içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kız-Erkek İlişkilerinde İslamî Yaşam Tarzı - 2

Bismillahirrahmanirrahim

Kız-Erkek İlişkilerinde İslamî Yaşam Tarzı - 2

 

Namahremle Şakalaşmaktan Kaçınmak

Namahremle şakalaşmak onlar arasındaki sınırı aşındıracağı ve aralarında günahın vuku bulma ihtimalini güçlendireceği için din önderleri namahremle şaka yapılmasından sakındırmışlardır. Hz. Peygamber (s.a.a), kendisinden nakledilen bir rivayette şöyle buyurmuştur:

“Mahremi olmayan bir kadınla şaka yapan bir erkek, dünyada söylediği her kelime karşılığında (cehennemde) bin yıl hapsedilecektir” [1]

 

İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) öğrencilerinden olan Ebu Besir şöyle diyor: Kufe’de bir kadına Kur’an öğretiyordum. Bir gün ona bir şaka yaptım. Medine’de İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) huzuruna çıktığımda beni kınadı ve şöyle buyurdu:

“Kim gizlide bir günah işlerse, Allah ona değer vermez. O kadına ne söyledin?”

Bunun üzerine ben utancımdan yüzümü kapadım ve tövbe ettim. İmam (a.s) buyurdu:

“Bir daha yapma” [2]

 

Konuşurken Sesi İnceltmemek

İki cinsiyet arasında gerçekleşen konuşmada sözün muhtevasının güzel olması gerektiği gibi aynı şekilde bireylerin ses tonlarını da karşı cinsi tahrik edecek, onda ümit ve vesvese oluşturacak şekilde değiştirmemesi gerekir. Yüce Allah, Hz. Peygamber’in (s.a.a) eşlerine hitaben şöyle buyurmuştur:

“Ey Peygamber’in hanımları! Takvalı olduğunuz takdirde siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Buna göre, ‘kalbinde hastalık bulunan kimsede meyil oluşmasın’ diye nazik konuşmayın; uygun ve güzel söz söyleyin” [3]

 

Zaruret Miktarına Yetinmek

Hz. Musa (a.s) Mısır’dan yola çıkıp Medyen’e vardığında bir grup erkeğin bir kuyunun başına toplanmış olduklarını gördü. Onlar hayvanları için kuyudan su çekiyorlardı. Biraz uzakta da iki kadın gördü; onlar ise, sadece koyunlarını gözetliyorlardı. Hz. Musa (a.s) onların davranışlarından şaşırdı ve sordu:

“Ne yapmak istiyorsunuz?” (Neden koyunlarınıza su vermiyorsunuz?) Onlar şu cevabı verdi: “Çobanlar hayvanlarını çekmedikçe biz (koyunlarımızı) sulayamayız. Babamız da çok yaşlıdır. (Bu işleri yapacak güçte değildir.)” [4]

 

Dikkat edilecek olursa, bu konuşmada hiçbir fazla söz yok ve en kısa ifadeler kullanılmıştır. Hatta Hz. Musa (a.s) koyunlarına su verdikten sonra hiçbir söz söylemeden onların yanından ayrılıp kendi yerine dönmüştür.

“Onların koyunlarını suladı. Sonra bir gölgeye çekildi.” [5]

 

Bu da namahremle konuşurken en kısa söz ve zaruret ölçüsüne riayet etmenin istenen bir davranış olduğunu göstermektedir.

 

Bir Arada Bulunma Durumu

İki muhalif cinsiyetin bulunduğu ortam ve durumun irtibatın “selameti veya fesadı” açısından etkisi vardır. Bu yüzden İslamî kaynaklarda aşağıdaki hususların üzerinde önemle durulmuştur:

1- Namahremle Halvet Etmekten Kaçınmak

İki namahrem kişinin bulunduğu ortam başka insanların giriş imkânı olmayacağı şekilde tenha olmamalıdır. Zira karşı cinsten biriyle tenha bir ortamda halvet etmek, günahın gerçekleşmesi için zemin hazırlar.

 

İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) yarenlerinden Muhammed Tayyar şöyle diyor: Medine’ye vardığımda bir süre orada kalmak istiyordum. Bu yüzden kiralık bir ev aramaya başladım. İki odası olan bir ev buldum. Bir kapı odaları birbirinden ayırıyordu. Odalardan birinde genç bir kadın kalıyordu. Bu yüzden ben diğer odayı kiralamaktan vazgeçtim. Çünkü odaların birbirine bağlantısı vardı ve genç bir kadının yaşadığı bir evde kalmamın uygun olmayacağını düşünmüştüm. Fakat kadın, benim odayı kiralamam halinde aradaki kapıyı kapatacağını söyledi. Ben de bu şartla odayı kiralamayı kabul ettim. Fakat oraya yerleşmemin ardından kadın havadan faydalanmak bahanesiyle odanın kapısını açık bırakıyordu. Benim ısrarla kapıyı kapamasını istememe rağmen direniyordu ve bunu yapmıyordu. Bunun üzerine İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) huzuruna varıp durumu kendisine arz ettim. İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Oradan ayrıl; zira bir erkekle bir kadın bir odada yalnız kaldıklarında onların üçüncüsü şeytan olur” [6]

 

2- Karşı Cinse Mesafeli Olmak

İslamî yaşam tarzına göre karşı cinsle muaşerette irtibatın selameti açısından mesafeli bir tutum sergilemek büyük ölçüde etkilidir. Yüce Allah bu gerçeği Hz. Peygamber’in (s.a.a) ashabına hatırlatarak şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler!.. Peygamber’in eşlerinden bir şey istediğiniz zaman, onu perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır” [7]

 

Ayetteki önemli nükte şudur: Yüce Allah, Hz. Peygamber’in (s.a.a) mümin ashabına ve o hazretin zevcesi olma nimetine ulaşmış eşlerine resmiyete riayeti tavsiye etmiştir. Buna göre bekar, genç ve imanı zayıf bireylerin bu konuda daha hassas olmaları bir zarurettir. Kadının namahrem erkeklere karşı mesafeli duruşu, onun erkekler karşısındaki makam ve konumunu korumada faydalanacağı bir vesiledir.

 

3- Giyim ve Süslenme

Giyim tarzı ve süslenme şekli de karşı cinsle olan irtibatın istenen veya istenmeyen oluşu konusunda etkili bir faktör sayılmaktadır. İslamî kaynaklarda giyim ve süslenme konusunda müteaddit tavsiyeleri görmekteyiz.

 

4- Tesettüre Riayet Etmek

Erkek ve kadının doğru giyim şekline riayet etmeleri, İslamî yaşam tarzının mısdaklarından biri sayılmaktadır. Fakat kadınlardaki özel çekicilik, onların tam şekilde örtünmeleri konusunun daha fazla vurgulanmasına neden olmuştur. Yüce Allah aşağıdaki ayette bu hükmün felsefesini beyan etmiştir:

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, cilbaplarını (uzun başörtülerini) üstlerine salmalarını söyle. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için daha uygundur” [8]

 

Bu ayetten Müslüman kadınların doğru bir tesettüre riayet etmeleri halinde tanınacakları ve taciz edilmeyecekleri anlaşılmaktadır. Bu ayet aynı zamanda tam tesettürün riayetine delalet etmektedir. Zira Yüce Allah “cilbap / başörtüsü kullansınlar” buyurmamış, bilakis başörtülerini üstlerine sarkıtmalarını emretmiştir. Yani kadınlar başörtüsünü doğru şekilde kullanmıyorlardı. Öyle ki saçları veya bedenlerinin bir kısmı açıkta kalıyordu. Fakat bu ayetin bir gereği olarak bedenleri ve saçlarını tam şekilde örtmekle sorumlu kılındılar. Bu nükte, Nur suresinin 31. ayetinden de istifade edilmektedir:

“Başörtülerini, yakalarının üzerine salıversinler. (Böylece boyunları ve sineleri de örtülmüş olsun).”

 

5- Süslenmekten Kaçınmak

Süslenmek bir kule gibi dikkat çekilmesine yol açtığı için Kur’an’da bu manaya gelen “burc” kelimesinden türetilmiş “teberruc” ifadesi kullanılmış ve kadınlar bundan men edilmişlerdir:

“Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın.” [9]

 

Açılıp saçılma olayının cahiliye dönemi ile ilişkilendirilmesi de gerçekten dikkat çekici bir nüktedir. Bu, insanın kendisini göstermeye çalışmasının cahilce bir davranış olduğunu göstermektedir. Bu davranışın cahilce olmasının sebebi şu olabilir: Kişi kendisini göstermeye çalıştığında sadece fırsatçıların kendisinden faydalanmasının kapısını açmış olur ve bunun kendisi lehinde hiçbir olumlu sonucu olmayacaktır. Elbette kendini göstermek, başkalarının dikkatini çekmeye yönelik her türlü davranışı içeren oldukça geniş kapsamlı bir anlam taşımaktadır. Yüz ve elleri süslemek, parfüm kullanmak, başkalarını tahrik edip heyecanlandıracak model ve renkte ayakkabı ve elbise giymek vb. hususlar örnek olarak sunulabilir.

 

6- Bedenî Temas

Bedeni temasın (dokunma) tahrik edici yönüne binaen namahremle her türlü bedenî temas yasak kılınmıştır. Bu hususta birkaç rivayete işaret edilecektir. Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Her kim namahrem bir kadınla tokalaşırsa, kıyamet gününde zincire vurulmuş bir halde getirilir ve cehenneme atılması emrolunur” [10]

 

Hz. Resulullah (s.a.a) namahremle kucaklaşmak konusunda ise, şöyle buyurmuştur:

“Her kim kendisine namahrem olan bir kadını kucaklarsa, ateşten bir zincirle şeytana yaklaştırılır. Sonra her ikisi de cehennem ateşine atılır” [11]

 

Devam Edecek…

 

Ahmed Hüseyin ŞERİFÎ

 

 

----------

[1]- Biharu’l Envar, c. 73, s. 363.

[2]- Biharu’l Envar, c. 46, s. 247.

[3]- Ahzab, 32.

[4]- Kasas, 23.

[5]- Kasas, 24.

[6]- Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 4, s. 341.

[7]- Ahzab, 53.

[8]- Ahzab, 59.

[9]- Ahzab, 33.

[10]- Biharu’l Envar, c. 73, s. 363.

[11]- Biharu’l Envar, c. 73, s. 334.

Tarih: 23-09-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum