içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Orucun Farz ve Sahih Olmasının Şartları

Oruç, ilahî dinlerde nefis terbiyesi ve eğitimi için en önemli programlardan biri olan ve geçmiş bütün ümmetlere de farz kılınan bir ibadettir.

Orucun Farz ve Sahih Olmasının Şartları

Bismillahirrahmanirrahim

 

Orucun insan üzerindeki etkilerinin bir kısmını şöyle sıralayabiliriz: Açlık ve susuzluğu hissetme sonucu mahrum kimselerle dertleşme hissinin uyanması, irade ve nefsin isteklerine karşı direnme hissinin güçlenmesi, kıyamet gününün açlık ve susuzluğunun hatırlanması...

 

Orucun, insan bedeninin sağlığı ve düzeni üzerinde de etkisi kanıtlanmıştır. Nitekim Hz. Resulullah (s.a.a), “Oruç tutun ki sağlıklı olasınız” şeklindeki buyruğu bu hususa işaret etmektedir. Bunların dışında Yüce Allah, oruç tutanlara çok büyük mükâfatlar da verecektir. Ayrıca oruç, insandaki şehvet duygusunun gücünü azaltmak, yemek kaynaklı zorluklar ve sıkıntılar karşısında tahammüllü olmayı temrin etmek ve kendini eğitmiş, iradeli, güçlü ve kanaatkâr insanları terbiye etmek, bu ibadetin bazı bereketlerindendir. Allah’ın velileri, Ramazan ayındaki farz orucu tutmakla birlikte, çok sayıda müstehap/sünnet oruçlar da tutarlar ve bunların Allah’a yakınlaşma vesileleri olduklarına inanırlardı.

 

786- Kutsal İslam dinine göre oruç, Yüce Allah’ın emrini yerine getirmek maksadıyla, insanın gün boyu fecrin doğuşundan gün batımına kadar yemekten, içmekten ve ayrıntıları ileride açıklanacak olan diğer şeylerden sakınmasından ibarettir.

 

787- Orucun farz oluşunun şartları şunlardan ibarettir:

1) Buluğ/Ergenlik çağına ermek.

2) Aklî dengesi yerinde olmak.

3) Oruç tutma gücüne sahip olmak.

4) Baygın olmamak.

5) Yolcu olmamak.

6) Hayız/Âdet ve nifas/lohusalık hâlinde olmamak.

7) Orucun zarar vermemesi.

8) Orucun tahammül edilemeyecek derecede zor ve çok meşakkatli olmaması.

 

788- Oruç, yukarıda belirtilen şartlara haiz kimselere farzdır. Dolayısıyla baliğ olmayan çocuğa, deliye, baygına, oruç tutmaya gücü olmayana, yolcuya, hayız veya nifas hâlinde olan kadına, kendisine orucun zararlı veya çok meşakkatli olduğu kimseye oruç farz değildir.

 

789- Bir çocuk, Ramazan ayında sabah ezanından önce bulûğ çağına ererse, oruç tutmalıdır. Ama sabah ezanından sonra baliğ olan çocuğa, o günün orucu farz olmaz.

 

790- Buluğ çağına yeni ermiş kız çocuklarının [1] oruç tutması farzdır ve sırf zorluk, güçsüzlük, bünye zayıflığı ve benzeri gibi sebeplerden dolayı orucu terk etmeleri caiz değildir. Evet, oruç tutmak onlar için zarar verir ve dayanılması güç bir zorluğa yol açarsa, bu durumda oruç tutmamalarının sakıncası yoktur.

 

791- Âdet gören veya lohusalık döneminde olan bir kadının orucu sahih değildir. Hatta akşam ezanından çok kısa bir süre önce bile âdet kanı görse veya doğum yapsa, aynı şekilde sabah ezanından çok kısa bir süre sonra hayız veya nifas kanı kesilse de orucu batıl olur.

 

792- Orucun, kendisine zarar vereceğini bilen veya (aklen geçerli bir ihtimal sebebiyle) zarar vermesinden korkan kimseye oruç farz değildir. Hatta bazı durumlarda haramdır da. Bu bilgi ve korku ister şahsi tecrübe, ister güvenilir bir doktorun sözü ve isterse de herhangi makul ve mantıklı bir gerekçe sonucu oluşsun fark etmez. Eğer bu hâliyle oruç tutarsa, orucu sahih değildir. Evet, “kurbet” kastıyla oruç tutar ve sonradan zararlı olmadığı anlaşılırsa, orucu sahih olur.

 

793- Orucun kendisine zarar vermeyeceğine inanan ve oruç tutmaya başlayan ama akşam olduktan sonra zarar verdiğini gören kimsenin orucu batıldır ve o günü kaza etmesi gerekir.

 

794- Orucun hastalığa sebebiyet verme veya hastalığı şiddetlendirme hususundaki etkisini ve oruç tutmaya güç yetirememe olasılığını belirlemek, tamamen oruç tutan kimsenin kendi teşhisine bağlıdır. Dolayısıyla eğer doktor orucun zarara yol açacağını söyler fakat şahsın kendisi tecrübesine dayanarak zarar vermediğini bilirse, oruç tutmalıdır. Aynı şekilde eğer doktor orucun zarar vermeyeceğini söyler ama şahıs orucun kendisine zarar vereceğini bilir veya zararlı olacağına ihtimal verirse, oruç tutmamalıdır ve oruç tutmak ona haramdır.

 

795- Ramazan ayının gündüzünde iyileşen bir hastanın, oruca niyet etmesi ve o günü oruç tutması farz değildir. Ama eğer öğleden önce iyileşir ve oruca aykırı fillerden birini yerine getirmemiş olursa, müstehap ihtiyat gereği oruca niyet edip orucu tutabilir; Ramazan ayından sonra o günü kaza etmelidir.

 

796- Müstehap oruç tutmak için insanın boynunda Ramazan ayına ait kaza orucu, aynı şekilde farz ihtiyat gereği başka bir farz oruç olmamalıdır.

 

797- Üzerine Ramazan ayına ait kaza orucu farz olan ama böyle birinin müstehap oruç tutmasının sahih olmadığını bilmeyen bir kimse, müstehap niyetle oruç tutarsa, orucu batıldır ve üzerindeki kaza orucu yerine de geçmez.

 

798- Boynunda Ramazan ayına ait kaza orucu olup olmadığını bilmeyen bir kimse, şer’an yapmakla görevli ve sorumlu olduğu oruç niyetiyle -ister kaza orucu olsun, ister müstehap oruç- oruç tutar ve gerçekte üzerinde kaza orucu olursa, tuttuğu bu oruç kaza orucu olarak sayılır.

 

799- Üzerine Ramazan ayına ait kaza orucu farz olan bir kimse, bunu unutup müstehap oruç tutar ve gün ortasında durumu fark ederse, müstehap orucu batıl olur. Evet, eğer öğleden önce durumu fark ederse, Ramazan ayının kazasına niyet edebilir; ancak öğleden sonra hatırlarsa, kaza niyeti etse dahi orucu sahih değildir.

 

----------

[1]- Meşhur görüşe göre kamerî yıl hesabıyla dokuz yaşını (Şemsî yılıyla 8 yıl, 8 ay ve 23 günü) doldurmaktır.

Tarih: 09-03-2024

FACEBOOK YORUM
Yorum