içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Tasuâ Günü Ne Oldu?‎

Muharrem ayının 9. gününe “Tasuâ” denir. Bugünde Hicri 61 yılında vuku bulan olaylar:‎

1- Hz. Hüseyin (a.s), ailesi ve yarenlerinin Kerbela çölünde tamamen muhasaraya alınmaları.

İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: ‎

“Tasuâ Günü Hüseyin’in (a.s) Kerbela’da muhasara edildiği gündür. Bugünde Şam ‎ordusu ‎‎İmam’ı kuşattılar ve Mercane’nin oğlu İbn-i Ziyad ve Ömer Sa’d askerlerinin ‎çokluğuna ve ‎Hz. ‎Hüseyin’in kimsesiz kaldığına sevindiler ve bildiler ki, artık Hüseyin’in ‎yardımına ‎gelecek ‎yoktur.”

İmam Cafer-i Sadık (a.s) sonra şöyle buyurdu:

“O yalnız kalan garip haline ‎ben feda ‎olayım ‎Hüseyin!”‎

 

2- ‏Şimr’in dört bin askerle Kerbela’ya Gelişi

Şimr b. Zilcavşen (kendisine ve diğer Emevi taraftarlarına gökteki yıldızlar çöldeki kum ‎‎‏taneleri sayınca sonsuza dek lanet olsun) dört bin askerle İbn-i Ziyad tarafından Kerbela’ya ‎‎‎gönderildi ve İbn-i Ziyad tarafından, Hz. Hüseyin (a.s) teslim olmazsa, hemen savaşı başlatmakla ‎‎görevli ‎olduğuna dair bir de emir getirmişti. Bunun üzerine Hz. Hüseyin’in (a.s) çadırlarına doğru ‎ilk ‎‎saldırı emri Tasuâ günü verildi. Ancak Hz. İmam Hüseyin (a.s), kardeşi Hz. Ebulfazl Abbası (a.s) ‎‎‎göndererek düşmandan bir gece mühlet istedi. Buyurdu ki:

“Eğer imkân bulursan düşmanla ‎‎konuşarak bu savaşı yarına ertele ki, bu geceyi Rabbimize namaz, dua ve istiğfarla ‎geçirelim. ‎Allah biliyor ki ben namazı ve Kur’an tilavetini, çok dua edip istiğfar etmeyi ‎severim...” ‎‎

Böylece savaş Aşurâ gününe ertelendi.

 

3- ‏Şimr’in Eman Mektubu ‎

Tasuâ günü Şimr, Hz. Hüseyin'in (a.s) çadırlarına gelerek “bizim yiyenlerimiz nerede?” diye ‎‏bağırdı. ‎Şimr’in maksadı Hz. Ebulfazl Abbas (a.s) ve kardeşleri idi; çünkü Hz. Ebulfazl’in (a.s) annesi ‎‎Şimr’in de ‎mensup olduğu Kilap kabilesindendi.‎

Cevap vermek istemeyen Hz. Ebulfazl Abbas (a.s), İmam Hüseyin’in (a.s) “Fasık olsa cevabını ver” ‎diye ‎‎emir vermesi üzerine, “Ne istiyorsunuz?” dedi.‎

Şimr: “Ben size güven mektubu almışım; Hüseyin’den ayrılsanız siz güvendesiniz” dedi. ‎Bunun ‎‎üzerine Hz. Ebulfazl Abbas (a.s):

“Sana da senin güvenine de lanet olsun; nasıl bize ‎güven ‎‎veriyorsun, oysa Resulullah’ın evladının güveni yoktur.”

  ‎

4- Hz. Hüseyin’in (a.s) Vefalı Kardeş ve Sancaktarı

‏Hz. Ebulfazl Abbas (a.s) Kerbala’da İmam Hüseyin’in (a.s) sancaktarıydı. ‎

Aşura günü İmam Hüseyin (a.s) “Çocuklara su getir” diye buyurması üzere, Fırat nehrini kontrol ‎‎‎eden yüzlerde düşman askerinin ablukasını yararak Fırat’a erişmiş susuzluğuna rağmen ‎‎kardeşi ‎Hz. Hüseyin’in (a.s) susamışlığını hatırlayarak avcuna doldurduğu suyu tekrar nehre dökmüş ‎ve ‎tulumunu suyla doldurarak ‎su içmeden nehirden ayrılmıştır.

 ‎

5- Marifet ve Basiret Sayesinde En Yüksek Makama Erişmek

Ebulfazl Abbas’ın (a.s) taşıdığı basiret, üstün derece ilim, takva ve şecaat ve zamanın ‎İmam’ına ‎tam ‎bir itaat yüzünden masum olmasa da Ehl-i Beyt İmamları (a.s) tarafından çok yüksek ‎makama sahip ‎olduğu açıklanmıştır; sanki masum derecesinde sayılmıştır. ‎

İmam Zeynulabidin (a.s) onun hakkında şöyle buyurmuştur:‎

‎“Amcam Ebulfazl Abbas’ın Allah katında öyle bir makamı var ki kıyamet günü, bütün ‎şehitler ‎onun ‎makamına gıpta ederler.” (Biharu’l-Envar c. 22 s. 274)‎

Selam olsun ona doğduğu gün ve selam olsun ona şehit olduğu gün.‎

Bu yazı 618 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum