içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yahûdîlik’de İman Esasları

Bismillahirrahmanirrahîm

Yahûdîlik’de İman Esasları

1. Tanrı, var olan her şeyi yarattı ve onlara hükmetmektedir. 

2. Tanrı, tektir; birdir. O’ndan başka Tanrı yoktur. 

3. Tanrı, bir cisim değildir; Hiçbir şekilde tasvir edilemez. 

4. Tanrı, ezelî; ebedîdir. 

5. İbadet sadece Tanrı’ya mahsustur. O’na ortak koşulmaz. 

6. Peygamberlerin bütün sözleri haktır. 

7. Efendimiz Mûsâ’nın peygamberliği gerçektir. O, kendisinden önce ve sonra gelen bütün peygamberlerin en büyüğüdür. 

8. Mevcut Tevrât’ın tamamı, Tanrı tarafından efendimiz Mûsâ’ya verilenin aynıdır. 

9. Tevrât değiştirilmeyecektir; gelecekte Tanrı başka bir şeriât göndermeyecektir. 

10. Tanrı, insanın bütün işlerini ve düşüncelerini bilir. 

11. Tanrı, emirlerini yerine getirenleri mükâfatlandırır; karşı gelenleri cezalandırır. 

12. Mesîh gelecektir; geciktiği hâlde geleceğine inanılır.

13. Tanrı’nın bildiği bir zamanda dirilme gerçekleşecektir. [1]

 

Yahûdîlik’de On Emir Düstûru

     

Tevrât’a göre on emir, Hz. Mûsâ (a.s) önderliğindeki İsrâîloğulları’nın Mısır’dan çıkışlarından sonra, Sînâ dağının zirvesinde bizzat Tanrı tarafından Hz. Mûsâ’ya (a.s) önce sözlü olarak bildirilen ve ardından iki taş levha üzerine yazılıp verilen emirlerdir. [2] İki levhanın iki tarafına oyulmuş yazı Tanrı’nın yazısıdır. [3] Hz. Mûsâ (a.s) dağdan indiğinde kavminin buzağıya taptığını görünce, öfkesinden levhaları kırmış [4]; bunun üzerine ondan iki taş levha daha yontması istenmiş ve kırk günlük ikinci buluşma sonunda Hz. Mûsâ (a.s) bu defa, Tanrı’nın yazdırmasıyla bizzat kendisinin yazdığı on emri [5] içeren yeni levhalarla geri dönmüştür. [6] Hz. Mûsâ (a.s), Tanrı’nın emriyle bu iki taş levhayı ahid sandığına koymuştur. [7]

 

On emir’in cumartesi yasağı dışında kalanları bütün peygamberlere gönderilen Kutsal Kitaplar’ın ortak öğretileri olup, Kur'ân-ı Kerîm'de Müslümanlar da bu tür vecîbelerle yükümlü kılınmıştır. [8]

 

On emir Yahdîlik’te merkezî bir önem taşımakta ve Yahûdîler on emir okunurken ayağa kalkmaktadır. On emirde insanların bütün ahlâkî fiilleri bir tek Tanrı’ya iman prensibine dayanır. On emir Tanrı’ya karşı olan her tavrı yasaklamaktadır.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de, İsrâîloğulları’ndan yalnızca yüce Allah’a kulluk etmeleri; anaya babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik etmeleri [9]; birbirlerinin kanını dökmemeleri, birbirlerini yurtlarından çıkarmamaları hususunda söz alındığı belirtilmekte ve cumartesi günü sınırı aşmamaları istenmektedir. [10]

 

Tevrât’ta on emir iki yerde [11] şöyle zikredilmektedir:

Seni Mısır diyarından ve esirlik evinden çıkaran Tanrı’n Yahova benim. [12] Karşımda başka ilâhların olmayacaktır. [13]

 

Kendin için oyma put ve yukarıda göklerde olanın yahut aşağıda yerde olanın yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın; onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin. Çünkü ben, senin Tanrı’n Rab benden nefret edenlerden babaların günahını çocuklar üzerinde, üçüncü nesil üzerinde ve dördüncü nesil üzerinde arayan ve beni seven ve emirlerimi tutanların binlercesine inayet eden bir Tanrı’yım. [14]

 

Tanrı’n Rabb’in ismini boş yere ağza almayacaksın; çünkü Rab kendi ismini boş yere ağza alanı suçsuz tutmayacaktır. [15]

 

Cumartesi gününü takdis etmek için onu hatırında tut. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün Tanrı’n Rabb’e sebt’tir, sen ve oğlun ve kızın, kölen ve câriyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı ve yedinci günde istirahat etti; bunun için Rab Sebt (cumartesi) gününü mübarek kıldı ve onu takdis etti. [16]

 

Babana ve anana hürmet et, ta ki Tanrı’n Rabb’in sana vermekte olduğu toprakta ömrün uzun olsun. [17], Adam öldürmeyeceksin. Katletmeyeceksin. [18]

 

Zina etmeyeceksin. [19], Çalmayacaksın. [20], Komşuna karşı yalan şahitlik etmeyeceksin. [21]

 

Komşunun evine tamah etmeyeceksin; komşunun karısına yahut kölesine yahut câriyesine yahut öküzüne yahut eşeğine hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin. [22], [23].

 

Yahûdîlik’de Tanrı İnancı

     

Yahûdî milletinin Tanrı’sı Yehova adını taşımaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de, Yahûdîlerin tevhîd anlayışına da eleştiriler yöneltilmekte, bu konudaki tutumları yüzünden bazı âyetlerde Hristiyanlarla ve bazı âyetlerde de müşrik Araplar’la aynı kategoride ele alınmaktadır. Ayrıca Hristiyanların, Hz. Îsâ’yı (a.s) yüce Allah’ın oğlu kabul ettikleri gibi, Yahûdîlerin de Hz. Üzeyir’in (a.s) yüce Allah’ın oğlu olduğunu söylerler: “Yahûdîler, 'Uzeyr Allah'ın oğludur.' dediler ve Hristiyanlar da 'Mesîh (Hz. Îsâ) Allah'ın oğludur.' dediler. Bu, onların ağızlarıyla gevelediği (gerçek dışı) bir sözdür. Onlar (sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (hak inançlarından bâtıla) döndürülüyorlar!” [24]

 

Kur’ân’da, Yahûdîlerin yüce Allah hakkındaki bazı sözleri de reddedilmiştir. Yahûdîler, “Allah’ın eli sıkıdır”, derler. Aslında, sıkı olan Yahûdîlerin elidir ve onlar, bu iddialarından dolayı lânetlenmiştir: “Yahûdîler: ‘Allah’ın eli sıkıdır’ diyerek (iftira attılar ve haddi aştılar. Bu yüzden) Onların elleri bağlansın! Ve söylediklerinden dolayı Allah’ın lânetine uğrasınlar! Hayır, bilâkis, O’nun (yüce Allah’ın) iki eli açıktır; nasıl dilerse (ve keremine yakışır şekilde) infâk eder. Andolsun Rabbinden, sana indirilen (Kur’ân-ı Kerîm’e).” [25]

 

Diğer taraftan Medine Yahûdîlerinin Kur’ân Kerîm’in ifade biçimini ve yüce Allah’ın kat kat fazlasıyla iade edeceği bir güzel borcu, O’na verecek olan kimdir? meâlindeki âyeti “Kim Allah’a güzel bir borç verecek olursa bu kat kat fazlasıyla kendisine geri ödenecektir” [26] hicvederek, yüce Allah fakirdir ama biz zenginiz şeklindeki sözleri de “Andolsun ki ‘kesinlikle Allah fakirdir, biz ise zenginiz’ diyenlerin sözlerini Allah işitmektedir” [27] eleştirilmektedir.

 

Kur’ân- Kerîm’de, Hz. İbrâhîm’in (a.s) yüce Allah’a şirk koşmadığı bildirilmiştir: “Ben O(na) ortak koşanlardan değilim!” [28], Hz. Yâ‘kûb’un (a.s) kendi oğullarına yüce Allah’tan başkasını yaratıcı kabul etmemelerini söylemiştir: “Tek ilâh'a kulluk edeceğiz, biz O'na teslim olanlarız.” [29], Hz. Yûsuf’un (a.s) sadece yüce Allah’a kul olmayı tebliğ etmiştir. “O, yalnız kendisine tapmanızı/kulluk etmenizi buyurmuştur.” [30] Hz. Mûsâ’nın (a.s) da yüce Allah’ın bir tek olduğunu “Sizin ilâhınız sadece Allah’tır ki, O’nun dışında ilâh yoktur.” [31] O’na ortak koşulamayacağını söylediği ifade edilir: “De ki: O’na hiçbir şeyi (hiçbir şekilde) asla ortak koşmayın.” [32]

 

Yahûdîlik’de Ahiret İnancı 

 

İsrâîlilerin inancına göre, ölen insanların rûhları başka bir âlemde, dünyadaki sosyal mevkilerine uygun bir tarzda yaşarlar. Bu görüş sonraları değişmiş ve başka şekiller almıştır.

 

Daha sonra bu görüş “iyilik yapanların en büyük mükâfatı dünyada uzun zaman yaşamaktır” şeklini almıştır. Fakat yine bu inanç şekli sonradan değişmiştir. Bazıları, rûhun ölmediğine; bedenlerin dirilişi ile hayatın öbür âlemde de devam edeceğine ve ölülerin hesap vereceğine inanırlar.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de Yahûdîlerin ahiret, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili alaycı tavırları da eleştirilmektedir. Bazı Yahûdîler, Tevrât’ta yer almadığı gerekçesiyle ahiret hayatının inkâr edenlerin yanı sıra ahiret hayatını kabul edenler de oradaki azabın sayılı günler olacağını iddia ederler. Talmud’a göre ise azap süresi, Yahûdîler için en çok on iki aydır.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de onların bu iddiasına şöyle karşılık verilmektedir: “(Şeytanî bir aldanışla) Dediler ki: ’Sayılı günlerin dışında, (ahiret’te) ateş asla bize değmeyecektir.’ (Biz seçkin ve sevimli kullarız, nasipli ve kıymetli insanlarız, hangi günahı işlesek yine de bize azap edilmeyecektir.) De ki: ‘Allah katından bir ahit mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah’a karşı (yalan uydurup hiç) bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz (ve sapıtıyorsunuz)?” [33]

 

 

-----------

[1]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, s. 201.

[2]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 19; 24/12-18; 31/18; Tesniye, 5/1-22.

[3]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32/15-16.

[4]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 32/19; Tesniye, 9/17.

[5]- İbrânîce’si on söz anlamında aseret ha-dibberot’tur.  Arapça’ya el-evâmiru’l-aşere, Türkçe’ye on emir şeklinde geçmiştir.

[6]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 34/1, 27-28.

[7]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 25/16; Tesniye, 10/1-5.

[8]- 6/En'âm: 151-153; 17/İsrâ: 23-39.

[9]- 2/Bakara: 83-84.

[10]- 4/Nisâ: 154.

[11]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/2-17; Tesniye, 5/6-21.

[12]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/2; Tesniye, 5/6.

[13]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/3; Tesniye, 5/7.

[14]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/4-6; Tesniye, 5/8-10.

[15]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/7; Tesniye, 5/11.

[16]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/8-11; Tesniye, 5/12-15.

[17]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/12; Tesniye, 5/16.

[18]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/13; Tesniye, 5/17.

[19]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/14; Tesniye, 5/18.

[20]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/15; Tesniye, 5/19.

[21]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/16; Tesniye, 5/20.

[22]- Kitâb-ı Mukaddes, Çıkış, 20/17; Tesniye, 5/21.

[23]- TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 33, s. 347.

[24]- 9/Tevbe: 30.

[25]- 5/Mâide: 64.

[26]- 2/Bakara: 245.

[27]- 3/Âl-i İmrân: 181.

[28]- 6/En‘âm: 79.

[29]- 2/Bakara: 133.

[30]- 12/Yûsuf: 40.

[31]- 20/Tâ-Hâ: 98.

[32]- 6/En‘âm: 151.

[33]- 2/Bakara: 80.

Tarih: 16-10-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum