-
Murat Olgun
Tarih: 28-04-2026 16:14:00
Güncelleme: 28-04-2026 16:19:00
1- Nutfenin oluşumundan önce
a) Nutfenin oluşumundan kırk gün önce anne ve baba, amellerine, davranışlarına ve düşüncelerine dikkat etmeli; günah olan şeyleri dinlemekten ve görmekten kaçınmalıdır. Elbette sürekli dikkatli olmak tavsiye edilir; ancak bu dönemde anne ve babanın işlediği günahlar nutfe üzerinde olumsuz etki bırakır.
b) Bu kırk gün boyunca ve tüm hamilelik süresince namazı vaktinde kılmak, Kur’an okumak ve her zaman abdestli olmak tavsiye edilir.
c) Mümkünse anne ve baba hacamat yaptırsın; böylece kirli kanın nutfe üzerinde olumsuz etki bırakmaması sağlanır.
d) Helal gıdalar tüketmenin yanı sıra şu yiyecekler de tüketilmelidir: Nar, elma, üzüm, hindiba, incir, zeytin, bal, hurma, roka tohumu, sebzeler, kavun.
e) Haram gıdalar çocuğun bünyesinde olumsuz etkiler bırakır. Çocuğun gelişiminin her aşamasında onun beslenmesine dikkat etmeliyiz. Humusu verilmemiş maldan veya başkalarının hakkı bulunan kazançtan kaçınılmalıdır. İmam Hüseyin (a.s), Aşura günü Ömer sa’d’in ordusu hakkında şöyle buyurur:
“Onların karınları haramla dolmuştur ve şeytan onlara hâkim olmuştur.”
f) Tok karnına cinsel ilişkiye girilmemelidir; çünkü bu, çocuğun maneviyatını azaltır. Ayrıca bu eylemin gecenin son kısmında gerçekleşmesi daha uygundur.
g) Anne ve babanın, nutfenin oluşumundan önce üç gün oruç tutmaları daha iyidir.
h) İlişkiden önce şu hususlara dikkat edilmesi tavsiye edilir:
1- İstiğfar etmek
2- Abdestli olmak
3- “Eûzü billâh” ve “Bismillâh” demek
4- Sadaka vermek
5- Günahtan sakınmak
6- İki rekât namaz kılmak
7- Salavat getirmek
8- Ehl-i Beyt (aleyhimüsselam) için ağlamak
9- “Allah’ım, bana bir evlat nasip et; onu takva sahibi ve temiz kıl ve onun sonunu hayır eyle” duasını okumak
I) Çocuğunuzun nasıl olmasını istiyorsanız onu zihninizde tasavvur edin (güzel ahlaklı, mümin, güzel, merhametli vb.).
2- Hamilelik dönemi
1- Enbiyâ Suresi’ni okumak
2- Çokça zikir yapmak
3- Günah meclislerinden uzak durmak
4- Ehl-i Beyt (a.s) meclislerine katılmak
5- Âşûrâ Ziyareti’ni okumak
6- Tahrik edici ve müstehcen müziklerden uzak durmak (çünkü çocukta irade zayıflığına yol açar ve ruhun bozulmasına sebep olur)
7- Müstehcen filmleri izlemekten kaçınmak
8- Sürekli abdestli olmak
9- Kötü kokulardan kaçınmak
10- Güzel koku kullanmak (özellikle gül, yasemin ve nergis kokusu)
11- Nar, elma, üzüm, hindiba, incir, zeytin, bal, hurma, Roka tohumu, sebzeler ve kavun gibi gıdaları tüketmek.
a) Zararlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır (sosis, salam, cips, kakao, küp şeker ve toz şeker, çay, dana eti, konserve gıdalar); çünkü bunlar çocuğun beden ve ruh sağlığını olumsuz etkiler.
b) Annenin erken yatması ve seher vakti uyanması daha iyidir; seher vaktinde Kur’an okumak, gece namazı kılmak ve zikirle meşgul olmak tavsiye edilir.
c) Çocuğun ruhu anne rahminde çok alıcıdır; bu yüzden anne, sözlerine, duyduklarına ve gördüklerine dikkat etmelidir. Olumsuz ve kaba sözler çocuğun ruhu üzerinde kötü etki bırakır. Özellikle dördüncü aydan sonra bebekle konuşun ve ona olumlu, umut verici ve manevi ifadeler telkin edin. Ona güzel ve olumlu hitaplarla seslenin.
3- Emzirme dönemi
a) Önceki tavsiyeler bu dönemde de riayet edilmelidir.
b) Emzirme sırasında abdest alın, çocuğu okşayın ve onunla sevgi dolu sözler söyleyin.
c) Bu dönemde, özellikle uyku hâlinde çocuğun ruhu çok alıcıdır. Ona Kur’an ayetleri ile olumlu ve manevi sözler telkin edin.
d) Çocuk doğduktan sonra sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okuyun. Bu işi annenin yapması daha uygundur.
e) Çocuğun damağını Kerbela toprağı, Fırat suyu veya hurma ile açın.
f) Rezene suyu veya kimyon suyu tüketmek anne sütünü artırır ve düzenler.
g) Çocuğun emzirme süresi şu şekilde hesaplanır: Emzirme süresi: (Hamilelik süresi)- 30. Örneğin, çocuk 9 aylık doğmuşsa: 21 = 30- 9. Eğer 8,5 aylık doğmuşsa: 21,5 = 30- 8,5.
Bu süreden daha az emzirmek çocuğa haksızlık olur ve onda olumsuz davranışların ortaya çıkmasına sebep olabilir.
I) Çocuğu sütten kesmek ani olmamalıdır; bu işlem yavaş yavaş yapılmalıdır.
4- çocukluk dönemi
1- Çocuk konuşmaya başladığında ona “Lâ ilâhe illallah”, “Muhammed Resûlullah” ve salavatı öğretin (aralıklı olarak); 7 defa tekrar ettirin ve ardından onu teşvik edin.
2- Çocuk yürümeye, konuşmaya ve kavramları anlamaya başladığında onu doğaya götürün ve Allah’ın nimetlerini ona tanıtın. Allah’ın büyüklüğünü anlaması için dağı, güzelliğini anlaması için çiçek ve ağacı gösterin; suyu Allah’ın lütuf ve merhametinin bir işareti olarak anlatın vb. (4 yaşından itibaren).
3- Doğada vakit geçirmek çocuk için çok gereklidir (özellikle su ve toprakla oynamak). Çocuğun hareketsiz kalması onun bedenini ve ruhunu olumsuz etkiler. Bu yüzden onu oyuna teşvik edin; aşırı televizyon izlemekten ve hareketsizliğe yol açan bilgisayar oyunlarından uzak tutun ve zaman zaman onunla birlikte oyun oynayın.
4- Bu dönemde (4 yaşından itibaren) çocuk Allah ile tanıştırılmalıdır. Büyük bir şefkatle ona Allah’ın bütün varlıkların yaratıcısı olduğu, yaptıklarımızı gördüğü, iyi insanları sevdiği ve her yerde hazır olduğu öğretilmelidir.
5- Bu dönemde (küçük yaşta) Allah’ın gazabı ve cehennem konuları çok sınırlı tutulmalı; daha çok Allah’ın rahmeti, cennet ve nimetlerinden söz edilmelidir.
6- Dini kavramların öğretilmesi, hoş ve güzel hatıralarla birlikte olmalıdır (oyun, gülümseme, ödül, gezinti vb.).
7- Eğitim sırasında hem çocuk hem de eğitici neşeli ve zinde olmalıdır. Çocuk yorgun, uykulu veya kaygılıyken ona dinî kavramlar öğretilmemelidir; çünkü bu durum, onun zihninde dinle ilgili olumsuz bir hatıranın ömür boyu yer etmesine sebep olabilir.
8- Çocuğun 7 yaşındaki eğitimi resmî ve doğrudan (ders sınıfı şeklinde) olmamalıdır; bunun yerine şiir, hikâye, kısa ve anlaşılır cümleler, çizgi film vb. yöntemler kullanılmalıdır.
9- Dinî kavramlar oyun, tiyatro ve hikâye yoluyla çocuğa aktarılabilir. (Örneğin, karşıdan karşıya geçmek isteyen yaşlı birine yardım etme davranışı tiyatro şeklinde canlandırılabilir.)
10- Hikâyenin amacı sadece çocuğu oyalamak değildir; mutlaka eğitici bir yönü olmalıdır, aksi halde çocuğun zihni değersiz bilgilerle dolabilir. Ehlibeyt ’in (a.s), peygamberlerin ve büyük insanların çocukluk hikâyeleri anlatılabilir. Kötü insanların hikâyeleri ve onların akıbetleri de etkili olabilir. (Elbette bunların hepsi çocuğun yaşına uygun olmalıdır.)
11- Dinî konuların öğretilmesinde şu hususlara dikkat edilmelidir: yumuşak ve güzel bir üslup, uygun ve düzenli bir dış görünüm, güler yüzlü ve iyi ahlaklı olmak.
12- Çocuk eğitiminde sabır gerekir. Çocuğun dikkat süresi zayıf olduğu için bazen bir konu defalarca (aralıklı olarak) tekrar edilmelidir.
13- Çocuğu ibadete teşvik etmek için ona tesbih, seccade; kız çocukları için namaz elbisesi alınmalıdır.
14- Eğer ibadet hâlindeyken çocuk sizin başınıza veya boynunuza tırmanırsa, sert davranışlardan kaçının ve yumuşaklıkla davranın; çünkü bu davranış onun hafızasında kalacaktır.
15- Çocuğu ibadete teşvik ederken sürekli maddi ödüller kullanmak uygun değildir. Teşvikler daha çok manevi olmalıdır (sevgi dolu bakış, okşama, ilgi gösterme, öpme, sözlü teşvik).
16- İlk 7 yıl boyunca çocuğu Kur’an ezberlemeye, namaz kılmaya vb. zorlamaktan kesinlikle kaçınılmalıdır; çünkü bu dönem çocuğun oyunla geçen krallık dönemidir.
17- Küçük yaşlardan itibaren çocuğa yaşam adabı öğretilmelidir. (Selam vermek, büyüklere saygı göstermek, yavaş yemek yemek, izin istemek, yemekten önce “Bismillah”, yemekten sonra “Elhamdülillah” demek, su içtikten sonra “Ya Hüseyin” demek, güzel konuşmak ve kötü sözlerden kaçınmak, başkalarına yardım etmek, ev işlerinde iş birliği yapmak, yemeği iyi çiğnemek vb.)
18- Yanlış davranışların, günahın ve uyuşturucuya yönelmenin sebeplerinden biri, insanın kendisini değersiz ve küçük görmesidir. Bu yüzden çocuğun şahsiyetini aşağılamaktan ve onu küçük düşürmekten kaçınılmalı, ona saygı gösterilmelidir.
19- Olumsuz anlam taşıyan kelimelerden kaçınılmalıdır (şeytan, kötü çocuk, terbiyesiz, sakar, beceriksiz, değersiz vb.), çünkü bu tür sözler çocuğun ruhunu olumsuzluklarla ilişkilendirir.
20- Çocuk bir hata yaptığında, onu dayak, şiddet ve sert azarlama ile karşılamak doğru değildir; çünkü bu durumda hatasını gizlemeye başlar, siz de onun zayıf yönlerini fark edemezsiniz ve yalana yönelir.
21- Doğru yöntem, ona uygun bir şekilde uyarıda bulunmak veya dolaylı olarak (örneğin bir hikâye aracılığıyla) kötü davranışın sonucunu anlatmaktır. Eğer hatasında ısrar ederse, geçici bir mahrumiyet uygulanabilir.
22- Çocuk yanlış bir davranış yaptığında ona “kötü çocuk”, “terbiyesiz”, “kötü huylu” gibi etiketler verilmemelidir. Bunun yerine şöyle denmelidir: “Yaptığın iş doğru değildi”, “Bu yaptığın güzel olmadı”, “İyi çocuk kötü iş yapmaz” vb. (Yani kötülük çocuğun kendisine değil, yaptığı işe nispet edilmelidir.)
23- Çocuk Ehlibeyt (a.s) meclislerine götürülmelidir; ancak bunda aşırıya kaçılmamalıdır. Bu konuda çocuğu yormamak gerekir.
24- Oyuncakların yanı sıra çocuk için faydalı kitaplar da temin edilmelidir.
25- Sadaka çocuğun eliyle verdirilmelidir.
26- Çocuğa kendimizin yapmadığı işler hakkında hiçbir verilmemelidir.
27- Dinî kavramların öğretilmesinde uygun kelime seçimi çok önemlidir. Örneğin “kabir” kelimesini kullanmak uygun değildir, çünkü korku çağrıştırır. Bunun yerine şöyle ifadeler kullanılabilir: “Namaz cennetin anahtarıdır”, “Namaz göz nurudur”, “Namaz hayatın ışığıdır” vb.
28- Dinî eğitimde şiir kullanımı oldukça etkilidir.
29- Dinî sorular yaklaşık 4 yaşından itibaren başlar. Bu sorular çocuğun gelişimi için iyi bir zemindir ve bunlara cevap vermekte ihmal, çocuğun dinî gelişimini engeller.
30- Çocuğun sorusu korkutucu ve sert ifadelerle cevaplanmamalıdır; çünkü bu durum onun dinden uzaklaşmasına sebep olabilir. Verilecek cevaplar doğru olmalı ve çocuğun anlayabileceği seviyede olmalıdır. Doğru cevap için uzman kişilere veya bu alandaki kitaplara başvurulmalıdır.
31- Çocuğun sorularına cevap verilmezse, o bilinçsiz veya kötü niyetli kişilerden soru sorabilir ve yanlış yönlenebilir. Bu yüzden bu sorular ciddiye alınmalı, sabır ve olgunlukla cevaplanmalıdır.
32- Şu tür cevaplardan kaçınılmalıdır:
a) Çocuğun sorularına düşünmeden ve araştırmadan cevap verilmemelidir. Eğer bir sorunun cevabı bilinmiyorsa, çocuğa onun sorusuna daha sonra cevap verileceği söylenmelidir.
b) Çocuğa cevap vermek için uygun zaman ve mekân seçilmelidir. Cevaplar, başka bir işle meşgul olunurken verilmemelidir. Sorulara cevap verirken somut ve bilimsel örneklerden faydalanılmalıdır.
Örnek: İmam Cafer Sadık (a.s), Allah’ı görmek isteyen bir çocuğa, bir miktar şekerin suya çözündürülmesini emreder. Çocuk içtikten sonra ona “Tadı nasıl?” diye sorulur. Çocuk “Tatlı” der. İmam: “Neden?” diye sorar. Çocuk: “Görünmüyor ama tadından anladım” der. İmam: “Aferin. Allah da bu âlemde vardır (ama gözle görülmez). Dağlara, ovalara, tabiata, yiyeceklere ve güzelliklere bakarken aldığın haz, onların bir yaratıcısının varlığını gösterir; bu da gözle görülemez.”
Soru ve cevaplardan bazı örnekler:
Allah kimdir? Bizi yaratan ve bizim için suyu, ekmeği, havayı ve diğer şeyleri yaratarak onlardan faydalanmamızı sağlayan varlıktır. O’nun merhameti anne ve babanın merhametinden daha fazladır. O, tüm varlıklardan daha güçlüdür.
Allah nerede? Allah her yerdedir.
Allah nasıl her yerde olur? Hava gibi; hava her yerdedir ve biz onsuz yaşayamayız. Allah da her yerdedir ve biz O olmadan yaşayamayız.
Eğer Allah her yerdeyse neden O’nu göremiyoruz? Hava, ısı, elektrik gibi birçok şeyi göremeyiz ama onların var olduğunu biliriz.
Allah’ı kim yarattı? O her zaman vardı ve O’nu kimse yaratmamıştır.