içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Rivayetler Açısından Üzerlik (Espend) Tütsülemek

Rivayetlerde “Üzerlik” (esfend/espand) hakkında “Şeytanları uzaklaştırdığı” gelmiştir. Çünkü iyi bir dezenfektandır ve bazı rivayetlerde zararlı unsurlar mecazen “şeytan” olarak ifade edilmiştir.

Rivayetler Açısından Üzerlik (Espend) Tütsülemek

Bismillahirrahmanirrahîm

 

“Üzerlik” dumanı ve kendisi evde bulunduğunda, evin ve içindekilerin şeytanlardan korunmasına vesile olur ve nazara karşı da etkisiz değildir.

Üzerlik (esfend) tütsülemenin nazarı önlemede bir etkisi var mıdır?

Rivayetlerde “üzerlik” (esfend/espand) hakkında şöyle geçmektedir: Şeytanları uzaklaştırır; çünkü iyi bir dezenfektandır ve bazı rivayetlerde zararlı unsurlar mecazen “şeytan” olarak ifade edilmiştir. Onun dumanı ve kendisi evde bulunduğunda, evin ve içindekilerin şeytanlardan korunmasına vesile olur ve nazara karşı da etkisiz değildir. [1]

Üzerlik tütsülemenin nazarı önlemek için dinî bir dayanağı var mıdır?

Şüphesiz insanlar hem gerçeklerle ve hem de gerçeğin kılığına bürünmüş hurafelerle karşı karşıyadır. Akıllı insan, hakikatlere ulaşmaya ve hayatını bu hakikatler üzerine kurmaya çalışır; her ne kadar bu oldukça zor bir iş olsa da mümkün olduğu ölçüde hurafelerden uzak durur. Bazı gerçekler hurafe zannedilirken, bazı hurafeler ise insanların gözünde gerçeklerden daha gerçek kabul edilmektedir. Bazı hususlar da hurafe ile gerçeğin bir karışımıdır ve esaslı bir arınma ve ayıklamaya ihtiyaç duyar.

Halk kültüründe yer alan, yaygınlaşmış ve hurafeden de nasibini almış konulardan biri “nazar” ve “kem göz” inancıdır; yani bir kişinin, herhangi başka bir eylemde bulunmadan, sadece özel bir bakışla başkasına zarar vermesidir. Nazarın gerçekleşmesinde, bakan kişinin karşı taraftaki güzelliği görmesi ve bundan etkilenip hayranlık duyması gereklidir.

İslam’ın bu konudaki görüş ve yaklaşımı, faydalı olabilir ve meseleyi açıklığa kavuşturabilir.

 

Kur’ân Açısından Nazar

Kur’ân’dan iki ayeti birçok müfessir nazarla ilişkilendirmiştir:

1- Yusuf Suresi, ayet 67: Bu ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“(Yakub) dedi ki: Ey oğullarım! (Mısır’a) girdiğinizde hepiniz bir kapıdan girmeyin; ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla birlikte Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm yalnızca Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim; tevekkül edenler de yalnızca O’na güvenmelidir.”

Bu ayetin tefsirinde zikredilen ihtimallerden biri de nazardır. Zira Hz. Yusuf’un (a.s) kardeşleri güzel yüzlü ve düzgün yapılıydılar; ayrıca sayıları da fazlaydı. Babaları Hz. Yakub (a.s), Mısır halkının onlara nazar değdirmesinden endişe etti. Bu sebeple çocuklarına, tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girerek dağınık şekilde şehre girmelerini tavsiye etti ki nazara uğramasınlar. [2]

 

2- Kalem Suresi, ayet 51: Bu ayet halk arasında “İn yekâd” ayeti olarak meşhurdur ve nazardan korunmak için bir sığınak olarak görülür. Allah-u Teâlâ bu ayette şöyle buyuruyor:

“Ey Resul! Kâfirler, Kur’ân’ı işittiklerinde neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi; hasetlerinden ‘O gerçekten bir delidir’ derler.”

 

Allame Tabatabai kendi tefsirinde şöyle diyor: “Müfessirlerin çoğu “Seni gözleriyle neredeyse kaydırıp devireceklerdi” ifadesini nazar (göz değmesi) olarak yorumlamıştır. Nazarı inkâr etmeye dair aklî bir delil yoktur; hatta bazı olaylar vardır ki nazar ile açıklanabilir.” [3]

 

Bu ayetin nüzul sebebi hakkında tefsirlerde şöyle nakledilmiştir: Kureyş’ten bir grup, nazar ve kem gözlülükleriyle tanınan Benî Esed kabilesinden bazı kişileri kiralayarak bu yolla Allah Resûlü’ne (s.a.a) zarar vermek istemişlerdi. Benî Esed’den bazı kişilerin kötü gözlülüğü o dereceydi ki, başkalarına zarar vermemeleri için hapsedildikleri bile rivayet edilmiştir. İşte bu kişiler, Hz. Peygamber (s.a.a) Kur’ân okuduğu sırada yanına gelip: “Bu adam ne kadar fasih! Ne güzel konuşuyor!” dediler. Ancak Allah-u Teâlâ, elçisini onların nazarının zararından korudu. [4]

 

Rivayetler Açısından Nazar

Nazar ile ilgili rivayetler az değildir. Bu rivayetler iki gruba ayrılabilir:

1- Nazarın gerçekliğini ortaya koyan rivayetler

Hz. Resûl-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor:

“Nazar (Göz değmesi) gerçektir ve dağın zirvesini aşağı indirir.” [5]

Bu rivayette, nazarın gerçek olduğuna vurgu yapılmakla kalınmamış, aynı zamanda mecazi bir ifade ile etkisinin şiddetine de işaret edilmiştir. Pek çok rivayette, nazarın gerçekliği kadar etkisinin güçlü olduğu da belirtilmiştir.

Başka bir hadiste Hz. Resûlullah (s.a.a) şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz nazar, insanı mezara ve deveyi tencereye sokar.” [6]

Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) sireti de nazarın gerçek bir olgu olduğunu gösterir; nazara karşı korunma yollarını tavsiye etmiş ve bizzat bu yöntemleri uygulamıştır.

Rivayet edilmiştir ki, İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) nazarın etkisiyle hasta olmuşlar ve Allah Resûlü (s.a.a), Cebrâil (a.s) tavsiyesi üzerine onları iyileştirmek için özel bir muska ve dua kullanmıştır. [7]

 

2- Nazarla Mücadele Yollarını Anlatan Rivayetler

Nazarla mücadele ve korunma yolları hakkında rivayetlerde hiçbir maddi tedaviye işaret edilmez; aksine hepsinde bir şekilde Allah’ı anmanın faydalı olduğu belirtilir. Hz. Resûl-ü Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor:

“Nazar gerçektir. Bir kimse, kardeşi hakkında bir şey karşısında hayranlık duyarsa, Allah’ı anmalıdır; şüphesiz Allah’ı anarsa, nazar ona zarar vermez.” [8]

 

Başka bir hadiste İmam Cafer-i Sadık (a.s), nazardan korunmak için üç defa şu zikri tavsiye etmiştir:

“Allah’ın dilediği olur; Allah’tan başka ne bir güç ne de bir kuvvet vardır. O, Yüce ve Uludur.”
 

Hz. Resûl-ü Ekrem (s.a.a), nazarın etkisiyle hasta olan İmam Hasan (a.s) ve İmam Hüseyin’in (a.s) tedavisi için Cebrâil’in (a.s) tavsiyesi üzerine şu hırzı (muskayı) kullanmıştır:

“Allah’ım! Ey büyük saltanata sahip, eski nimet sahibi, yüce yüzlü, tam kelimelere ve kabul olunan dualara sahip olan! Hasan ve Hüseyin’i cinlerin nefislerinden ve insanların gözlerinden koru.”

 

Başka rivayetlerde, “Allah ne güzel yaratandır, O’na hamd olsun; Allah’ım, onun üzerine bereket ver” demenin [9] ve Âl-i İmrân, İhlâs, Nâs, Felak sureleri ile Âyetü’l-Kürsî’yi okumanın [10] tavsiye edildiği bildirilmiştir.

 

Üzerlik (Espand) ve Nazar

“Espand” ya da diğer adıyla “üzerlik”, daha çok çöl bölgelerinde yetişen yabani bir bitkidir. Şifalı bitkiler arasında sayılır ve tarih boyunca dünyanın çeşitli bölgelerinde tıbbi olarak kullanılmıştır. [11]

Rivayetlerde “espand” (Arapça adıyla “harmal”), ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavisi için tavsiye edilmiştir; ancak özellikle nazar için doğrudan tedavi veya korunma amacıyla önerildiğine dair bir rivayet yoktur.

“Espand” (üzerlik) hakkında aktarılan rivayetlerde bu bitkinin tıbbi yönüne değinilmiştir. Bazı ruhsal rahatsızlıklar, örneğin korku, için kullanımı faydalı görülmüştür. [12] Ayrıca bedensel hastalıklar, örneğin cüzam [13] ve idrar damlaması [14] gibi durumlar için de yararlı olduğu belirtilmiştir.

 

Bir hadiste İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

“Üzerlik (Espand) kökünde neşre (yayma) vardır [15] ve gövdesinde yetmiş iki hastalığa şifa bulunmaktadır.” [16] Ancak bu rivayet isnat (kaynak) açısından güvenilir değildir.

 

Sonuç olarak, üzerliğin doğrudan nazarı önlemek veya tedavi etmek için etkili kabul edildiğine dair herhangi bir rivayet bulunmamaktadır.

 

------------

[1]- Bihârü’l-Envâr, c. 62, s. 233.

[2]- Fazl b. Hasan Tabersi, c. 3, s. 248.

[3]- Muhammed Hüseyin Tabatabai, el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an, c. 20, s. 50.

[4]- Fethullah Kaşanî, Menhecü’s-Sadıkîn fi İlziâmi’l-Muhalifîn, c. 9, s. 390; Abbas Kummî, Sefinetü’l-Bihâr, c. 6, s. 590.

[5]- Şerif Razî, el-Mecazatü’n-Nebeviyye, s. 367.

[6]- Gulam Hüseyin Mecidî, Nehcü’l-Fesaha, c. 2, s. 704; Muhammed Bakır Meclisî, Bihârü’l-Envâr, c. 60, s. 39.

[7]- Bihârü’l-Envâr, c. 92, s. 132 ve c. 60, s. 18.

[8]- Bihârü’l-Envâr, c. 60, s. 25.

[9]- Nehcü’l-Fesaha, c. 2, s. 701; Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, c. 6, s. 256.

[10]- Bihârü’l-Envâr, c. 60, s. 25.

[11]- İslam Ansiklopedisi Dijital Kütüphanesi (Merkez-i Dairetü'l-Maarif-i Bozorg-i İslami).

[12]- Bihârü’l-Envâr, c. 59, s. 234.

[13]- Bihârü’l-Envâr, c. 59, s. 234.

[14]- Bihârü’l-Envâr, c. 59, s. 188; Hüseyin Nuri, Müstedrekü’l-Vesâil, c. 16, s. 446.

[15]- Yani hasedi uzaklaştırmak.

[16]- Muhammed b. Muhammed Kufî, el-Ca’feriyat, s. 244; Nu’man b. Muhammed Temimi Mağribî, Deaimü’l-İslam, c. 2, s. 150; Müstedrekü’l-Vesâil, c. 16, s. 460.

Tarih: 06-04-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum