İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) Bakış Açısından Sosyal İlişkiler
Alemin yaratılışının gayesi, Yüce Allah'ı tanımak (marifet) ve O'na kulluk etmektir.
Bismillahirrahmanirrahîm
Hz. Adem'den (a.s) son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.a) kadar bütün nebilerin gönderiliş amacı da bu gayeyi gerçekleştirmektir. Hz. Resulullah (s.a.a), insanlığı marifet ve ibadet üzere eğitip yetiştirmek için ardında mirası olarak Kur'an'ı ve Kur'an'ın tam ilmine sahip olan zatı bırakmıştır.
Zamanın getirdiği acı hadiseler, Kur'an'ın masum müfessirinin ilahi kitabın hakikatleri üzerindeki perdeyi tamamen kaldırmasına izin vermemiş olsa da hidayet semasının altıncı parlak yıldızına (İmam Cafer-i Sadık (a.s)) doğan o kısa süreli fırsatta, yaratılış gayesinin peşinde koşan yolcular için hak mezhebin ana yolunu ardına kadar açmış ve insanlığın susamış fıtratını marifet ile ibadetin hayat suyuyla doyurmuştur.
İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) bakış açısından sosyal ilişkilerde karşılıklı haklar
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir; onun gözü, aynası ve rehberidir. Ona ihanet etmez, onu aldatmaz, ona zulmetmez, ona yalan söylemez ve onun gıybetini yapmaz.” [1]
Muallâ b. Huneys şöyle diyor: İmam Cafer-i Sadık’a (a.s), “Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı nedir?” diye sordum. Hazret şöyle buyurdu:
“Müslümanın, Müslüman kardeşi ve ilahî dostu üzerinde yedi hakkı vardır ki bunlar gerekli ve vaciptir. Bu haklardan hiçbiri yoktur ki onun üzerine farz olmasın. Eğer bunlardan birini zayi ederse, Allah’ın velayetinden ve itaatinden çıkar ve Allah’a kulluktan hiçbir nasibi kalmaz!”
O hazrete “Bu haklar nelerdir?” dedim. Hazret şöyle buyurdu:
“Ey Muallâ! Ben sana karşı şefkatliyim; bunları zayi etmenden, koruyamamandan ve bilip de uygulamamandan korkuyorum.” Ona “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” dedim. Hazret şöyle buyurdu:
“Bu hakların en kolay olanı şudur:
1- Kendin için sevdiğini onun için de sevmen ve kendin için hoş görmediğini onun için de hoş görmemen.
2- Onun öfkesinden uzak durman, hoşnutluğunu gözetmen ve ona itaat etmen.
3- Onu canınla, malınla, dilinle, elinle ve ayağınla desteklemen.
4- Onun gözü, aynası ve rehberi olman.
5- Sen tok iken onun aç olmaması; sen susuzluğunu gidermişken onun susuz kalmaması; sen giyinikken onun çıplak olmaması.
6- Senin bir hizmetkârın varsa ve kardeşinin yoksa, hizmetkârını gönderip onun elbisesini yıkatman, yemeğini hazırlatman ve yatağını serdirtmen.
7- Onun yeminine sadık kalman; davetine icabet etmen; hastalandığında ziyaretine gitmen; cenazesinde hazır bulunman; bir ihtiyacı olduğunu bildiğinde o senden istemeden önce davranman; ihtiyacını gidermek için acele etmen ve onu karşılamak için çaba göstermen. Böyle yaptığın vakit, kendi dostluğunu onun dostluğuna bağlamış ve onun dostluğunu da kendi dostluğunla birleştirmiş olursun. [2]
İmam Cafer-i Sadık (a.s), iki Müslümanın birbirleri üzerindeki hakları hakkında uzun bir rivayetin bir bölümünde şöyle buyuruyor:
“Bir Müslümanın, Müslüman kardeşi üzerindeki hakkı ne kadar da büyüktür!”
Ve şöyle buyurmuştur:
“Müslüman kardeşin için, kendin için sevdiğini sev. İhtiyacın olduğunda ondan iste; o senden istediğinde ona ver. Onun hakkında hiçbir iyilik ve hayır işinde gönül darlığı ve yorgunluk gösterme; o da senin için hiçbir iyilikte böyle davranmasın. Ona dayanak ol ki o da sana dayanak olsun. O yokken, onun gıyabında itibarını ve şahsiyetini koru; yanında olduğunda onu ziyaret et, ona değer ver ve onu yücelt; çünkü o sendendir ve sen de ondansın. Eğer sana kırılırsa, onun affını kazanana kadar ondan ayrılma. Ona bir iyilik ulaştığında Allah’a hamdet; bir sıkıntıya düştüğünde ise ona destek ol. Ona tuzak kurulduğunda veya hakkında söz taşındığında ona yardım et. Bir kimse din kardeşine ‘öf!’ derse, aralarındaki manevi dostluk kopar.” [3]
Ebân b. Tağlib şöyle diyor: İmam Cafer-i Sadık (a.s) ile birlikte Kâbe’yi tavaf ediyordum. Ashabımızdan bir adam bana doğru geldi. Bir ihtiyacı için benimle gelmemi istedi ve bana işaret etti. İmam Cafer-i Sadık (a.s) onu gördü ve bana:
“Ey Ebân! Bu adam seni mi istiyor?” buyurdu. “Evet” dedim.
“Seninle aynı inançta mı?” buyurdu. “Evet” dedim.
“Onunla git ve tavafını yarıda kes” buyurdu. “Vacip tavaf olsa bile mi?” dedim. “Evet” buyurdu.
Onunla gittim, daha sonra Hazret’in huzuruna gelip şöyle dedim: "Müminin mümin üzerindeki hakkını bana haber ver". O şöyle buyurdu:
"Bunun peşini bırak (sorma)". "Sana feda olayım!" dedim. Bilmek istediğimi söyleyerek ısrar ettim. Buyurdu ki:
"Ey Ebân! Mal varlığının yarısını ona verecek kadar hakkı vardır." Sonra bana baktı ve bende oluşan (şaşkınlık) halini görünce şöyle buyurdu:
"Ey Ebân! Allah'ın, başkalarını kendi nefislerine tercih edenlerden (isâr edenlerden) övgüyle bahsettiğini bilmiyor musun?" "Evet, sana feda olayım" dedim. Şöyle buyurdu:
"Eğer malını onunla paylaşırsan, onu kendine tercih etmiş olmazsın; sadece onunla eşitlenmiş olursun; onu ancak, kendine ayırdığın kısımdan da ona verdiğin zaman kendi nefsine tercih etmiş olursun." [4]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:
“İmam Muhammed Bakır (a.s) her zaman şöyle buyururdu: Arkadaşlarınızı yüceltin, onlara saygı gösterin; birbirinize karşı asık suratlı olmayın; birbirinize zarar vermeyin ve birbirinize haset etmeyin. Cimrilikten sakının ve Allah'ın ihlaslı kulları olun.” [5]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) arkadaşlarına şöyle buyururdu:
"Allah'tan sakının; birbirine iyilik eden, Allah için birbirini seven, birbiriyle bağını koparmayan ve birbirine merhamet eden kardeşler olun. Birbirinizi ziyaret edin, bir araya gelin, bizim davamızı (emirlerimizi) hatırlayın ve onu diri tutun." [6]
İmam Muhammed Bakır (a.s), İslam Peygamber’inden (s.a.a) şöyle rivayet ediyor:
“Cebrail bana şöyle anlattı: ‘Aziz ve Celil olan Allah yeryüzüne bir melek gönderdi. O melek yürümeye başladı ve yolu, bir adamın kapısında durup ev sahibinden içeri girmek için izin istediği bir kapıya düştü. Melek ona: 'Bu evin sahibinden ne istiyorsun?' dedi. Adam: 'O benim din kardeşimdir, Tebarek ve Teala olan Allah rızası için onu ziyaret ediyorum' diye cevap verdi. Melek ona: 'Sadece bunun için mi geldin?' dedi. Adam: 'Sadece bunun için geldim' dedi. Melek ona şöyle dedi: 'Ben Allah'ın sana gönderdiği elçisiyim; Allah sana selam söylüyor ve buyuruyor ki: Cennet sana vacip olmuştur.' Melek devam etti: 'Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: Her kim bir Müslümanı ziyaret ederse, aslında onu değil Beni ziyaret etmiştir ve onun sevabı ile mükafatı bana aittir; o da cennettir.'" [7]
İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurdu:
"Kişinin mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmesi bir hasenedir (sevaptır); onun üzerinden bir çöpü/tozu temizlemesi bir hasenedir. Allah'a, mümini sevindirmekten daha sevimli gelen başka bir şeyle kulluk edilmemiştir." [8]
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurdu:
"Mümin birinin ihtiyacını gidermek, Allah katında, her birinde yüz bin (dirhem) infak edilen yirmi hacdan daha sevimlidir." [9]
Yine o Hazret şöyle buyurdu:
"Bir Müslüman, bir Müslümanın ihtiyacını giderdiğinde, Allah Tebarek ve Teala ona şöyle nida eder: Senin sevabın bana aittir ve senin için cennetten aşağısına razı olmam." [10]
------------
[1]- el-Kâfi, 2/166, Müminlerin Kardeşliği Bölümü, 5. Hadis; Vesâilü'ş-Şîa, 12/204, Bölüm: 122, Hadis: 16094; Bihâru'l-Envâr, 71/270, Bölüm: 16, Hadis: 9.
[2]- el-Kâfî, 2/169, Müminin Kardeşi Üzerindeki Hakkı Bölümü, Hadis: 2; Vesâilü'ş-Şîa, 12/205, Bölüm: 122, Hadis: 16097; Bihâru'l-Envâr, 71/238, Bölüm: 15, Hadis: 40.
[3]- el-Kâfî, 2/170, Müminin Kardeşi Üzerindeki Hakkı Bölümü, Hadis: 5; Vesâilü'ş-Şîa, 12/206, Bölüm: 122, Hadis: 16098; Bihâru'l-Envâr, 71/243, Bölüm: 15, Hadis: 43.
[4]- el-Kâfî, 2/171, Müminin Kardeşi Üzerindeki Hakkı Bölümü, Hadis: 8; Vesâilü'ş-Şîa, 12/209, Bölüm: 122, Hadis: 16106; Bihâru'l-Envâr, 71/248, Bölüm: 15, Hadis: 46.
[5]- el-Kâfî, 2/173, Müminin Kardeşi Üzerindeki Hakkı Bölümü, Hadis: 12; Vesâilü'ş-Şîa, 12/15, Bölüm: 5, Hadis: 15519.
[6]- el-Kâfî, 2/175, Merhamet ve Yardımlaşma Bölümü, Hadis: 1; Vesâilü'ş-Şîa, 12/22, Bölüm: 10, Hadis: 15539; Bihâru'l-Envâr, 71/401, Bölüm: 28, Hadis: 45.
[7]- el-Kâfî, 2/176, Kardeşlerin Ziyareti Bölümü, Hadis: 3; Vesâilü'ş-Şîa, 14/583, Bölüm: 97, Hadis: 19864.
[8]- el-Kâfî, 2/188, Müminleri Sevindirmek Bölümü, Hadis: 2; Bihâru'l-Envâr, 71/288, Bölüm: 20, Hadis: 15.
[9]- el-Kâfî, 2/193, Müminin İhtiyacını Gidermek Bölümü, Hadis: 4; Vesâilü'ş-Şîa, 16/363, Bölüm: 26, Hadis: 21769.
[10]- el-Kâfî, 2/194, Müminin İhtiyacını Gidermek Bölümü, Hadis: 7; Bihâru'l-Envâr, 71/285, Bölüm: 20, Hadis: 8.
Tarih: 07-04-2026