkü Aziz ve Celil olan Allah, eğer bir kulu severse, onun az bir ibadetinden de hoşnut olur.'" [8]
Gençlikte İbadetin Etkileri
İbadetin her yaşta paha biçilemez etkileri vardır; ancak gençlikte yapılan ibadetlerin özel eserleri ve bereketleri olacaktır.
İmam Cafer-i Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:
“Allah Resulü (s.a.a) sabah namazını halkla birlikte kıldı. Ardından camide, uykusuzluktan başı sallanan bir genç gördü. Rengi sararmış, bedeni zayıflamış ve gözleri çukuruna çökmüştü. Hz. Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Ey genç! Sabahı nasıl ettin?" O şöyle dedi: "Ey Allah’ın Resulü! Yakîn (kesin bir inanç) ile sabahladım." Hz. Peygamber (s.a.a) onun bu sözüne şaşırdı ve şöyle buyurdu: "Her yakînin bir hakikati vardır. Senin yakîninin hakikati nedir?" Genç şöyle cevap verdi: "Ey Allah’ın Resulü! Benim yakînim, beni hüzne boğan, geceleri uykusuz bırakan ve gündüzleri (oruçla) susuz bırakan şeydir. Kendimi dünyadan ve içindekilerden soyutladım. Sanki Rabbimin arşına bakıyorum da kıyamet kopmuş, insanlar hesap için kabirlerinden doğrulmuş ve ben de onların arasındayım."
Allah Resulü (s.a.a) ashabına şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın kalbini iman nuruyla aydınlattığı bir kuldur." Sonra gence dönerek: "Bu halini koru!" dedi. Genç: "Ey Allah'ın Resulü! Senin yanında şehadete ermem için bana dua et!" dedi.
Hz. Peygamber (s.a.a) onun için dua etti. Çok geçmeden Hz. Peygamber'in (s.a.a) savaşlarından birine katıldı ve dokuz kişinin şehadetinden sonra şehit düşen onuncu kişi oldu.” [9]
Babaya Eşlik Etmek
İmam Cafer-i Sadık'ın (a.s) gençler hakkında tavsiye ettiği konulardan biri de babalarına eşlik etmeyi bırakmamalarıdır. Özellikle kötü arkadaşların, fikir ve iman hırsızlarının bol olduğu bu dönemde bu işin gerekliliği daha da artmaktadır; zira şefkatli bir baba, evladını sapma tehlikesine karşı her zaman kollar.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Çocuğunu yedi yıl oynaması için (serbest) bırak, yedi yıl terbiye et ve yedi yıl da onu yanından ayırma (kendine eşlik ettir)." [10]
Gençlik ve Güzel Ahlak
Güzel ahlak herkes için gerekli, faydalı ve verimlidir; nitekim İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:
"Güzel ahlak dinin bir parçasıdır ve rızkı artırır." [11]
Ancak bu durum bir genç için daha güzel, daha faydalı ve daha gereklidir. İmam (a.s) bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:
"Varaka b. Nevfel, Huveylid kızı Hatice'nin yanına her gittiğinde ona şöyle tavsiye ederdi: Bil ki, güzel ahlaklı bir genç hayırların anahtarı, şerlerin ise kilididir..." [12]
Gençlik ve Evlilik
Gençlik döneminin en önemli kaygılarından biri evlilik meselesidir. Gençlerin evlilik meselesini düzgün ve sade bir şekilde çözen her toplum, sapmalara daha az maruz kalır. Bu konuya duyarsız kalan her toplum ise, gençlerin cinsel sapmaları nedeniyle ağır darbeler almıştır; bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.a) ve masum İmamlar (a.s) bu mesele için faydalı projeler ve çözüm yolları düşünmüşlerdir.
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Hangi genç küçük yaşta evlenirse, şeytan şöyle feryat eder: 'Eyvahlar olsun bana! Eyvahlar olsun bana! Dininin üçte ikisini benim saldırımdan korudu.' Öyleyse kul, kalan üçte birlik kısım için de Allah’a karşı takva sahibi olsun." [13]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) da bu konunun önemli bir çözüm yolu olduğunu vurgulayarak şöyle buyurmaktadır:
"Ensar'dan bir genç Hz. Peygamber'in (s.a.a) yanına gelerek ihtiyacı ve yoksulluğu hakkında ona dert yandı. Hz. Peygamber (s.a.a) ona: 'Evlen!' buyurdu.
Genç şöyle dedi: 'Hz. Peygamber'in (s.a.a) yanına tekrar dönmeye (eli boş nasıl evleneceğimi sormaya) utanıyorum.' Ardından Ensar'dan bir adam onunla karşılaştı ve 'Güzel bir kızım var' diyerek onu o gençle evlendirdi. O günden sonra Allah onun hayatına bir bolluk ve genişlik verdi. Genç, Hz. Peygamber'in (s.a.a) yanına gelip hikâyeyi anlattı. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: 'Ey gençler! Size evlenmeyi tavsiye ederim.'" [14]
Bu tür hadisler, evlilikte maddi imkânın bir şart olmadığını, hatta evliliğin maddi imkanlara kavuşmaya vesile olabileceği gerçeğini kanıtlamaktadır.
Gençlikte Günah Zeminleri
İmamlarımızın (a.s) evlilik meselesi üzerinde bu denli durmalarının sırrı şudur: Gençlik döneminde cinsel arzuların zirvede olması hasebiyle, buna bağlı günahların zemini daha müsaittir ve evlenmemekle birlikte günaha bulaşma ihtimali artmaktadır.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Yusuf, Aziz'in (Mısır Azizi) eski eşiyle evlendiğinde onu bakire buldu. Ona: 'Seni (daha önce bana karşı yaptığın) o çirkin işe, sürükleyen neydi?' diye sordu. Kadın şöyle dedi: 'Üç özellik: Gençlik, servet ve bir eşimin olmayışı (yani padişahın cinsel iktidarsızlığı).'" [15]
Bu hadis, cinsel sapmaların etkenlerinden birinin, gençlik dönemindeki cinsel arzunun doğru şekilde tatmin edilmemesi olduğunu göstermektedir.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) bir başka yerde şöyle buyurmuştur:
"Kıyamet günü, güzelliği sebebiyle fitneye düşmüş (günah işlemiş) güzel bir kadın getirilir. Kadın der ki: 'Allah'ım! Beni güzel yarattın, bu yüzden sınandım/kandım.' Bunun üzerine Hz. Meryem getirilir ve o kadına şöyle denilir: 'Sen mi daha güzelsin, yoksa bu mu? Biz onu güzel kıldık ama o fitneye düşmedi.' Aynı şekilde güzelliği sebebiyle (gençlik döneminde) aldanmış yakışıklı bir adam getirilir ve şöyle der: 'Rabbim! Beni yakışıklı yarattın ve bu yüzden kadınlar yüzünden sınandım/günaha düştüm.' O sırada Hz. Yusuf getirilir ve o adama şöyle denilir: 'Sen mi daha yakışıklısın, yoksa bu mu? Biz onu yakışıklı kıldık ama o fitneye düşmedi.'"
Gençlere Tavsiyeler
İmam Cafer-i Sadık (a.s), gençlerin ıslahı için önemli ve etkili tavsiyelerde bulunmuştur. Bunlardan bazı örnekler şöyledir:
a) Bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır:
"Ey genç topluluğu! Allah'tan korkun (takva sahibi olun) ve liderlerin (zalim yöneticilerin) peşinden gitmeyin. Makamlarından düşene kadar onları bırakın. Allah'ı bırakıp da bazı adamları (önde gelen şahsiyetleri) kendinize sırdaş ve dost edinmeyin. Allah'a ant olsun ki, ben sizin için onlardan daha hayırlıyım!" [16] Sonra eliyle göğsüne vurdu (yani: Bizim yerimize zalim liderlerin peşinden gitmeyin).
Bu değerli hadiste Hazret birkaç noktaya işaret etmiştir:
1- Takvayı ve paklığı kendinize yol edinin.
2- Reislerin ve makam sahiplerinin peşinden gitmeyin.
3- Kişi fetişizmine (şahsiyetçiliğe) kapılmayın.
4- Hayatınızda bizi bırakmayın; çünkü biz her açıdan sizin maslahatlarınızı temin ederiz.
b) Hazret, başka bir yerde Lokman Hekim'in genç oğluna verdiği öğütleri gençlere tavsiye olarak nakletmiştir. Şöyle buyurmaktadır:
"Yavrum! Somurtkanlıktan, kötü huyluluktan ve sabırsızlıktan sakın; çünkü bu özelliklerle hiçbir dostluk kalıcı olmaz. İşlerinde ağırbaşlılığı ve vakarı koru, ‘kardeşlerin (dostların) masraflarını üstlenme’ konusunda nefsini zorla ve bütün insanlara karşı ahlakını güzelleştir." [17]
-----------------
[1]- Muhammed b. Yakub el-Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 362, h. 17.
[2]- Kâfi, c. 8, s. 93, h. 66.
[3]- Yusuf Suresi, 22.
[4]- İbn Babeveyh el-Kummi, Ma'ani’l-Ahbar, s. 226.
[5]- Şeyh Tusi, El-Emali, s. 303, h. 604.
[6]- Bkz: Müttaki el-Hindi, Kenzu'l-Ummal, c. 15, s. 776, h. 43057.
[7]- Hasan Deylemi, İ'lamu'd-Din, s. 120.
[8]- Usul-u Kâfi, c. 2, s. 87, h. 5.
[9]- Bkz: Kâfi, c. 2, s. 53; Hikmetname-i Cevan Tercümesi, s. 400 ve 401.
[10]- Şeyh Saduk, Men La Yehzuruhu'l-Fakih, c. 3, s. 492, h. 4743.
[11]- Ali b. Şu'be, Tuhafu'l-Ukul, s. 373.
[12]- Şeyh Tusi, El-Emali, s. 302, h. 598.
[13]- Bkz: Bihâr'ul-Envâr, c. 103, s. 221, h. 34.
[14]- Bkz: Kâfi, c. 5, s. 330, h. 3.
[15]- Bkz: Bihâr'ul-Envâr, c. 12, s. 296, h. 79.
[16]- Bihâr'ul-Envâr, c. 24, s. 246, h. 5; Tefsir-i Ayyaşi, c. 2, s. 83, h. 32.
[17]- Men La Yehzuruhu'l-Fakih, c. 4, s. 373, h. 5762.
Tarih: 08-04-2026