içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kur’an ile İncil’in Bakışıyla Hz. İsa’nın Kutsallığı ve Noel Bayramı Geçmişi

Kur’an ve İncil’den hangisi Hz. İsa’yı (a.s) kutsal kabul eder ve Noel bayramının tarihsel bir geçmişi nedir?

Kur’an ile İncil’in Bakışıyla Hz. İsa’nın Kutsallığı ve Noel Bayramı Geçmişi

Bismillahirrahmanirrahîm

 

Miladi yeni yılın başlangıcı ve Hz. Meryem’in oğlu Hz. İsa’nın (a.s) doğumu, Kur’an-ı Kerim ile İncil’in Hz. İsa’nın (a.s) şahsiyeti ve konumu ile kutsal annesi Hz. Meryem’e (s.a) bakışındaki farklılığı incelemek için uygun bir fırsattır.

 

İncil ve Kur’an açısından Hz. İsa’nın (a.s) doğumu

Doğum Yeri

İncil’in bize sunduğu tasvir ile Kur’an’ın sunduğu tasvir farklıdır. İncil anlatısına göre “Hz. Meryem, kocası ya da nişanlısı olan marangoz Yusuf ile birlikte nüfus sayımına katılmak için Filistin’in güneyine, yani Beytüllahim’e gider. Beytüllahim’de [1] kalabalık nedeniyle yer bulamazlar ve geceyi bir ahırda geçirmek zorunda kalırlar. Aynı gece İsa dünyaya gelir. Yani onun doğduğu yer, koyunların bulunduğu bir ahır, hayvanların tutulduğu bir mekândır ve orada iki kişi bulunmaktadır: biri marangoz Yusuf, diğeri Meryem.”

Buna karşılık Kur’an, doğum yerini doğu tarafında bir mekân olarak tanıtır:

“Kitap’ta Meryem’i an; hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.” [2]

Meryem’in yanında kimse yoktur. Kur’an’ın doğum mekânına ve Hz. İsa’nın (a.s) doğumu esnasındaki olaylara bakışı, ilahi peygamberin saygınlığına tam bir hürmet ve edep içindedir. Buna karşılık tahrif edilmiş İncil’de bu olaylar, ilahi peygamberlerin kutsal makamına yakışmayacak bir biçimde aktarılmıştır.

 

Noel Bayramının Tarihsel Bir Geçmişi Yoktur

Doğum zamanı konusunda da farklı tarihler zikredilmiştir. Hristiyanların kendilerinin yaptığı hesaplamaya göre, Hz. Mesih (a.s), bugün onun için belirledikleri miladi tarihten dört yıl önce dünyaya gelmiştir ve bu miladi tarih kesin değildir; çünkü miladi takvimi, Hz. İsa’nın (a.s) doğumundan altı yüz yıl sonra miladi tarih olarak kabul etmişlerdir. Bu nedenle hesaplamada hata yapılmıştır. Eğer miladi tarihi doğru şekilde hesaplamak istersek, şu an 2029 yılında olmamız gerekir ve mevcut tarihle dört yıllık bir fark bulunmaktadır. Mevsim konusunda da kesin bir bilgi yoktur. Hristiyanların kışı ve Noel’i Hz. Mesih’in doğum zamanı olarak kutlamaları doğru değildir ve büyük ihtimalle bunu “Mitra Tapıcıları”ndan almışlardır. Ayrıca şunu belirtmek gerekir ki, Noel kutlamaları on dördüncü yüzyıldan sonra yaygınlaşmıştır ve bu yüzyıldan önce “Noel Bayramı” [3] adıyla herhangi bir kutlama bulunmamaktadır.

 

Doğum Şekli

Doğumun nasıl gerçekleştiği konusunda Kur’an ile İnciller arasında bir görüş ayrılığı vardır. İnciller şöyle der: “İsa Mesih, koyunların bulunduğu o ahırda dünyaya geldiğinde, melekler o bölgenin çevresinde bulunan çobanlara haber verdiler ve “burada mübarek bir bebek dünyaya geldi” dediler. Ayrıca doğudan o bölgeye gelen Mecusiler, doğum yerinde doğan bir yıldızı takip ederek oraya gitmişlerdi. İnsanlar oraya geldiklerinde ise, herkes İsa’nın Meryem ile Yusuf’un oğlu olduğunu düşünüyordu. İncillerin aktarımına göre, Hz. İsa’nın babasının olmadığı kimsenin bilgisi dahilinde değildi.

Ancak İslam’a göre durum böyle değildir. İslam, marangoz Yusuf’un adını anmaz ve Hz. İsa’nın (a.s) doğum yerinde yalnızca Hz. Meryem’in (s.a) bulunduğunu belirtir. Kutsal Ruh vasıtasıyla bu çocuğa hamile kaldığında başlangıçta çok üzülür; fakat Allah bu konuda ve Hz. Meryem’in (s.a) gönlünü teselli etmek için bunun ilahi bir iş olduğunu bildirir.

 

Herkes Hz. İsa’nın (a.s) doğumuna şaşırır ve ona iftira eder. Bu iftirayı ortadan kaldırmak için Hz. İsa (a.s) beşikte konuşur ve “İsa’nın doğumu meselesi” Benî İsrail arasında hızla yayılır:

“Bunun üzerine onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: ‘Ey Meryem! Gerçekten çok çirkin bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi.’ Bunun üzerine Meryem ona işaret etti. Dediler ki: ‘Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?’ (İsa) dedi ki: ‘Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Anneme karşı saygılı olmamı istedi; beni zorba ve bedbaht kılmadı.’” [4]

 

Hatta İncil’in “Matta” bölümünde bu konuda ilk aktarılan husus, Hz. İsa’nın (a.s) soy kütüğüdür. Gerçekte marangoz Yusuf’un atalarının isimleri sayılır ve fiilen Hz. İsa (a.s), marangoz Yusuf’un oğlu olarak tanıtılır.

 

Hz. İsa’nın (a.s) Annesinin Konumu

Bu konuda Kur’an ile İnciller arasında görüş ayrılığı vardır. Kur’an’da Hz. Meryem (s.a), temiz, pak, masum ve yüce bir dereceye sahip bir şahsiyet olarak anılır. Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulur:

“Melekler demişti ki: ‘Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.’” [5]

Yine başka bir ayette onu “sıddîka” olarak tanıtır:

“Annesi de sıddîkaydı.” [6]

Buna karşılık İncillerde Meryem sıradan bir kadın olarak tanıtılır ve ona atfedilen tek ayrıcalık, daha sonra “Tanrı’nın oğlu” olarak adlandırılan bir çocuğu dünyaya getirmiş olmasıdır. Hristiyanlık, yüzyıllar sonra Hz. Meryem’in konumunun yükseltilmesi gerektiğini fark etmiş ve geçen yüzyılda kilise, kendilerine ilham edildiğini söyleyerek Hz. Meryem’in de Hz. İsa gibi göklere yükseltildiğini ilan etmiştir. Bu düşünceler, Kur’an-ı Kerim’in görüşünün tam tersidir; zira Kur’an-ı Kerim, Hz. Meryem’i (s.a) yüce bir şahsiyet olarak tanıtmış, onu ibadet ehli ve çok sayıda manevi keramet sahibi bir hanım olarak nitelemiştir.

 

İsimler ve Lakaplar

Hz. İsa (a.s) için Hristiyanlıkta farklı lakaplar zikredilmiştir. Bunların birçoğunun uydurma olduğu ve gerçeği yansıtmadığı söylenmektedir. Bununla birlikte Hristiyanlıkta yaygın olan isimler şunlardır: Aslı “Yeşua” olan ve “Kurtarıcı” anlamına gelen “İsa”; Yahudiler onu “Yesus” diye adlandırmış, Arapçada ise “İsa” denilmiştir. Ayrıca ona “Allah’ın Kulu”, “Kurtarıcı”, “Yol”, “Hakikat”, “İyi Çoban”, “Allah’ın Kelimesi”, “Hayat” gibi başka isimler de verilmiştir.

Ancak Kur’an’da onun için yalnızca iki isim geçmektedir: Biri Kur’an’da 23 kez geçen “İsa” ve diğeri ise 9 kez zikredilen “Mesih”tir.

 

Kur’an’da şöyle buyurulmaktadır:

“Melekler demişti ki: ‘Ey Meryem! Şüphesiz Allah sana, kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor; onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir; dünyada ve ahirette itibarlı ve Allah’a yakın olanlardandır.’” [7]

Bu ayette hem “Mesih” hem de “Meryem oğlu İsa” isimleri geçmektedir ve dikkat çekici olan daima “İsa bin Meryem” ifadesinin kullanılmasıdır.

 

Mesih, bir hükümet kurmak için gelmişti

“Mesih” kelimesi, Mesih’in siyasi ve toplumsal gücüne işaret eder. Yahudi kültüründe “Mesih”, toplumsal iktidarı ele almaya hazır olan kimse anlamına gelir. Bu terim Talut, Davud ve Hz. Süleyman (a.s) için de kullanılmıştır. Lügatte ise “kutsal yağ ile mesh edilmiş”, yani vaftiz edilmiş kişi demektir. Bunun hikâyesi şöyledir: Yahudiler için Talut’u hükümdar olarak seçmek istediklerinde, Peygamber Samuel onu kutsal yağ ile mesh etmiş; ondan sonra Davud’u ve diğerlerini de bu şekilde mesh etmişlerdir. Dolayısıyla kutsal yağ ile mesh edilmek, iktidarı ele almak anlamına gelmektedir. Hz. İsa’ya da “Mesih” denilmesi, onun bir hükümet kurmak için harekete geçmiş olmasındandır.

 

Ne yazık ki Hristiyanlar, kötü amaçlarına ulaşmak için Hz. İsa’yı (a.s) sanki yönetimle ve toplumsal işlerle ilgisi olmayan, köşeye çekilmiş ve münzevi bir kişiymiş gibi tanıtmaktadır. Oysa Hz. Mesih de diğer ilahi peygamberler gibi ilahi hükümleri uygulamak istemiştir ve “Mesih” kelimesi de onun bir hükümet kurma niyetinde olduğuna işaret eder. Nitekim bu mücadeleyi başlatmış ve ilk çatışması Hz. Süleyman Mabedi’nin kâhinleriyle olmuştur. Yahudilerin iç yönetimi Benî İsrail’in ileri gelenlerinin elindeydi ve Hz. İsa (a.s), şeriat hükümlerini gereği gibi uygulamadıkları için kâhinlerle mücadele etmiştir.

 

Peygamberlikten Önce Mesih

Kur’an’da onun peygamberlikten önceki dönemi hakkında özel bir bilgi yoktur. Bu döneme dair söylenen en önemli husus, beşikte konuşma meselesidir; zira o, beşikte konuşmuş ve kendisini Allah’ın kulu olarak tanıtmıştır. Bunun dışında çocukluk dönemi hakkında açık ve net bir bilgiye sahip değiliz. İncillerden de onun çocukluğu hakkında bize ulaşan kesin ve açık bir rivayet bulunmamaktadır.

 

Peygamberlik Dönemi

Ancak o, peygamberliğe ulaştığında Kur’an, onun yaptıklarını ve üstlendiği görevleri ayrıntılı biçimde tanıtır; hangi işleri yaptığını ve hangi öğretilere sahip olduğunu açıklar. Kur’an’ın ondan haber verdiği ilk hususlar, onun gerçekleştirdiği mucizelerdir. Bunlar arasında “hastaları iyileştirmesi, doğuştan kör olanı iyileştirmesi, alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, çamurdan kuş şekli yapıp ona üflemesi ve Allah’ın izniyle onun bir kuş hâline gelmesi” yer alır. Ayrıca bütün bunların Allah’ın izniyle olduğu özellikle vurgulanır. Maide Suresi 110. ayette şöyle buyurulur:

“Allah demişti ki: ‘Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla. Hani seni Ruhü’l-Kudüs ile desteklemiştim; beşikteyken de yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Hani benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun, ona üflüyordun da benim iznimle bir kuş oluyordu. Doğuştan körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyordun; yine benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden alıkoymuştum; onlara apaçık deliller getirdiğinde içlerinden inkâr edenler: ‘Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir’ demişlerdi.” [8]

Bu ayette Mesih’in mucizelerinin çoğu yer almaktadır. İncillerde de bu mucizelere değinilmiştir; ancak beşikte konuşma ve kuş yapma mucizeleri İncillerde yer almaz. Buna karşılık dikkat çekici olan şudur ki, Yuhanna İncili, onun ilk mucizesinin şarap yapması olduğunu belirtir. [9]

 

Namaz ve İbadet

Onun vasıfları arasında namaz ve ibadet de zikredilmiştir:

“Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.” [10]

Bu ayet, açıkça namaz ve zekâta işaret eder ve onun ibadet ehli ve zahid bir kimse olduğunu, hiçbir zaman şeriatı terk etmediğini göstermektedir.

 

Hristiyanlığın içine düştüğü çelişki şudur: Hristiyanlar neden şeriata uymamaktadır? Şu soruya cevap vermeleri gerekir: Hz. İsa (a.s) ibadetlerini yerine getirirken, Hristiyanlar neden İsa’ya tabi olmamaktadır?

Kur’an’a göre Hz. İsa’nın (a.s) bir şeriatı vardı. Kendisi o şeriata amel ediyor ve başkalarını da ona davet ediyordu. Ahlaki açıdan da son derece iyiliksever bir insandı:

“Anneme karşı iyi davranan kıldı ve beni zorba, bedbaht yapmadı.” [11]

Yani Allah, anneme iyilik etmemi ve zorba, bedbaht olmamamı emretti. Buna karşılık Yuhanna İncili, onun annesine karşı sert bir tutum sergilediği bir tablo çizer; aynı Yuhanna İncili’nde “şarap olayı”nda annesi ona “şarap yok” dediğinde, İsa “Ey kadın, benimle senin aranda ne var?” der [12] ve bu, sert bir üslup taşır.

Oysa Kur’an, onu annesine karşı son derece iyiliksever olarak tanıtır. Ayrıca Kur’an’da İsa, “Beni mübarek kıldı” [13] ifadesiyle bereketli bir şahsiyet olarak sunulur.

“Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas; hepsi salihlerdendir” [14] ayetiyle de salih bir insan olarak tanıtılır. Bütün bunlar, İslam’ın Mesih’i ne kadar yüce bir konumda tanıttığını; buna karşılık İncillerin Hz. İsa’yı (a.s) bu yüksek makamdan aşağıya çekmeye çalıştığını göstermektedir.

 

İmam Rıza’nın (a.s) Hristiyan âlimle münazarası

Hristiyanlık, Hz. İsa’yı (a.s) “Üç Uknum”lardan (Teslis akidesi) birinin oğlu olarak tanıtmaktadır. [15] İmam Rıza’nın (a.s) bir Hristiyan âlimle yaptığı münazarada, Hazret ona hitaben Hz. İsa’nın (a.s) büyük bir kusuru olduğunu, bunun da hiç ibadet etmemesi olduğunu söyler. Hristiyan âlim buna üzülür ve şöyle der: “Hayır, o gece gündüz namaz kılardı” ve bu sözünde de ısrar eder. Bunun üzerine Hazret şöyle buyurur:

“Onun ibadet ehli olması, Tanrı olmadığının; bilakis Allah’ın kulu olduğunun delilidir.” [16]

İncillerde onun ibadet etmesine yapılan bunca vurgu da bunun kanıtıdır ve Kur’an da onu bir peygamber olarak tanıtmaktadır:

“Meryem oğlu Mesih, kendisinden önce de peygamberler gelip geçmiş olan bir peygamberden başka bir şey değildir.” [17]

 

Mesih’in Öğretileri

Kur’an iki noktaya vurgu yapar. Birincisi, Hz. İsa’nın (a.s) Tevrat’ı tasdik edici olmasıdır: “Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak…” Bu husus İncillerde de yer alır; nitekim “Ben Tevrat’ı ortadan kaldırmak için değil, onu tamamlamak için geldim” ifadesi aktarılır. Hz. İsa (a.s) kendisine ait bir şeriata sahipti ve Hz. Musa’nın (a.s) şeriatını tamamlayıcıydı. Aynı ayetin devamında onun müjdeleyici yönü dile getirilir; yani kendisinden sonra gelecek olan Hz. Muhammed’in (s.a.a) risaletini müjdelemiştir:

“Benden sonra adı ‘Ahmed’ olan bir peygamberi müjdeleyici olarak…” [18]

 

İncillerde bu ikinci husus yer almamıştır; yalnızca “Barnaba İncili”nde bu müjde zikredilmiştir ve Hristiyanlar bu İncil’i kabul etmektedirler.

 

Mesih’in Akıbeti

Mesih’in akıbeti konusunda bütün İnciller, neredeyse ortak bir anlatım sunar. Buna göre, Hz. Süleyman Mabedi’nin ileri gelenleri bir araya gelerek bir komplo kurmuş, Hz. İsa’yı (a.s) tutuklayıp Roma valisine teslim etmişlerdir. Roma valisi başlangıçta onun idam edilmesini istememiş; ancak Yahudilerin baskısı sonucunda onu suçluların idam edildiği yere götürmüşler ve iki kişiyle birlikte çarmıha germişlerdir. Hz. İsa (a.s) orada hayatını kaybetmiş, bir kabre konulmuş; bir süre sonra ise mezarda olmadığı görülmüş ve ölüler arasından dirilerek göğe yükselmiştir.

Ancak Kur’an bu anlatımı kabul etmez [19] ve açıkça Hz. Mesih’in hayatta olduğunu, çarmıha gerilmediğini; aksine suçlu olan başka birinin yanlışlıkla çarmıha gerildiğini belirtir. Bazı İslami kaynaklarda ise, Hz. Mesih’in, Hz. Mehdi’nin (a.f) zuhurunda yeniden yeryüzüne döneceği ifade edilmiştir.

 

Havariler

Havariler, Hz. Mesih’in hareketinin devam ettiricileridir ve dört İncil’de, “Resullerin İşleri” bölümünde havarilere değinilmiştir.

Kur’an, havarileri temiz, mümin ve iyi kalpli insanlar olarak tanıtır [20] ve onlar hakkında saygın bir portre çizer; Hz. İsa’nın (a.s) vasisi de onların arasından olmuştur. Buna karşılık İncillerde durum böyle değildir; aksine onlara yakışmayan, çirkin tasvirler yapılır ve onların anlayışı kıt, iradesi zayıf, imanı sarsak ve toplum üzerinde fazla etkisi olmayan kimseler oldukları anlatılır [21]. Bu, İslam’ın onları mümin ve seçkin kişiler olarak tanıtmasının tersinedir.

Dört İncil, Hz. Mesih hakkında her ne kadar tam ve kapsamlı bir tablo sunmasa da çizdikleri portre, Hristiyanların benimsediği ve dikkat ettikleri Mesih tasvirinden farklıdır.

 

Hz. İsa (a.s), şeriat ve ilahi hükümleri uygulamak için gelmişti; yalnızca kendisini ve birkaç kişiyi kurtarmak için gelmemişti. O, gayret ve cihat ehliydi. Luka İncili 12. bölüm 49–53. ayetlerde şöyle denir: “Yeryüzüne ateş atmaya geldim; onun şimdiden tutuşmasını ne kadar isterdim.” Bu da Hz. İsa’nın (a.s) mücadele için geldiğini göstermektedir. Hatta arkadaşlarını da kılıç ve savaş aletleri temin etmeye çağırır; “Kılıcı olmayan, elbisesini satsın ve bir kılıç alsın” der. [22] (Luka, bölüm 22, ayet 7).

 

Hz. İsa (a.s) hakkında “siyasetle ilgilenmediği” yönündeki iddia doğru değildir; aksine o doğrudan krala karşı tavır almıştır. Hristiyanlar onun seküler olduğunu söylerler; oysa bu kesinlikle doğru değildir. O, siyasi, mücadeleci ve güçlü bir şahsiyetti; onun siyaseti dininin ta kendisiydi ve dini de siyasetinin aynısıydı.

 

Dinler ve Mezhepler Araştırmacısı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Resul Rezevî

 

----------------

[1]- Beytüllahim, günümüz Filistin’inde Nasıra eyaletine bağlı şehirlerden biridir.

[2]- Meryem, 16.

[3]- Noel (İngilizce: Christmas, Fransızca: Noel), Hristiyan takvimine göre İsa’nın doğum günü olarak kabul edilen ve dünya genelindeki Hristiyanların en büyük bayramıdır. Hristiyanlar bugünü özel törenlerle kutlarlar; örneğin Noel ağacı süslenir ve Noel Baba adlı bir figür bugünde insanlara hediyeler verir. Hristiyanların çoğu bu bayramı 25 Aralık’ta kutlar. Bu bayramın kökeninin, Hristiyanlıktan önce Romalıların dini olan Mitraizme dayandığı kabul edilmektedir. (Muhammed Beheşti; Ferheng-e Saba / İngilizce Vikipedi, 22 Aralık 2006 sürümü).

[4]- Meryem, 27–32.

[5]- Âl-i İmrân, 42.

[6]- Mâide, 75.

[7]- Âl-i İmrân, 45.

[8]- Mâide, 110.

[9]- Yuhanna İncili, 2. Bölüm. (Üçüncü gün Celile’nin Kana kentinde bir düğün vardı; İsa’nın annesi de oradaydı. İsa ve öğrencileri de düğüne davet edilmişti. Şarap bitince, İsa’nın annesi ona, “Şarapları yok” dedi. İsa ona, “Ey kadın, benimle senin aranda ne var? Benim saatim henüz gelmedi” dedi. Annesi hizmetkârlara, “Size ne derse onu yapın” dedi. Orada Yahudilerin arınma geleneğine göre her biri iki ya da galon altı taş küp vardı. İsa, “Küpleri suyla doldurun” dedi; onlar da ağzına kadar doldurdular. Sonra, “Şimdi alın, ziyafet sorumlusuna götürün” dedi. Götürdüler. Ziyafet sorumlusu, suyun şaraba dönüştüğünü tadınca -suyun nereden geldiğini bilmiyordu, ama suyu çeken hizmetkârlar biliyordu- damadı çağırıp ona dedi ki: “Herkes önce iyi şarabı sunar, insanlar içip sarhoş olduktan sonra kötüsünü getirir; ama sen iyi şarabı şimdiye kadar saklamışsın.” İsa, Celile’nin Kana kentinde gerçekleştirdiği bu ilk mucizeyle yüceliğini gösterdi; öğrencileri de ona iman ettiler.)

[10]- Meryem, 31.

[11]- Meryem, 32.

[12]- Yuhanna İncili, 2. Bölüm.

[13]- Meryem, 31.

[14]- En‘âm, 85.

[15]- Hüseyin Tevfikî, Büyük Dinlere Giriş, s. 150.

[16]- Şehid Murtaza Mutahhari, Eserler Külliyatı, c. 5, s. 119.

[17]- Mâide, 75.

[18]- Saff, 6.

[19]- Nisâ, 157. “Biz Allah’ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demeleri sebebiyle… Oysa onu öldürmediler ve çarmıha germediler; fakat onlara benzetildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler; buna dair hiçbir bilgileri yoktur, sadece zanna uyarlar. Kesinlikle onu öldürmediler.”

[20]- Âl-i İmrân, 52-53.

İsa, onlardan inkârı sezince dedi ki: “Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?” Havariler dediler ki: “Biz Allah’ın yardımcılarıyız; Allah’a iman ettik. Şahit ol ki biz Müslümanlarız. Rabbimiz! İndirdiğine iman ettik, elçiye uyduk; bizi şahitlerle birlikte yaz.”

[21]- Matta İncili, 20. bölüm 17. ayet; Luka İncili, 25. bölüm 24. Ayet

[22]- Luka İncili, bölüm 22, ayet 7.

Tarih: 29-12-2025

FACEBOOK YORUM
Yorum