İnternet ve Cinselliğin Kontrolü
Günümüzde her evde uydu kanallarının bulunduğu ve internet kullanımının yaygın olduğu bir ortamda, günahtan nasıl kaçınılır? Sosyal medyaya rağmen cinsel içgüdü nasıl kontrol edilir?
Bismillahirrahmanirrahîm
Cinsel içgüdünün gelişiminin zirveye ulaştığı özel bir yaş dönemindesiniz ve şu anda bu içgüdü, özellikle günümüz yaşamı ve çevresindeki uyaranlarla birlikte sizi baskı ve sıkıntı altında bırakmaktadır. Bu baskıdan kurtulmak ve kendinizi günahtan korumak için üç gerçek çözüm yolu bulunmaktadır:
1- Evlilik yöntemi,
2- İçgüdü kontrolü yöntemi,
3- Maneviyatı güçlendirmek ve Allah ile yakınlık kurmak.
Açıklama: Şehveti gerçekten kontrol etmenin ve kirli ya da uygunsuz ortamlardaki ilişkilerin neden olduğu uyaranlardan kurtulmanın tek yolu evliliktir; tüm çabanızı bu yönde sarf etmelisiniz. Ancak herhangi bir sebeple evlenemiyorsanız, kontrol yöntemlerini kullanmaktan ve maneviyatı güçlendirmekten başka çare yoktur. Bu yöntemlere aşinasınız, yine de yanıtın devamında şehvet kontrolü konusunu neredeyse kapsamlı bir şekilde ele alan bir metni sizinle paylaşıyoruz.
Cinsel İçgüdü: Cinsel içgüdü, insanın doğal özelliklerinden biridir; bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı olan her insan bu eğilime sahiptir ve bu durum, insanoğluna bahşedilmiş ilahi nimetlerden biridir. Sonuç olarak, belli bir ölçüde mümkün olan şey, bu arzunun kontrol edilmesi ile doğru ve makul bir şekilde kullanılmasıdır. Ahlaki ve irfani kurallara uyarak bu meseleye karşı tamamen hissizleşmeyi beklemek, gerçekçi bir beklenti değildir. İnsanların doğası da mizaç (sıcaklık-soğukluk) ve cinsel içgüdünün şiddeti bakımından farklılık gösterir. Bu nedenle kişinin kendisini başkalarıyla kıyaslaması doğru bir yaklaşım değildir ve bazen umutsuzluğa yol açabilir.
Cinsel İçgüdünün Gücü: Kuşkusuz, insandaki cinsel içgüdü ile yeme-içme içgüdüsü olağanüstü bir güce sahiptir. Bu içgüdülerin yaşam döngüsündeki büyük etkileri ile bireysel ve sosyal davranış, düşünce ve faaliyetlerdeki temel ve güçlü rolleri yadsınamaz bir gerçektir. Belki de "Freudyenizm" ve "Marksizm" okullarının temeli, bu iki yaklaşıma yönelik aşırı bakış açısının bir sonucudur. Freudyenizm, cinsel içgüdüyü aşırı derecede önemli gösterip ona asillik (temel olma özelliği) atfederek; Marksizm ise “gıda ve barınma” gibi doğal ve maddi ihtiyaçları temel alarak, bir asırdan fazla bir süre insanlığın entelektüel hayatında hüküm sürmüş ve çoğu bilimsel alanda etkili olmuştur. Bu iki okul, insanın diğer tüm ihtiyaçlarını bu iki kategori ihtiyacın bir dalı veya yansıması olarak görürler. Elbette her iki düşünce de içgüdülere yönelik aşırıcı yaklaşımları nedeniyle günümüzde geçerliliğini yitirmiş ve bilimsel itibardan yoksun kalmıştır. Ancak gerçek şu ki, cinsel ve cinsel olmayan içgüdüler konusundaki aşırılıklar bir kenara bırakıldığında, cinsel ihtiyaçların bireysel ve sosyal faaliyetlerde, özellikle de ortak yaşamda ve onun devamlılığında olağanüstü bir rolü olduğunu itiraf etmek gerekir. Fakat bu içgüdü başıboş bırakılırsa, ulu ağaçlara acımasızca saldırıp onları içeriden çürüterek boşaltan bir termit gibi, insanın bedenini ve ruhunu eritir; yavaş yavaş yıkıma ve çöküşe sürükler.
Gençlerin İffeti Korumadaki Yetkinliği
Eğer Allah, insana cinsel içgüdü vermişse, kuşkusuz onun varlığına “günahla mücadele etme” güç ve yeteneğini de yerleştirmiştir. Bu nedenle her insan büyük bir azim ve kararlılıkla günaha karşı mücadeleye girişmeli ve günah arzusu ilk kez geldiğinde ona karşı tüm ciddiyetiyle direnmeye çalışmalıdır; o zaman bu mücadele kademeli olarak kolaylaşacaktır.
Bazen bazı kişiler için evlilik imkânı hiçbir şekilde mümkün olmayabilir. Bu durumda Kur'an-ı Kerim iffetli ve namuslu olmayı emrederek şöyle buyuruyor:
"Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah onları lütfuyla zengin kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar." [1]
Allah bu ayette açıkça iffetli olmayı ve kendini tutmayı emretmektedir. Bu, uygulandığında insanda iman ve takva ruhunu geliştiren, iradenin güçlenmesine ve nefse hakimiyete vesile olan, insandaki iffet duygusunu canlandıran en iyi yöntemdir.
En Etkili Çözüm: Evlilik bazen insana vacip (zorunlu) olur. Bu durumda evlenmek için harekete geçmek dini bir görev haline gelir ve bundan kaçınmak günah sayılır. Evlilik konusunda tüm büyük merciler (taklit mercileri) şunu vurgular: “Her ne kadar İslam'da evliliğin aslı farz olmasa ve çokça tavsiye edilen müstehaplardan olsa da eğer bir kimse eşi olmadığı için harama ve günaha düşecekse, evlenmek ona vacip olur ve bekâr kalmaya hakkı yoktur.”
“Ekonomik nedenler, eğitim şartları veya ailevi durumlar nedeniyle şu an için bu iş (evlilik) mümkün değil” diyebilirsiniz. Bu durum, bir tür olumsuz fakirlik korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Şunu unutmayın ki mümin, Allah'a ve O'nun gücüne güvenen, hayatın zorluklarında O'na tevekkül eden kişidir. Fakirlik korkusuyla, "Ya bir iş bulamazsam!" veya "Masrafları nasıl karşılarım?" diyerek dini görevlerini yerine getirmekten asla geri durmaz. Siz Allah rızası için görevinizi yerine getirmek üzere harekete geçersiniz; Yüce Allah da kullarına rızık verme görevini bilir ve mümin kulunu asla yalnız bırakmaz. Evlenenlerin çoğu başlangıçta tam bir yaşam imkanına sahip değildi; ancak tecrübeyle gördüler ki sorunlar çözülüyor. Hatta hesaplanamaz ve öngörülemez şekillerde bile evlilik ve hayatın devamı için gerekli imkanlar kendilerine sağlanmıştır.
Kur'an-ı Kerim, Nûr Suresi'nde müminlere evliliği emrettikten sonra şöyle buyurmaktadır:
"Eğer fakir iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve her şeyi bilendir." [2] Bu yüce ayette birkaç önemli emir ve nokta bulunmaktadır:
1- Bekâr erkekler ve kadınlar evlenmelidir.
2- Evlilik yolunda fakirlikten korkmamalıdırlar; çünkü Allah onları kendi lütfuyla zengin ve ihtiyaçsız kılacaktır.
Kuşkusuz imanını ve nefsinin temizliğini korumak için evlilik yolunda adım atan kimseye ilahi yardımlar ulaşır ve Allah onun sorunlarının düğümünü çözer:
"Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar." [3]
Yine tecrübeler göstermiştir ki, bir kişi bekâr olduğu sürece tam bir sorumluluk hissetmez; meşru kazanç elde etmek için girişimciliğini ve enerjisini yeterince kullanmaz; ayrıca bir gelir elde etse bile onu korumak, değerlendirmek ve doğru harcamak için çaba sarf etmez. Ancak evlilikten sonra insanın kişiliği sosyal bir kişiliğe dönüşür; kendisini ve eşini korumak, ailenin onurunu gözetmek ve yaşam gereksinimlerini sağlamak konusunda şiddetle sorumlu hisseder. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Rızık kadınlarla beraberdir; evleniniz ki rızkınız bollaşsın."
Evlilik, zihinlerdeki algının aksine, ayak bağı olan örf ve adetlerden ve gösterişli masraflardan kaçınıldığı sürece o kadar da zor bir iş değildir. Bu amaçla eş, toplumun mümin, iffetli, orta halli ve beklentisi düşük ailelerinden seçilebilir. Kesinlikle layık, imanlı ve iffetli bir eş seçimi hiçbir zaman pişmanlık getirmez; pişmanlık, evlilik heva ve hevesle, mantıksız ölçütlerle yapıldığında ortaya çıkar. Eğer şu an ki koşullarda düğün yapmak mümkün değilse, dini nikah (akid) kıyılarak düğün ve asıl evlilik süreci uygun şartlar oluşana kadar ertelenebilir ve nişanlılık döneminin güzelliklerinden istifade edilebilir. Ayet-i kerimedeki ikinci çözüm yolu ise şudur: Eğer herhangi bir sebeple evlilik gücü bulunamazsa, iffetli olmayı ilke edinmeli ve Allah bir kapı açana kadar kendisini günaha bulaşmaktan korumalıdır.
Sorunların Çözümü: Hepimiz biliyoruz ki gençler evlilik yolunda, “iş, barınma, eğitim, örf ve adetler ile ağır mehirler” gibi pek çok sorunla karşı karşıyadır. Hiç şüphesiz gençlerin evlilik sorunlarını kökten çözmek için, bazılarına değinilen bu engellerin yollarından kaldırılması gerekir. Böyle bir işin gerçekleştirilmesi, başta yürütme organı olmak üzere İslam sistemindeki tüm yetkililerin ulusal bir kararlılığına ve doğru planlamasına ihtiyaç duyar. Elbette bu durum, gençlerin kendilerinin, ailelerin ve diğer kültürel-dini kurumların gençlerin evliliği konusunda hiçbir sorumluluğu olmadığı anlamına gelmez. Aksine, bu krizin çözümünde en önemli rolü gençlerin kendileri oynayabilir. Burada bazı çözüm yollarına değinilmektedir:
Gençlerin evliliği ile ilgili bazı çözümler
1. Gereksiz gösterişten kaçınmak ve bazı engelleyici gelenek ve görenekleri bir kenara bırakmak.
2. Beklenti ve taleplerin düzeyini düşürmek.
3. Sade ve az masraflı evlilik kültürünü güçlendirmek.
4. Gençlerin evlilikle ilgili dini öğretilere olan iman ve inancını pekiştirmek. Yüce Allah’ın, Kur'an-ı Kerim'de buyurduğu gibi, maddi durumu yerinde olmayanlar, fakirlik ve maddi sorunlar nedeniyle kaygı duymasınlar; zira Allah, evlilik hususunda ihtiyaç sahibi gençlere kendi lütuf ve rahmetiyle yardım edeceğini vaat etmiştir.
5. Mehir miktarlarını azaltmak.
6. Gençlerin evliliğine yardım etmek amacıyla aile içi yardımlaşma fonları (karz-ı hasen) oluşturmak.
7. Gençlerde “dini inançları, umut ruhunu ve tevekkülü” güçlendirmek.
Geçici Evlilik Çözümü: İmkân dahilinde, cinsel içgüdünün doğru ve meşru şekilde tatmin edilmesinin en iyi yolu daimî evliliktir. Ancak her ne sebeple olursa olsun kişiler için daimî evlilik imkânı bulunmuyorsa, İslam "geçici evlilik" (mut'a) adı altında başka bir çözüm yolu tavsiye etmiştir. Fakat geçici evliliğin nasıl gerçekleştirilebileceği, en önemlisi kültürel meseleler olan pek çok faktöre bağlıdır. Şu an için toplumumuzda geçici evlilik kültürel olarak henüz yerleşmemiştir ve her ne kadar kıyıda köşede yapılsa da halkımız bu evlilik türünü kabullenmemektedir. “Kitle iletişim araçları, üniversiteler, ilim havzaları ve radyo-televizyon kurumu” gibi toplumun kültüründen sorumlu olanların tamamı, el birliğiyle ve koordineli bir şekilde toplumda ve halk arasında geçici evliliğe karşı var olan olumsuz algıyı (kabahat algısını) ortadan kaldırmalı; faydalarını ve gerçekleşmemesi durumunda ortaya çıkacak zararları anlatarak genel kültürü bunu kabul etmeye hazır hale getirmelidir. Elbette çoğu Taklit mercii, bakire bir kızla yapılacak geçici evlilik için babanın iznini şart koşmaktadır.
Şehvet Azgınlığının ve Mastürbasyon Günahının Etkileri ve Sonuçları:
Bu günahın zararlarının bilincinde olarak ondan daha iyi sakınabilmeniz için dikkatinizi mastürbasyonun sonuçlarına çekiyoruz. Kuşkusuz bu günahın bir "isyan" (baş kaldırı) olmasının yanı sıra, beraberinde getirdiği kötü sonuçlar ve olumsuz pratik yansımalar saymakla bitmeyecek kadar çoktur; ancak biz burada sadece birkaçına değinmekle yetiniyoruz:
1- Bedensel Sonuçlar: Göz ve görme zayıflığı, fiziksel gücün tükenmesi, kısırlaşma ve üreme yeteneğinin kaybı, erken yaşlanma, eklem zayıflığı, el titremesi, yüzün çirkinleşmesi ve tazeliğinin kaybolması.
2- Ruhsal ve Psikolojik Sonuçlar: Hafıza zayıflığı ve dikkat dağınıklığı, kaygı, içe kapanma ve yalnızlaşma, depresyon, mutsuzluk ve hayattan zevk alamama, saldırganlık, huysuzluk ve öfke, sürekli halsizlik, irade zayıflığı.
3- Sosyal Yan Etkiler: Aile içi uyumsuzluk, eşe ve evliliğe karşı isteksizlik, karşı cinsle ve eşle iletişim kurmada yetersizlik, kıskançlık (gayret) duygusunun yitirilmesi, dışlanmışlık hissi; izzet, temizlik, şeref ve sosyal konumun zarar görmesi, geç evlenme ve ortak yaşamdan lezzet alamama.
Birkaç Genel Çözüm Yolu
Cinsel içgüdünün kontrol edilmesi hususunda hem bireyin kendisi hem de ebeveynleri ve çevresi sorumluluk sahibidir. Doğrudan bireyin kendisini ilgilendiren yollar şunlardır:
1- Sürekli bir iş için planlama yapmak
Gençler ve ergenler muazzam ve olağanüstü bir enerjiye sahiptirler. Eğer bu enerji başka alanlarda kullanılmaz ve istenilen şekilde değerlendirilmezse, yaşlarının gerektirdiği koşullar nedeniyle cinsel ve şehvani işler kalıbında ortaya çıkacaktır. Gençler ve ergenler sürekli çalışmaya alışırlar ve güç ile yeteneklerini bu alanda harcarlarsa, onlardaki ahlaki sapmaların, şehvetin ve cinsel içgüdünün önüne bir dereceye kadar geçilmiş olur. Bedensel işler beden ve ruh dengesini sağlar. Dikkatle bakarsak, sürekli bir işle meşgul olan ve güç ile yeteneklerini olumlu ve sağlıklı alanlarda kullanan kişilerin ahlaki sapmalara ve ruhsal krizlere daha az yakalandığını görürüz. Çalışmak, gencin güç ve enerjisinin fazla yağa dönüşmeden ve vücut organlarının işleyişinde bozukluklara yol açmadan önce, faydalı ve sağlıklı bir metabolizma yoluyla tüketilmesini sağlar.
2- Uyku Düzeni
Araştırmalar, sapmaların çoğunun, özellikle de cinsel meselelerle ilgili olanların, gençlerin uyumadan önce kurdukları sağlıklı olmayan düşüncelerden ve hayallerden kaynaklandığını göstermektedir. Eğer genç, uykuya dalmadan önce düşüncelerini kendisine ve gençlik dönemine dair bir dizi meseleye ve konuya odaklarsa, yavaş yavaş sapmalara yönelecektir. Bu nedenle sapmaları önleme yöntemlerinden biri, uyku programının hassas bir şekilde düzenlenmesi ve uykunun size galip gelinceye kadar yatağa girmemenizdir. Yatağa, ancak tamamen yorgun ve uykuya hazır olduğunuzda gidin. Bunun ön koşulu ise, gün boyunca önemli faaliyetlerle meşgul olmak ve yeteri kadar çalışmış olmaktır.
Doğal olarak eğer genç yatağa yorgun gitmezse, yavaş yavaş uykuya dalana kadar ister istemez bir süre yatakta uyanık kalacaktır. Şehvani ve tahrik edici düşünceler genellikle bu zamanlarda gencin zihnine üşüştüğü için, uyku saatlerinin düzenlenmesi genç için özel bir önem arz eder. Bir psikolog bu konuda şöyle diyor: “Gecenin ilk yarısı, vücuda ikinci yarısından daha fazla enerji verir; bu yüzden ondan faydalı bir şekilde yararlanılmalıdır. Sabah uyanır uyanmaz hiç vakit kaybetmeden yataktan kalkın. Sabahları yatakta uyanık kalmanın çok zararlı olduğunu, bedeni gevşetip halsiz bıraktığını ve kalpte kötü vesveseler oluşturduğunu unutmayın.
3- Kirli ve Sağlıksız Ortamlardan Uzak Durmak
Cinsel sapmaların ve genel olarak ahlaki bozulmaların nedenlerinden biri, kirli ortamlar ve şehvani uyarıcılardır. Çevre, sapkın eğilimlere yol açan uyarıcı unsurları devreye sokarak gençte cinsel içgüdünün azmasına neden olur. Uygunsuz giyim, kız ve erkekler arasındaki sağlıksız ve kuralsız ilişkiler, bazı televizyon dizileri ve yabancı filmlerin yanı sıra internetin yanlış kullanımı, gencin şehvetini ve cinsel içgüdüsünü tahrik etmede etkilidir. Belki bazı gençler için dini ve ahlaki meselelerin hatırlatılması beyhude ve gereksiz görülebilir; çünkü onlar ne kendi sağlıklarını düşünürler ne de ahlaki ve dini meseleleri kabul ederler. Ancak güçlü bir dini ruh haline sahip olan ve bu sebeple geleceği için endişe duyan sizin için bu konuların söylenmesi önemli ve gereklidir. Eğer gerçekten gençliğinizi iyi değerlendirmek ve doğru, sağlıklı bir yolda yürümek istiyorsanız, kirli ortamlardan ve tahrik edici unsurları görmekten ciddiyetle kaçınmaya çalışın.
4- Boş Vakitlerin Doğru ve İstenilen Şekilde Değerlendirilmesi
Gençlerde ve ergenlerde sapmaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan nedenlerden biri, boş vakitlerini yanlış şekilde kullanmalarıdır. Uzun ve programsız boş vakitler, ergenleri hırçınlaştırır ve arayışa iter. Onlar yavaş yavaş hayal kırıklığına uğrayıp umutsuzluğa düşerler ve sonuç olarak kendi iç dünyalarına sığınarak, yalnızlık ve inziva köşelerinde kendilerini meşgul edecek bir yol ararlar.
5- Sağlıksız İlişkilerin Önlenmesi
Uygunsuz ve sağlıksız ilişkilere sahip olan, sapkın ve laubali kişilerle arkadaşlık kuran gençler ve ergenler, yavaş yavaş sapmalara sürüklenir ve şehvani konuların etkisi altında kalırlar. Gençlerin arkadaş ve akranlarından etkilenme oranı diğer tüm gruplardan daha fazladır. Ergenlik çağında gençler arasındaki fısıldaşmalar ve gizli konuşmalar artar. Bu konuşmaların ekseni genellikle büyüklerden uzak ve gizli bir şekilde ortaya atılan cinsel meseleler ve şehvani konulardır. Ahlaki sapmaları önlemek için kirli ve şüpheli arkadaşlıklardan ciddiyetle kaçınmaya çalışın ve sağlıklı, dindar kişilerle iletişim kurun.
6- Kendi İçinde Takvayı ve Maneviyatı Geliştirmek
Belirtilenlerin tümü, ahlaki sapmaların, şehvetin ve cinsel içgüdünün azgınlaşmasının önlenmesinde bir şekilde rol oynayabilir; ancak her şeyden daha gerekli olan ve gencin kişiliği ile davranışında temelden etkili olan şey, maneviyatın geliştirilmesi, imanın ve ilahi takvanın güçlendirilmesidir. Dünyanın şiddetle maddiyata battığı, nefsi cazibelere ve şehvani işlere tamamen gömüldüğü bir asırda yaşıyoruz. Mevcut koşullarda, ahlak ve maneviyat açısından büyük ve korkunç bir boşluk meydana gelmiş olup insanların tüm sorunları da buradan kaynaklanmaktadır.
Eğer iman ve irade gücü pekiştirilerek gençlerin inanç ve değerleri güçlendirilirse, şüphesiz sorunlarının bir kısmı, özellikle de ahlaki meseleler, şehvet ve cinsel içgüdü alanındakiler tedavi edilmiş olur.
Eğer genç, tüm eylem ve davranışlarını Allah'ın gördüğüne, insanlara yaptıklarına göre karşılık vereceğine ve temelde insanın saadet ve mutluluğunun kendi elinde olduğuna gönülden inanırsa, bu durumda günah işlememe ihtimali çok yüksektir.
Emin olun ki, insanın varlığında iman ve takva gücü yeşerip güçlenmediği sürece, şehvetten ve ahlaki sapmalardan korunmanın hiçbir garantisi yoktur; özellikle de tahrik edici unsurların çok fazla olduğu günümüz koşullarında. Bu nedenle her şeyden önce kendi varlığınızda iman ve takva gücünü yeşertmeye çalışın. Eğer düşünceniz ve zihniniz Allah’a yönelir ve namazlarınızı her zaman vaktinde kılarsanız, Allah her türlü günahtan korunmanız ve şehvet ile cinsel içgüdünün etkisi altında kalmamanız için size yardım edecektir. Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
"Doğrusu namaz, insanı her türlü kirlilikten, çirkin işlerden ve günahtan uzak tutar." [4]
Gerçek namaz, sadece şehveti kontrol etmenin ve ahlaki sapmaların saldırısına karşı savunma yapmanın en yüce amili sayılmakla kalmaz, aynı zamanda sapmalara ve şehvetlere karşı saldırı gücü olarak da kabul edilir.
7- Evliliğin Kolaylaştırılması ve Hızlandırılması
Gencin cinsel içgüdüsünü ve şehvetini kontrol etmeye çalışmasının yanı sıra, bu içgüdünün tatmini için tek doğru yol olan evlilik için de adım atması gerekir. Bu bağlamda erkekler 18 yaşından itibaren evliliği düşünebilirler ve eğer şartları uygun görüyorlarsa, bu yaştan itibaren hazırlıklara başlayabilirler. Kızlar da kendilerine uygun bir talip çıktığında; "henüz erken", "okumak istiyorum", "damadın maddi durumu iyi değil" gibi genellikle asılsız ve geçersiz nedenlerle evlilikten kaçınmamalı, ebeveynler de mantık dışı engeller çıkarmamalıdır.
Bu noktalara riayet ederek ve özellikle takva ile namaza dikkat ederek, kendi içinizdeki cinsel içgüdü ve şehvet hissini kontrol altına alıp dizginleyebilmeniz ve evlilik için uygun fırsat oluştuğunda ise, evlilik yolunda adım atmanız ümit edilmektedir.
Pratik öneriler:
1. Yapmak istediğiniz her işi dikkatle değerlendirin ve ardından onu gerçekleştirmek için karar verin.
2. Herhangi bir işte başkalarını körü körüne taklit etmekten ve izlemekten ciddiyetle kaçının.
3. "Yapamam" cümlesini kullanmaktan sakının ve bunun yerine kendinize "Bu işin üstesinden başarıyla gelebilirim" telkininde bulunun.
4. İşe başlamak ve iradenizi güçlendirmek için küçük adımlarla başlayın. Örneğin sabahları belirli bir saatte uyanmaya karar verin.
5. Uykudan uyanıp sabah namazını kıldıktan sonra 10 dakika Kur'an okumaya karar verin.
6. Eğer işlerinizde başarılı olursanız, mutlaka kendinizi ödüllendirin ve bunu günlük iş defterinize bir başarı olarak kaydedin.
7. Her başarıdan sonra Allah'a şükredin ve size nasip olan bu başarının şükranesi olarak o işe devam edeceğinize dair kendinize söz verin.
8. Yukarıdaki işlerde başarılı olduktan sonra yeni bir karar alın; örneğin her gün 20 dakika spor yapmanız gerektiğine dair kendinize şart koşun.
9. Yeni kararınızda başarılı olmanız durumunda karnenize bir artı puan daha kaydedin.
10. Yeni kararınızda başarısız olursanız bunun nedenlerini inceleyin; eğer tembellik ve uyuşukluktan kaynaklanıyorsa, kendinize bir ceza belirleyin. Örneğin bir gün oruç tutun.
11. Aynı şekilde her gün kendiniz için istek ve iradenizle yapacağınız birkaç iş belirleyip uygulayın. Elbette iş seçiminde gerçekçi olmaya dikkat edin; hırslı ve boyunuzu aşan kararlar almaktan kaçının. İşlerin zorluk derecesini, nefsinizin dayanma gücüyle uyumlu olacak şekilde kademeli olarak artırmaya çalışın.
12. “Sabah erken uyanmak, namazı vaktinde kılmak, Kur'an tilaveti ve sabah sporu” gibi bazı yapıcı (olumlu) işlerde başarılı olduktan sonra, kısıtlayıcı (olumsuz) işler için karar alın. Yani yapılmaması gereken işleri kademeli olarak terk etmeye karar verin. Örneğin cinsel içgüdülerinizi dizginlemek istiyorsanız, burada şehveti alevlendiren davranışları bırakmanız gerekir.
a)- Öncelikle bakışlarınızı kontrol edin ve karşı cinsle karşılaştığınızda bakışlarınızı yere indirmeye karar verin.
b)- Zorunlu haller dışında ve gereklilik sınırı ötesinde karşı cinsle konuşmaktan kaçının.
c)- Cinsel şehveti uyandıran dar giysiler giymekten sakının.
ç)- Kendinizle elle oynamaktan kaçının.
d)- Aşırı yemekten, “özellikle sarımsak, soğan, biber, yumurta” gibi şehvet uyandırıcı gıdalardan uzak durun.
e)- Düşüncelerinizi kademeli olarak kontrol edin; çünkü düşünceler davranışların kaynağıdır.
f)- Her gece yaptıklarınızın muhasebesini yapın. Yapmanız gereken iradeye dayalı davranışları gerçekleştirdiyseniz, not edin. Aynı şekilde bırakmanız gereken davranışlarda başarılı olduysanız, onları da not edin.
g)- Şehveti kontrol etmek amacıyla iradeyi güçlendirmenin tüm aşamalarında Allah’tan yardım dileyin; çünkü tüm gücümüz Allah’tandır. Bu yüzden engeller karşısında Allah’tan yardım almalısınız. İrade gücümüz de Allah’tandır. İradenizi ilahi irade doğrultusunda tutmaya çalışın. Yani Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu şeyi irade edin.
h)- Güçlü iradeye sahip, sorumluluk ve görevlerini yerine getirmede düzenli olan kişilerle düşüp kalkın; iradesi gevşek, imanı zayıf ve günah ehli olan kişilerle sosyalleşmekten ciddiyetle kaçının.
ı)- Oruç tutmanın şehveti kontrol etmede ve iradeyi güçlendirmede hayret verici bir rolü vardır; her hafta en az bir gün oruç tutmaya çalışın.
i)- Allah’a, başlangıca (mebde) ve ahirete (mead) olan marifet ve iman; kişiliğin oluşmasında, kimlik bulmada ve iradenin güçlenmesinde önemli bir rol oynar. İlahi eserler ve ayetler üzerinde tefekkür ederek imanınızı güçlendirin.
j)- Bakışlarınıza dikkat edin; “müstehcen filmler” gibi şehvet uyandırıcı manzaraları izlemekten ve günahla kirlenmiş ortamlarda bulunmaktan kaçının. Pek çok günah basit bir bakışla başlar.
k)- Kendinize her zaman değer verin; helal dairesi dışındaki şehvani içgüdülere uymayı kendinize hakaret ve insani makamdan düşüş olarak görün.
l)- Günahın çirkinliğini her zaman kirli ve pis bir su gibi hayal edin; nasıl ki kirli bir suyu içmeye razı değilseniz, kendinize "Ben nefsimi ve canımı günahla kirletmeyeceğim" telkininde bulunun.
m)- Şehvetleri kontrol etmede ne zaman bir başarısızlıkla karşılaşırsanız, öncelikle kendinize bir ceza verin; ardından umutsuzluğa kapılmadan Allah’ın dergahına tövbe edin ve hatanızı telafi etmeye karar verin.
n)- Her zaman bir ahlak danışmanıyla irtibat halinde olun ve yukarıdaki aşamaların uygulanmasında ona danışın.
o)- İçgüdüleri kontrol etmek için iradeyi güçlendirirken şer’i ölçülere uymaya dikkat edin; her türlü aşırılıktan, noksanlıktan ve dinin onaylamadığı işleri yapmaktan kaçının.
İçgüdülerin Kontrolünde Maneviyatı Güçlendirme Yolları:
Dini kaynaklarda, insanın nefisperestlik ve şehvet esaretinden kurtulup maneviyata ulaşması, içsel, ruhsal ve manevi bir dönüşüm yaşaması için izleyeceği yollar bizim için açık ve güzel bir şekilde çizilmiştir. Dini hükümlerin, şer’i emirlerin, ahlak kurallarının ve İslami öğretilerin her biri maneviyata ve ruh dinginliğine ulaşmak için birer yoldur. Eğer dini öğretilerde maneviyata ulaşmak için namazdan başka hiçbir tavsiye ve emir bile olmasaydı, müminin miracı ve her takva sahibini Allah’a yakınlaştıran bir "sıçrama tahtası" olan namaz platformuna yerleşmek, insanın kemalatın ve maneviyatın zirvesine ulaşması için yeterli olurdu. Namaz, insana mana ve hakikat semalarına uçmak için kanat hediye eden, mükemmelliğin ve maneviyatın zirvesine giden yolu kolaylaştıran mucizevi ve güç verici bir karışımdır. Namaz vaktinde abdest almak, gusletmek, temiz elbiseler giymek ve güzel kokular sürünmek, bu manevi uçuş ve yükselişin zeminini hazırlayan unsurlardır.
Sorunumuz çözüm yollarının olmaması değil, aksine sorunumuz İslam'ın ruh veren emirlerini uygulamadaki kararlılık ve metanet eksikliğimiz ile bu amellerde sürekliliği sağlayamamamızdır. Şeriatta uygun görülen, Hakk'ın rızasına ve hoşnutluğuna mazhar olan, afetlerden ve hastalıklardan (manevi kusurlardan) korunmuş her amel, sürekli ve düzenli bir şekilde yerine getirildiği takdirde, insanın ruhuna ve canına bazen somut ve bazen de soyut bir şekilde tesir eden, insanın halini ve durumunu değiştiren bir nuraniyete ve maneviyata sahiptir.
“Dua, cemaatle namaz, vaaz ve nasihat meclisleri” gibi dini merasimlere katılmak; “Ehlibeyt’in (a.s) hayatını, yaşam tarzını, medhiyelerini ve musibetlerini anmak; onları ziyaret etmek ve her gün düzenli olarak Kur'an okumak” gibi ameller, insanda öyle bir nuraniyet meydana getirir ki, kişinin günahın karanlığından kaçmasını ve ona kolayca yaklaşmamasını sağlar. İlahi emir ve hükümlerin tamamı bu özelliğe sahiptir. Dinî ahlak, hükümler ve öğretiler bütününün tamamı, “insanın kulluğun zirvesine, mükemmelliğe, maneviyata, ruh ve canın arınmasına ulaşması” hedefini güder.
Ancak kuşkusuz; güçlü bir irade, yüce bir azim, hedef yolunda kararlılık, zorluklardan korkmamak, hayırlı amellerde ve ibadette ısrarcı olup devamlılık sağlamak, Allah’a yönelmek ve O'nun huzurunda olduğunu hissetmek; bu nurlu emirlerden istifade etmenin, nefis terbiyesinin tatlı sonuçlarına ulaşmanın, içgüdülerin baskısından ve sapkınlıktan kurtulmanın şartıdır. Çünkü dini öğretilerden kaynaklanan maneviyat, insanın kalbinde öyle bir nuraniyet oluşturur ki, bu nur sayesinde insan, günahın ve hayvani içgüdülere uymanın çirkinliğini bizzat görür ve böylece günahın ya da içgüdülerini gayrimeşru yollarla tatmin etmenin peşinden gitmez.
Birkaç Tavsiye Daha:
1. Hiçbir günahı küçük görmeyin.
2. Günün başlangıcında, günah işlemeyeceğinize dair Allah-u Teâlâ ile sözleşin (şart kesin).
3. Gün boyunca eylem ve davranışlarınıza dikkat edin (murakabe).
4. Gün sonunda kendinizi hesaba çekin. Eğer performansınızdan memnunsanız, Allah'a şükredin; memnun değilseniz, kendinize karşı sert olun.
5. Kendinizi her zaman yüce Allah'ın huzurunda görün. O, varlığınızın en küçük zerresine hakimdir, zahirinizi ve batınınızı bilir.
6. Dua ve yakarışla Allah-u Teâlâ'dan yardım ve destek dileyin. Nitekim O şöyle buyurmuştur:
"Eğer Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, hiçbiriniz asla temize çıkamazdı." [5]
7. Çirkin davranışların yerine “cemaatle namaza devam etmek, gece namazı, kabir ziyareti ve dua” gibi iyi alışkanlıklar ve ameller koyun. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
"Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir." [6]
8. Takva sahiplerinin ve zahitlerin hayatı hakkında okumayı ve ahlak kitaplarını incelemeyi ihmal etmeyin.
Her halükârda, saadet arayan kişi dikkatli olmalı ve eteğini bu kirliliklerden temiz tutmalıdır. İş ne kadar zor olursa, mükafatı da o kadar büyüktür.
-----------------
[1]- Nûr, 33.
[2]- Nûr, 32.
[3]- Talâk, 2.
[4]- Ankebut, 45.
[5]- Nur, 21.
[6]- Hûd, 114.
Tarih: 06-05-2026